Sayfalar

31 Aralık 2014 Çarşamba

merhaba yeni yıl hoşgeldin!

2014'e girerken beklentilerimi bir kağıda yazıp buzdolabına asmıştım..çok şükür gerçekleştiler..

2015'ten çok fazla bir beklentim yok..

2013 ve 2014 eksildiğim yıllar oldu, Allah 2015'te kimseyi başımdan eksik etmesin..

2013 çoğaldığım 2014 büyüttüğüm yıllar oldu.. Allah daha nicelerini göstersin..

arin'im canım oğlum ömrüm çok mutlu çok sağlıklı olsun..

ailem mutlu ve sağlıklı olsun..

aras'ım canım herşeyim beni çok sevsin..

2015 güzel bir yıl olsun..sevdiklerim benimle olsun..

başka da bir şey istemiyorum..

merhaba yeni yıl hoşgeldin!

17 Aralık 2014 Çarşamba

anlamadım bıbıcım!

tam bir sene geçti tarihi yolsuzluğun üzerinden..

merak ediyorum acaba bilal anladı mı neler olup bittiğini?

paraların "sıfırlanamayan" kısmı nereye gitti?

bu bir senede paraların üzerine yenileri eklendi mi?

çok ünlü muhterem san'atçımızın çocuğunun psikolojisi nooldu?

reza efendi cari açığı kapatabildi mi?

bakanın saatinin pili bitti mi?

"önünde yatılacaklar" listesine yeni kişiler eklendi mi?

şehrizar konaklarındaki yeni komşular hoşgeldine gelip gitti mi?

ayakkabı kutuları dolup taşmaya devam ediyor mu?

bu millet bütün bu olanları hala hatırlıyor mu?

bizim ülkemizde hırsızsan iş bulamazsın, kız alamazsın, saygı ve sevgi göremezsin..ama devletin en tepesine çıkabilirsin!

#hırsızvar

8 Aralık 2014 Pazartesi

pozitif doğum hikayesi

"şu an dört kilo..kafası da bu haftaya göre 2 cm büyük..ama sen de ufak tefek bi kadın diilsin..normal istiyorsan sorun yok ama sen bilirsin..karar senin.."

"yaa fahri bey ama tam 39. hafta bayram haftası..siz de burada yoksunuz ya sancım tutarsa.."

"sanmıyorum 40 haftayı doldurur bence..bayramdan önce de alabiliriz bi sorun yok ama karar senin..doğurturum ben seni.."

"hayır yani bari dalmaya gitmeseydiniz..yurtiçi olsaydı..şimdi ne gerek var ki tatil yapmanıza..ben eşinizi ikna ederim, valla! hayır denizin üzerinde olsanız neyse de denizin altında ulaşamam ki ben size! hem mısır karışık boşverin siz yeaa gitmeyiverin! :)"

"hahaha çok alemsin pelin! bekleyelim istersen korkacak bi durum yok"

sonuçta korktum! :) ya doktorum burada diilken sancım tutsaydı..yani arin dört kilonun altında olsaydı korkmazdım doktorumun burada olmamasından ama bu kadar büyük bebeği doğururken fahri beyden başkasına da güvenemezdim..

sonuçta o haftasonu yerde miyim gökte miyim anlamadan geçti..artık arin'i taşımak iyice zorlaşmıştı..oturamıyorum, kalkamıyorum, ödem ödem ödem....pazartesi tekrar gittim doktora annem de yanımda..

"cuma doğursam mı ben fahri bey?"

"sen bilirsin ben bişi diyemem..beklemek istersen bekleyelim bak yine söylüyorum.."

"ama ya dört kiloyu çıkaramazsam?"

"e o zaman sezaryene döneriz"

"peki ya siz yokken geleceği tutarsa?"

"ben seni çok iyi bir hekim arkadaşıma emanet edip gideceğim..korkma.."

"ay yok ya gelir melir..ben siz doğurtun istiyorum hem..doğurayım ben cuma günü!"

"dur o zaman ben bi aşağıyı arayayım müsait mi?"

....

"tamam cuma müsaitmiş!"

"fahri bey sabahın köründe getirtmeyin beni buraya ama uyayım ben sabah!"

"ok 12 nasıl?"

"iyi!"

"sabah 8de burada olcan ama"

"erkenmiş :) olsun gelirim..siz doğuma alana kadar uyurum yine nooolcak yea! he ama iki şartım var: bir, kocam yanımda olcak! iki, kafam yerinde olcak! kafa mühim!"

":)) hallederiz ikisini de!"

o günden itibaren cuma gününe kadar arin'i tehdit ettim..bak geliyosan gel yoksa cuma kesin geliyosun diye :) gelmedi..cuma günü geldi çattı..yok aslında perşembe günü geldi çattı!

"aşkımmmm bence bana bi gecelik daha almalıyız! pijamalarla rahat edemem tek gecelik de yetmezmiş!"

"tamam canım alalım"

"ama ben bi geceliğe yüz lira vermem..tüccarbaşında pazar var hadi pazara çıkalım!"

pazara çıktık..yüz lira vermedim tanesi on liradan cillop gibi iki gecelik aldım..ayrıca bi gecelik de pek ala yetti! :)

akşamında güzel bi yemek yedik koccayla..ama eve döndüğümüzde ikimizin de ağzını bıçak açmıyordu..dokuz doğuruyoduk! :)

"ay izleyip durma şu sezaryen videolarını sonra doğuma giremezsin ben tek başıma doğuramam!"

"ya bişi yok ki gircem ben!"

"amaan yatıyorum ben"

"tamam aşkım geliyorum ben de"

cuma sabah oldu..nası heyecanlıyız..e kolay mı ikiyken üç olcaz! onu aldık mı bunu aldık mı faslından ve arabaya giderken gördüğümüz herkese doğuma gidiyoruz dedikten sonra çıktık :)

bütün sevdiklerim yanımdaydı..odayı süsledik..her yerde balonlar..bi de komikli bi gözlük vardı onu taktık bekliyoruz işte anestezi uzmanı gelecek diye..

"şimdi pelin hanım belinizden yapacağız iğneyi..korkmayın kıpırdamamanız için sizi tutcaz.."

"kesin uyuşurum dimi hissetmem yani?"

"diş hekimleri uyuşturunca dudağınızı hissetmezsiniz ya bu da öle bişi"

"beni daha önce dişçi hiç uyuşturmadı..ben diş bile çektirmedim!"

"hönk! kesin uyuşursunuz korkmayın!"

sonra beni almaya geldiler..üç buçuk atıyorum ama çaktırmıyorum! güle oynaya indim ameliyathaneye..

"şimdi biraz yakacak iğne başta..bu ilk iğne o bölgeyi uyuşturmak için..epidurali bundan sonra takacağım..kımıldamamaya çalışın lütfen"

"tamam"

....

"taktınız mı?"

"evet!"

"e hissetmedim?!"

o andan itibaren bekledik ki ben uyuşayım..bacaklarım ağırlaşmaya başladı..ama ayak parmaklarımı oynatabiliyodum..

"ayak parmaklarımı oynatabiliyorum uyuşmadı?!"

buz değdirdiler bişi hissetmedim..uyuşmuşum..

doktorum geldi o arada..

"kocam nerde? fahri bey aras nerde? kesmeyin bak sakın o gelmeden! ya hissetmiyorum ki ya kesmiyosunuz dimi? aras gelsin öle başlayın bak kesmeyin sakın! kesmeee!!! :)"

"dur geliyo hazırlanıyo...hah geldi rahatla artık! :)"

"nerdeydin niye geç geldin? kesiyolar mı? napıyolar? bu örtüyü çekseler ya? hem niye geç aldılar seni?!"

"yahu geldim işte aşkım dur daha kesmediler! sakin :)"

"aşkım napıyolar? kestiler mi? ya bişi hissetmiyorum ki? ay fahri bey hani çekiştirmeleri bebek büyük diye çok hissedecektim napıyosunuz siz orada?"

"e ne güzel işte hissetmiyosun..bi de dört kilo diilmiş ne biçim rezil olacam sana!"

"dört kilo diilse bağlantılarını takın tekrar bayramdan sonra geliriz yine :)"

"ahahahaha"

uvaaaaaaaaa! en güzel ses! şimdiye kadar duyduğum en güzel ses!!!!!!

"ohaaaa martı mı doğurdum ben ya!!"

"hahahaha ayyy ne kadar kocaman bi bebek bu! maşallah!"

"doğdu mu? aşkım baksana!"

aras ayağa kalktı o ara heyecanla :)

"aras bey oturun lütfen.."

perdenin arkasından arin'i gördüm! ve hep merak ettiğim kordonu :)

"doğdu!!!!!!"

"aşkım güzel mi? aşkım napıyolar? getirsenize yahu? allalalaa çocuk benim diil mi napıyosunuz getirsenizee! :)"

"çok güzel aşkım dur temizliyolar sakin :)"

arin'i koynuma getirdiler..aras'ın eli elimde arin'in yanağı yanağımda..o an zaman dursaydı bence..sonsuza dek o anda kalsaydık......

odaya çıkarken kat hemşireleri beni gördüklerinde doğum yaptığıma inanmadılar..çünkü ben bıdır bıdır bişiler anlatıyodum ve beni getiren hemşireler kahkahadan kırılıyorlardı! zaten komik tepkilerim ve düşük çenem yüzünden ameliyathanede sürekli kahkaha sesleri vardı! akşamına da ayaklandım zaten..valla yarım saatliğine ameliyathanede bulundum askerlik anısı gibi her gördüğüme olanları anlattım hastanedeyken :)

siz pozitif doğum hikayeleri hep normal doğumlarda mı oluyo sanıyodunuz? bence bu anlattığım dünyanın en pozitif doğum hikayesi :)

18 Kasım 2014 Salı

bizim zamanımızda..

bir bilgisayara sahip olduğumda 6, hadi bilemedin 7 yaşındaydım.. (annem kesin biliyodur kesin!) benim neslim için oldukça erken bi yaş..mahallede bizden başka kimsede bilgisayar yoktu..komşu çocukları falan oyun oynamaya gelirlerdi..biz de oynardık..ama yine de sokak daha cazip gelirdi..

ben kendimi bildim bileli evimizde televizyon var..çok fazla kapalı da görmedim televizyonu :) bizim evimiz televizyon izlenen bir evdi yani..ama ben lise sondayken bile akşamları bir dizi izleme hakkım vardı ve o zaman diziler şimdiki gibi gece yarıları bitmezdi, saat dokuz civarı biterdi..sonra yatak..kurallar böyle..hala parlament gece sineması nası bişeydi bilmem..o konu çok gizemli, o müzikten sonra ne çıkıyodu acaba?! :)

telefon da vardı hep..neyse..telefon konusunda pek konuşmayalım bence, zira aile bütçemizi az yerle bir etmedim.. O_o

kendime ait bi cep telefonum üniversiteye başladığımda oldu..ondan önce babamınkini az sömürmedim..cep telefonuyla da 11 -12 yaşında tanışmışımdır sanırım (piyasaya çıktığı ilk yıl)

ilk laptop bilgisayarla da 10 yaşlarında falan tanıştım..çok havalı geliyordu bana o zamanlar..

sonra teknoloji ilerledi tabletler, akıllı telefonlar, lcdler falanlar filanlar..

akıllı telefonumu bana evlendiğim yaz doğum günü hediyesi olarak kocca almıştı..valla hala hakim diilim akıllı telefon özelliklerine..işime yarayan herşey ana ekranda duruyo..arada hafıza doluyo falan diyo onu da kocca hallediyo..

bacak kadarken bilgisayarım oldu ama bilgisayar konusunda hala mal gibiyim! işe yarar temel şeyleri biliyorum..geri kalanları da başım sıkışınca öğrenmeye çalışıyorum..he evet word de yazı mazı yazabiliyorum, excel de basit tablolar falan yapıyorum ama o kadar..fazlasını bilmiyorum..aslında cv'mde yazan "office programlarını biliyorum" ifadesi tamamen yalan!

televizyonu ilk ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum, o kadar uzun süredir hayatımda ama mesela hala kanal kurulumu yapmak için bile bin tane yeri kurcalamam gerekiyor..hele yeni televizyonların kumandaları bana adeta uzay mekiği paneli gibi geliyo..

laptop'ı çok güzel açarım kaparım ve düşürürüm! notebook ile aralarında bi fark var mı bilmem!

tablet'i kullanmayı beceremiyorum..klavye insanıyım ben..

benim ailem beni bilinçli bi şekilde teknolojiden uzak tutmadı..ben meraklı diildim..ve dolasıyla bi türlü hakkıyla öğrenemedim bu aletleri kullanmayı..günümüzde geldiğimiz noktaya bakarsak bu aletler olmadan hiç bi bok yapamıyoruz aslında ve ben bi çok şeyi el yordamıyla yapmak/bulmak zorunda kalabiliyorum..

çocuklarına hiç cep telefonu, tablet vermeyen, televizyon izlemeyen hatta evine televizyon almayan aileler biliyorum..ben 31 yaşındayım..yukarıda anlattıklarım, doğumumdan itibaren düşünürsek, teknolojinin 31 senede geldiği nokta aslında..yani 31 senede elimiz kolumuz bağlandı bu aletlere..benim 3,5 sene önce evlenirken aldığım son model televizyon eskidi bile! telefonum yakında akıllı telefonların atası sayılacak! laptoplar ya da notebooklar artık demode..tabletler bile eskisi kadar kullanılmıyo..akıllı telefonlar yetiyo..sağım solum aplikasyon..diyete mi girdin? hoop bin tane aplikasyondan seç istediğini..hamile misin? hafta hafta gebelik aplikasyonları gırla..seç al..

teknoloji bu kadar hayatımızdayken ben çocuğumu ondan mahrum büyütmeyi göze alamıyorum..evet zihinsel gelişimi için zararlı olabiliyorlar biliyorum ama burada bahsettiğim 1 yaşındaki çocuğumun eline telefon vermek önüne televizyon koymak diil..ama "asla vermem/açmam" gibi keskin yargılar yerine benim kontrolüm altında izleyebilir, oynayabilir..çünkü çocukken bizim gerçeğimiz nasıl sokakta oyunsa onların gerçeği de bu..biz beğensek de beğenmesek de bu çocuklar bi kaç seneye bu aletler olmadan hiçbir şey yapamayacaklar..elleri ayakları olacak onların teknoloji ve bizden çok daha çok çok daha iç içe olacaklar..

bilmiyorum bu konuyu bi uzmanla konuşmak falan çok daha sağlıklı olacaktır elbette..ama dediğim gibi bence dünyanın şimdiki düzenini göz önünde bulundurursak gelecek için az çok tutarlı tahminlerde bulunabiliriz..ve teknolojinin hızı o kadar ileri ki..sanki bizim neslimiz gibi kıyısında köşesinden azıcık ondan azıcık bundan diye diye ilgilenirse çok geride kalacakmış gibi geliyor..

aslında çok da tartışmaya da gerek yok..bu sıpalar teknolojinin içine doğuyolar..annem benim cinsiyetimi dahi iplerle yüzüklerle anlamaya çalışırken ben arin'in doğum kilosunu, boyunu, kaşını gözünü burnunu daha doğurmadan biliyodum..ne kadar engellesek de öğrenecekler..öğrenmek zorundalar..onların neslinin gerçeği de bu..biz istediğimiz kadar "bizim zamanımızda" diyelim!

4 Kasım 2014 Salı

düdük 1 yaşında!

arin 11.10.2014 tarihinde bir yaşına bastı bilogcan!

evde aile arasında bi kutlama yaptık..herşeyden önce arin mutlu ve keyifliydi, gerisi mühim diil! :)

tabii ki her modern, şehirli, herşeyi pek bir bilen bir anne olarak (!) temalı bi doğumgünü yaptım..ama seçtiğim tema en hafif tabiriyle canıma okudu! çünkü bu temada hazır hiçbir şey bulunamıyor! kafayı yedim ve yedirttim! tema canavardı..açıkçası bi organizasyon şirketine binlerce lira bayılmak da işime gelmedi..netice bu bi bebek doğumgünü, sanki düğün yapıyomuşcasına koşturmak bana saçma geliyor..elimden geldiğince kendim hazırladım süsleri püsleri..dur şimdi resimlerin altına yazarım neler yapmışım :)


tabii ki internette gördüm..evde ne kadar sürahi varsa topladım, oynak gözleri yapıştırdım..ancak çok sağlam bi yapıştırıcı kullanmışım sürahiler hala "gözlü"!


sandviçler canavara benzemiş ama dimi? :) sarı turuncu canavar gözleri süsünü ben yaptım mesela :) arkadaki çikolatalı şeyler de aslında mozaik pasta! top top yapıp dondurdum sonra da herkesten çok yedim! o_O


kurabiyeler anane elinden :)


arin pastasının kremasının tadına bakıyor :) pek sevmedi! ama çok lezzetliydi :) pastanın içi ananeden dışındaki figürler benden! yakın halini çekmemişiz yahu! o_O


şu canavar ağzı şeysini de ben yaptım :) arkadaki eti pufları da ben süsledim :) pek de yeteneksiz diilmişim aslında ;)


bu da aile fotomuz :) arkadaki flama ve poster amca & baba ortak yapımı :)

iyi ki doğmuş benim sıpam! iyi ki doğurmuşum! :) ne kadar nefis bi yıldı bu ilk yıl! bin yıl olsun inşallah! <3

çok seviyorum seni arin'im bebeğim çok! <3

14 Ekim 2014 Salı

bende gariplik!

şimdi ben anne oldum ya bilogcan artık daha fazla anne ile temas halindeyim..ve dolayısıyla daha fazla kadınla..

bakıyorum da bende bi gariplik var herhalde..

mesela bu kadınların hepsi english home'a bayılıyo..bense beğenemiyorum bi türlü..çok beyaz çok renksiz çok hanım hanımcık..

sonra hepsi çok güzel yemekler yapıyolar..tamam benim de var yapabildiğim bazı yemekler ama bunlarınki bi başka azizim..bi de bi güzel sunuyolar onları..ya ben tabağın neresine koyarsam koyayım bi boka benzemiyo benim sunumlar.. o_O

çok da güzel sofra kuruyolar..süslü püslü..ay yok bi iki kere denedim olmadı valla! böle saçma sapan bi sofra oldu..beceremedim..özellikle de kahvaltı sofraları..amaaan zaten kahvaltı dışarda yenilmesi gereken bi öğündür boşver! gerçi akşam yemeği de öle..öğle yemeği de..biz en iyisi evde sadece atıştıralım.....

evlerine değişik "huzur köşesi" adını verdikleri köşeler yapıyolar..böle iki üç objeyle gayet güzel bişiler çıkabiliyo ortaya..onu da beceremiyom ben..zaten evimde düne kadar mum yoktu ayol! ikea'da renkli mumluklar görünce mum da aldık da öle mumumuz oldu..ha bi de arinço'nun doğumgünü mumları var..yani benden bi "huzur köşesi" çıkmaz!

hepsi süper çiçek yetiştiriyolar..ay bana sabahtan bi kaktüs ver daha akşamı bulmadan çürütmezsem nolayım! o kadar beceremem çiçek bakmayı!

ellerinden bi çok iş geliyo..biçki dikiş resim karalama vs. bende onlar da yok..en son oğlanın doğumgünü süslerini yaptım fena olmadı he bi de pasta üzerindeki figürleri yaptım..onlar da bişiye benzediyse benim yetenekli oluşumdan diil yumurtanın fena halde kapıya sıkışmış olmasından! öyle keçeye falan bulaşsam bi bok beceremem!

bi de kırtasiye malzemeleri alıyolar şekilli makaslar renkli selobantlar falan..harikalar yaratıyolar..valla ben geçenlerde bi yerde karşılaştım o malzemelerle, tchibo idi sanırım, böle bön bön baktım..niyetlendim almaya ama kafamda bişi şekillenmedi ki..

sonra hepsi çiçekli böcekli bi tabak çanak takımı var, ingiliz markasıydı sanırım, ona bayılıyo..parası olan orjinalini olmayan ya da orjinalini bulamayan çakmasını alıyo..ay zaten bizim bimilyoncuya bile gelmiş benzerleri her yerde var! ya vallahi güzel diiller..böle çiçekli böcekli anaokulu yemek takımı gibi..zaten bizim türk kadınında bi ingliş hausvayf olma merakı var sanırım..bkz. english home ^.^ valla benim tabaklar siyah gayet de güzeller!

çok hanım hanımcık giyiniyolar mesela..kıyafetler hep jilet gibi..güzel muhafaza edilmiş belli..kot bile giyseler bi havalı..mesela uzun süredir takip ettiğim bi arkadaşın benimle yaşıt olduğunu duyunca şok geçirmiştim! çünkü o saç rengi o kıyafetler daha başka bi yaşın kıyafetleri saçı, daha geç bi yaşın..onlara bakınca kendimi çocuk gibi hissediyorum..gerçi bence bu konuda doğrusunu onlar yapıyolar..

ya bi de hamaratlar..aynı gün içinde hem temizlik, hem yemek, hem iş, hem çocuk bakımı hem de gezme yapabiliyolar gördüğüm kadarıyla! ben mi? ben sakız çiğnerken merdiven inemem!!

keyifleri var..kahve keyfi, kitap keyfi..valla arin uyur uyumaz kendimi bulduğum ilk koltuğa atıyorum ve tv keyfi yapıyorum! kesinlikle rafine zevklere sahip diilim! ama bak burada da doğrusunu onlar yapıyolar..kendilerine küçük de olsa zaman ayırıyolar..ben anca iki seksen yatış!

alışveriş seviyolar..hangi kadın sevmez ki deme bilogcan! ben pek sevmem! yani dönem dönem çok düşkün olurum ama sıkılırım yahu dolanırken!

ev kıyafetleri de paçoz diil..saç baş hep düzgün..tabii eğer fotoğraf çekicem diye bi çabuk façayı düzeltiyolarsa bilemem..valla benim ev halimi görsen kaçarsın!

sağlıklı beslenmeye özen gösteriyolar..diyetteler sürekli..ben de diyetteyim..sabah uyanınca başlıyorum öğlen acıkınca bitiriyorum..ekspres diyet! tabii ki onların yaptığı doğru ben beslenme konusunda çok ama çok kötü bi örneğim maalesef!

daha vardır başka şeyler de benim aklıma gelmiyo bilogcan..var bende bi gariplik var..bazen erkekten farkım kalmıyo..

8 Ekim 2014 Çarşamba

tez - antitez

bi önceki yazıda emzirme şöle güzel böle iyi falan demiştim ya, kazın ayağı hep öle diil işte bilogcan!

gerçek dünyada, romantizmi bıraktığında emzirme aslında çok boktan bişi olabiliyo..

bi kere memeler artık senin değil! onlar kamu malı! hani hamileyken göbeğin kamu malıydı ya, heh aynen öle işte memeler kamu malı! bi kere sen emzirirken senden başka çekinen yok..odanın birine kapansan illa ki meraklı bi melahat gelir dalar odaya.."oh oh emzir emzir!" der ve dibine kadar girer "bi bakim maşallah cork cork emiyo!"

ya da bebeyi emzirmen gerekir hemen atlar biri "aa emzir işte kadın kadına oturuyoruz!" hele de gidecek bi oda falan yoksa el mahkum açacan..herkesin gözü memende..büyümüş mü? e o zaman süt var! ille görecekler o memeyi ille!!!!

bebek bakım odalarında bile herkesin gözü birbirinin memesinde!

mahremiyet sıfırlanıyo emzirirken..çok sinir bozucu..

ben hala hastanedeyken arin'i zar zor emzirmemin bu mahremiyetin sıfırlanması nedeniyle olduğunu düşünüyorum..arin'i odaya getirdiler ve hemen emzirmemi istediler..oda kalabalıktı, herkes bebenin fotoğrafını çekmekle meşguldü ve benim o an mememi açmamı bekleyen bi adet bebe, bi adet hemşire ve bu tarihi ana tanık olmak isteyen bi çok insan vardı! annesinin yanında dahi soyunamayan ben için oldukça travmatikti!

sonra..istediğini giyme özgürlüğün yok..ben mesela hala elbise giyemiyorum..dışarı çıkarken hala düşünüyorum ne giycem diye..istediğin sutyeni takma özgürlüğün bile yok!

istediğini yeme içme özgürlüğün de yok! hep bi hesap kitap..o kadar özledim ki şöle güzel bi sofrada yiyip içmeyi..rakıyı özledim birayı özledim..özledim işte..keyif yapmayı özledim..

bir de pompalar var..epey bi süre pompayla yaşamak zorundasınız..hele ki çalışan anneyseniz..çantamın demirbaşı..bak zaten istediğimi giyemiyodum bi de istediğim çantayı takamıyorum! çanta manyaklığımı bilenler ne demek istediğimi, bunun benim için gerçekten sinir bozucu olduğunu anlarlar! :)

bi de işin psikolojik boyutunun derinlerine inersek..elinizde ufacık bi insan yavrusu var..zaten size muhtaç..emzirseniz de emzirmeseniz de muhtaç..ama emzirirken, ek gıda da başlamamışsa, doymak için de size muhtaç..bu psikoloji beni çok zorluyodu en başlarda..hatırlarsan bilogcan ben arin karnımdayken de tek başıma sorumluluk alma psikolojisinde zorlanıyodum..

hep diyorum süt olduğu sürece arin emecek..ama ben şimdiden yiyeceğim rakı balıkların, giyeceğim elbiselerin ve çöpe atacağım o pompanın hayalini kuruyorum!!!! ha bi de içeceğim zayıflama çaylarının! ^.^



1 Ekim 2014 Çarşamba

gel oğlum bi emzireyim ben seni..

sanırım 11.5 aydır en çok kullandığım cümle budur..

arin mızırdanır ben emzireyim derim..

arin'in uykusu gelir ben emzireyim derim..

arin acıkır ay dur iki dakika emzireyim yemeği ısınırken derim..

arin uykudan uyanır emzireyim hemen derim..

arin'in canı yanar aman oğlum gel emzireyim derim..

arin'i özlerim gel bebeğim emzireyim seni derim..

arin yediğim tatlıya çok özenerek bakar gel oğlum emzireyim tadı gelsin sana derim..

arin huysuzlaşır gel len sıpa emzireyim seni de fabrika ayarlarına dön derim..

bana bahane çok emzirmek için yani.. ^.^

ama başlarda bilogcana da itiraf ettiğim gibi ben emzirmeyi hiç sevmemiştim..

nası sevebilirdim ki?!

önce herkesin başına gelen yaralar bereler benim de başıma geldi..ağlaya ağlaya emzirdim..

sonra süt sıtması oldum..gece kırk kusur derece ateşle hastaneye gittik..ben hayatım boyunca böyle bişi yaşamamıştım..ölüyorum sandım..canım deli gibi yanarken emzirdim, sağdım..

en vurucu darbe ise egzama oldu! Allah düşmanımın başına vermesin! çıldıracaktım! arin'i emziriyodum güle oynaya ne bir sancı ne bir acı..yaralar da yok ya artık emzirmek kolay tabii..ama emme bitince beş dakika içinde olan oluyodu! sırttan gelen bi ağrı göğse doğru! ama anlatabileceğim bi ağrı diil bu sancı..nefes kesen cinsinden..geceleri inlemekten uyuyamaz hale gelmiştim artık..hemen cilt doktoruna gittim..meme egzamasıymış..kremlerle falan geçti..ama yok Allah düşmanıma vermesin!

resmen ek gıdaya gün sayar olmuştum..hani ek gıdaya geçince daha az emecekti ya..

sonra bana noldu bilmiyorum..bi aydınlanma falan geldi herhalde..bi anda emzirmeyi sevmeye hatta çok çok sevmeye başladım..

ağrı yok sancı yok sızı yok acı yok! arin var! kucağımda boncuk boncuk bana bakıyo, belimi tutuyo, yüzümü okşamaya çalışıyo, memeden çıkıp gülüyo sonra tekrar cork cork emiyo, uyuyakalıyo, oynuyo..nası sevmem ben emzirmeyi nası! mucize gibi bişi emzirmek! ve şu aralar arin hareketlendiği için kucağımda doya doya sevebildiğim tek an emzirme anları ^.^

anne sütünün faydaları hakikaten var mı bilmiyorum..ama mesela ufak bi nezle atlattı arin ve çok hafif atlattı..gerçi ben pek emmemişim ama bünyem çok sağlamdır, belki de bana çekti bilemiyorum..beni tek ilgilendiren arin ile kendimize özel bi anımızın olması ve itiraf ediyorum bazı işlerden kaçma bahanesi! ^.^

valla öle böle derken bi seneyi tamamlıyoruz Allah'ın izniyle..iki yaşına kadar devam eder mi bilemiyorum..sütüm azalmaya başladı..gerçi anka kuşu gibi ben ne zaman bitti diye feryat etsem hop geri geliyo :) süt geldiği sürece arin emecek!

bu yazıyı okuyan ve emziremeyen bi anne varsa üzülmesin..yani ben kimseyi üzmek için yazmadım..üzülecek bi durum yok arkadaşım dünyanın en muhteşem şeyine sahipsin tadını çıkar..ben de hayatım boyunca doğum sancısını ve normal doğumu merak edicem mesela, boşver herşey kısmet :)

bi de anne milleti şu ben emzirdim sen emzirmedin sidik yarışını bırakın lütfen..süt varsa emzir arkadaşım reklam yapma, doğal bişi bu..dünyada tek sen yaşamıyosun bunu! ve süt yoksa kendini harap etme, bu da doğal..bunu da dünyada tek yaşayan sen diilsin! mühim olan bebelerin doyması mutluluğu huzuru, gerisini salla gitsin!

emzirme haftamız kutlu mutlu olsun! ^.^

şimdi haberler!

aman da aman benim bilogcanım ihmal mi edilmiş?!

ya bilogcan şirket blogspot'a erişimi kapattı..valla ne yazabiliyorum (tam len bi açık var sistemde yazabiliyorum aslında şu an olduğu gibi!) ama okuyamıyorum ya..akşam da eve gidince ancak ye - iç - yedir - içir - oyna - uyut döngüsünü tamamlayıp uyuyakalıyorum..

amaaan zaten pek de kaydadeğer gelişmeler olmadı günlerdir..

arinço dün kelime dağarcığına bi kelime daha ekledi.. "bumblebee" dedi ^.^ şimdi olay şöle oldu..babası transformers oyuncaklarıyla oynarken (evet biz seviyoz oyuncaklarla oynamayı nabalım?!) ben de arin'e "hadi bumblebee de evladım" dedim..arin de "bambılbi" dedi! ^.^ e şok olduk tabii..dünya üzerinde kaç çocukun ilk kelimesidir ki?! neyse optimus prime ve decepticon diyene kadar devam! O_o

sonraa..kilo vermeye çalışıyorum..yani vermem lazım..yeni bir ortama girmeye, yeni insanlarla tanışmaya çekinir oldum..hatta derinlerde bi yerde utanıyorum da..neyse bu konu benim için oldukça depresif, pek konuşmak ve tartışmak istemiyorum..

arinovski'nin doğumgününe 10 gün kaldı..tema canavar..ayarlamaya çalışıyorum..güzel olacak umarım..bu arada türkiye sınırlarında bu temaya uygun bi bok yok ona göre!

bir de adamın uykuları düzensizleşti..geceleri 1-2 kere kalkıyor ve gündüz uykusu uyumuyo! yani ben varsam emzirerek falan uyutuyorum ama ben yokken uyumuyo! napcaz bilmem?!

ben arin'e hamileyken hep dünyanın 8. harikasını doğurcam diyodum ya, ajda teyzemiz böle  bi şarkı çıkarmış hep aklıma arin geliyo dinledikçe! ^.^

valla kafamdakileri toparlayabilirsem yine bi dedikodu-gözlem yazısı patlatacam annelik sayko delilikleri hakkında! ama dur toparlamam lazım..

işte bizden haberler böle..rutin rutin takılıyoruz..ne kadar sıkıcı dimi?!

10 Eylül 2014 Çarşamba

10. ay

arin yarın 11 aylık oluyor aslında..10 ay yazısı epey geç kaldı bilogcan..

kilo: 10115 gr
boy: 74.5 cm

10. ayında çok gelişti sıpa..

bildiğimiz emekliyor..

bugün sıralamaya başladı..

tutunarak ayağa kalkabiliyor..

yattığı yerden kalkarak oturmaya başlıyordu şimdi ayağa da kalkıyor :)

alkııııış yapıyor ^.^

kahvaltısına ceviz eklendi..

bi çok şeyi yiyebiliyor..

anne sütü hala devam şükürler olsun :)

2 tane alt diş var henüz üst dişler gelmedi..

ANNE diyor!!!!!!! ANNEEEEE ^.^

dede - meme - mama - baba - anane - hadi - gel diyor :)

Bodrum'da tatil yaptı..denize bayılıyor..sahile gidince denizi gördüğü anda "hadi hadi hadi" diyor, denize girmek için çıldırıyor :)

üzerinin ve bezinin değiştirilmesinden nefret ediyor..giyinikse çıplak, çıplaksa giyinik olmak istemiyor :)

uykuları geç saatlere kaymaya başladı..gece ortalama 7.5 - 8 saat uyuyor gündüz de toplam 3 saat falan..az uyuyor bence..doktor bey amcaya soraciiz..

kedi ve köpek görünce çıldırıyor :) bi de Bodrum'da ananesi ve dedesinin evinin bahçesinde horozlar ve tavuklar vardı onlarla epey bi sohbet etti..son gün "üüürüürüüü" diye horoz taklidi yapıyodu! ^.^

çok şapşik çok tatlı çok güzel..bal..

çok çabuk büyüyo bi de..bişi kaçıracam diye ödüm kopuyo!

çok sevyom çooook!!!!! <3

27 Ağustos 2014 Çarşamba

anayım ben ana hem de instagram da!!

daha önce instagram'a bayıldığımı sölemiştim bilogcan..

bilogır evlerinden sonra bi de instagram analarına takıldım..

gözlemlediğim kadarıyla üç çeşit ana var instagramda ve bu analar fena halde kamplaşmış vaziyetteler..

birinci grup..ultra zengin analar grubu..bunlar çalışmazlar..villa tipi evlerde otururlar..yardımcıları vardır..ve yardımcılarının bir gün işe gelmemeleri durumunda hayatlarının travmasını yaşarlar..event dedikleri etkinliklere katılırlar..sosyal sorumluluk projesi adı altında kendilerine meşgale çıkarırlar..ya da dükkan mükkan bişi açarlar ve daha ilk günden çalışan anne geyiğine başlarlar..halbuki daha düne kadar kendilerinin çalışan annelerden daha çok yorulduğunu iddia ediyordurlar..çocuklarını faaliyet faaliyet ve faaliyet diye boğarlar..organik besin ve giysi olayına takıktırlar..alçak gönüllü görünürler ama bi sinsilik sezilir çoğunda..cici kız ayağına yatarlar, ağızlarından küfür ve argo söz çıkmaz..kocalarına olan aşklarını gözünüze sokarlar..resim altlarına yapılan "ayy bilmem ne hanım bayılıyorum size asaletinize saçınıza başınıza herşeyinize! mükemmelsinizzzz sizzz!!" yorumlarına asla tenezzül edip de cevap vermezler..yalakaları boldur..ve bunlara "bilmemne hanım" diye hitap edilmelidir..inceciktirler..asla salaş görünmezler..üzerlerindeki kıyafetlerin hepsi markadır..saçları daima yapılı ve tercihen sarıdır..tatillerini yurtdışında geçirirler..bir de yurtiçi tatilleri olur, bodrum, çeşme ve alaçatıda..ay böle sevgi böceği, tevazu kraliçesi halleri vardır ki bayarsın bilogcan bayar!

ikinci grup..normal orta - üst halli analar grubu..bu grup eğlencelidir..bebeleriyle dalga geçmeyi bilir..kendileriyle de dalga geçmeyi bilirler..şişman ya da zayıf olurlar..şekilci diillerdir..ama bu grup da konservatiftir..kendi aralarında takılırlar..arada bi ultra zengin analar grubuyla kesişirler ancak pek anlaşamazlar..bu gruptan birine bi soru sorduğunda gayet güzel ve net cevaplar alırsın..hayranları diil arkadaşları vardır..ortak nokta bulman daha kolaydır..kasmazlar kasılmazlar..ama aralarına girmek de pek kolay değildir..kendi aralarında küçük grupçuklara ayrılmışlardır..ultra zengin analar grubu gibi sadece "event"ten "event"e diil normal zamanlarda da görüşürler..çalışan anneler en çok bu gruplarda görülür..

üçüncü grup..alternatif analar grubu..ne yazdıklarını çoğu zaman anlayamazsın..kelimeleri başkalaştırarak kendilerince bi dil oluşturmuşlardır..bebelerini şekilden şekile sokarak fotoğraf çekerler..ayrıca bebelerini cicili bicili giydirmezler..kuru kafalar, salaş kıyafetler bebelerin başlıca giysileridir..kendileri de oldukça salaş giyinirler..yani kasarlar öle giyinmek için..hep bi ispat çabası vardır bunlarda "en deli benim!" diye..bunların da yalakası çoktur..soru sormak için kasma bilogcan cevap alamazsın..ayrıca hepsi kendini profesyonel fotoğrafçı sanır..küfürü ve argoyu fazlaca kullanırlar.."bak bebem var ama özgürüm ben!" diye yırtınırlar oysa evde kusmuk temizlediklerini hepimiz biliyoruz! bunlar da çalışmazlar..arada bi hobi ayağına yaptıklarını satarlar..

dur lan hızımı alamadım bilogcan iki de bonus grup eklim!

bonus grup 1..melankolik analar..ay bunlar fena bayarlar..o kadar ki ultra zengin analar kadar çok bayarlar..bebesinin fotoğrafını eklerler altına destan yazarlar..bi türlü anlatamazlar bebelerini ne kadar sevdiklerini..bi duygusala bağlarlar şaşarsın bilogcan! en alta da bin tane hashtagi yapıştırırlar..bebelerinin fotoğrafları bitince kocalarının fotoğrafını koyarlar..hadi bi posta da ona destan yazarlar..sanırsın romeo ve juliet reenkarne olmuş, bunların içinde yaşıyo! dünyanın enn derin aşkını yaşadıklarına tamamen ikna olmuşlardır ve oğluşları veya kızçeleriyle bu aşkı pekiştirmişlerdir..ailecek bulutların üzerinde kızsa pembe erkekse mavi sıçan bebeleri ve onlara pasta/çiçek getiren kocalarıyla yaşaaar gideeerler..bunlara soru sorulmaz bilogcan..fotoğrafların altına maşallah'lı inşallah'lı cümleler kurdun mu tamamdır! bu grupta çalışmayan anneler çoğunluktadır..hobi mobi de olmaz bunlarda..büüüütüüün gün bebe, koca ve ev ile uğraşırlar..

bonus grup 2..kıdemli analar grubu..bu grup yer yer ultra zengin analar grubu ile kesişir..bu grubun anaları ne yapsa hoooop 16567801263 takipçisi de onu yapar..en doğru okula bu gruptaki analar yollar..en iyi doktora bu gruptaki analar götürürler..en iyi bebeyi bu gruptaki analar yetiştirirler..yani takipçileri böle sanır..o yüzden bebesi ishal olmuş bi takipçisi doktorunu arayacağına önce bu gruba ait bi anaya danışır! pedagog muamelesi görürler..bi süre sonra da öle olduklarına inanmaya başlarlar! düşününce en tehlikeli grup bu grup çünkü yaptıklarını referans alan çok kişi var! şaka bi yana bi gün birisine sebep olacaklar diye korkuyorum ben şahsen!

ben hangi grupta mıyım? geyik grubundayım ben şekerim!

organik misin nesin dostum sen?!

bebe milletinin organik yemesi şart mı? yani çok çok çook mu mühim? tamam katkılı şeyler yemesinler tabii ki ama organik diye satılanlar gerçekten organik mi?

kafam çok karışık dostum çok!

valla ben meyveyi sebzeyi marketin normal kısımlarından alıyorum..mevsimi olmasına dikkat ediyorum ama çok da bilmem ne hangi mevsimde yenir ne yenmez..bi bildiğim ıspanak kışın yenir semizotu da yazın..eh bebe doğdu öğreniyoz yavaş yavaş..bakma sen önceki postta ahkam kesmişim incirin tam mevsimi diye ama onu da bi arkadaşımdan duydum ve sana sattım şekerim! :)

ben organik adı altında satılan bi çok şeyin organik olduğuna inanmıyorum..acayip bi bilgi kirliliği var bence bu konuda..herşeyin boktan ve tersten gittiği güzel ve yalnız ülkemde bu denetimlerin layıkıyla yapıldığını düşünecek kadar aklımı yitirmedim henüz! ne de olsa radyasyonlu çay içip "bak bana bişi olmadı için siz de!" diyen bakanlarla büyümüş bi neslin neferiyim!

instagramda bi sürü hesap var organik mal sattığını söyleyen ama inanasım gelmiyor onlara da..

neden mi?

şöle anlatayım..

annemler bu ay içinde bi baltık turu yaptılar..(ne alaka deme len anlatıyoz işte!) bana oradan kehribar bi küpe getirdiler..baltık ülkelerinde kehribar çok çıkarmış ve oranın altınıymış meğer..(bu da benim cahilliğim işte yeni öğrendim!) ayıptır sölemesi 45 euro da para vermişler küçücük küpeye..öle değerli işte..şimdi instagramda orjinal kehribar kolye sattığını iddia edenler var ve 40-50 liraya satıyolar..abicim membasında bu kadar pahalı olan bi taşı nası bu kadar ucuza satıyolar ki? nası inanim şimdi gerçek olduğuna?! o nedenle organik bilmem ne satıyoruz diyenlere de inanasım gelmiyor!

bence satıcılar biz ana milletinin yumuşak karnını buldular ya vur allah vur yapıyolar..

öte yandan organik yedirmek anneler arasında bi "must"..hatta moda..hatta zenginlik belirtisi..hatta on numara anneyim ben demenin en kolay yolu!

anneler arasında bu sidik yarışları sürdüğü sürece daha çok satıcı zengin olur..

ah ulan ahhh arin sadece anne sütü alırken boklarını biriktirip satacaktım şu organikçilere "organik gübre" diye, yemin ederim vurmuştum voleyi şimdiye!

26 Ağustos 2014 Salı

food & beverage

naber bilogcan? beni soracak olursan iyiyim :)

arin ne yer ne içer onları yazim sana bugün..

pek bişi içmez aslında anne sütü ve su dışında..ayran denedim, sevmedi..meyve suyu da denicem üşenmeyip sıkarsam..hatta önce katı meyve sıkacağını dolap derinliklerinden çıkarmam lazım..neyse..

sabahları klasik türk bebesi kahvaltısı var..doktor bize bebe bisküvisi vermedi..hipp'in 7 tahıllı toz maması var, ondan kullanıyoruz..3-4 tatlı kaşığı toz, 1 tatlı kaşığından biraz daha az pekmez, bir yumurta sarısı, bir ceviz içi, kafama göre tuzsuz lor peyniri, 60 ml kadar da anne sütü..karıştır yedir..bazen omlet yapıyorum..bazen peyniri ve yumurtayı ayrı veriyorum..tamamen benim sabah ki üşengeçliğime bağlı olarak değişiyor yani :) ama anane ve babane karışım veriyo..

sonra meyve seansı var..armut, elma, kırmızı erik, muz, şeftali, nektarin, kayısı, incir (tam mevsimi şu an), kivi, karpuz, kavun allah ne verdiyse işte..cam rendede rendeleyip yediriyorum..

öğlen sebze püresi..aile arasında hala çorba desek de püre aslında..sulu falan diil yani..çeşitli kombinasyonlar yapıyorum..püre ya da bizim yediğimiz formatta yiyor..ama genelde akşam yemeklerini bizim yediğimiz formatta veriyorum..bamya yiyor..semizotunu biz nası yiyosak ona da tuzsuz olarak yapıyorum..enginar yiyor..klasik patates kabak havuç püresi yiyor..mercimek çorbası yapıyorum ancak çok sulu olmuyor..taze fasulye yapıyorum..nohut, fasulye, yeşil mercimek, baklagiller işte klasik, yiyor..biber dolması yaptım yedi..yani evdeki sebzelere göre bişiler pişiriyoruz..yakışanların içine kıyma da koyuyoruz..azcık zeytinyağı en halis muhlisinden ve pişen şey bakliyatsa bi çimdik de kimyon..pirinç çok fazla katmıyorum..

akşam üzeri yoğurt seansı var..mayalıyorum ben yoğurdu..valla daha yeni yeni tutturmaya başladım :) içine bişi katmadan veriyoruz..bi de anne sütü var bu aralarda bi yerlerde..

akşamları öğlen yapılan yemekten yiyor ya da makarna haşlıyorum bazen..köfte yaptım, sevdi..bazen de meyve karışımı yapıyorum..iki adet birbirine uyan meyveyi rendeliyorum, içinde de çok az yulaflı hipp toz koyuyorum (bi çay kaşığı kadar)..muz + elma ya da muz + armut süper oluyor, yarısını ben yiyorum! :)

biz yemek yerken arin'i mama sandalyesiyle mutlaka masaya oturtuyorum..ama adam doğuştan aç arkadaşım! direkt "siz yiyonuz ya ben ya ben?" diye mızırdanmaya başlıyor..filesine karpuz, kavun ya da salatalık falan gibi şeyler koyuyorum, onla epey oyalanıyo..ya da salatanın suyuna ekmek banıp veriyorum azcık..(ekmek de yapıyorum, fırınlara güvenemiyorum..evde on gündür duran bi uno ekmek var ne zaman küflenecek acaba diye bilhassa bekliyorum! şimdi nası güvenip de bebeme yedireyim?!)

dışarıdayken yemeğini yanıma alıyorum..bi de meyve filesini..ha mesela biz köfte yerken onun da az az piyaz yemişliği var! ya da benim balığımın yarısına ortak olmuşluğu! :)

henüz pazartesi bakliyat, salı balık, çarşamda sebze falan gibi bi düzenimiz yok..valla olur mu bilmem! arin'den önce bizim evde pek yemek pişmezdi, o yüzden bu düzeni oturtmam benim için zor olur bilogcan..

henüz tuzun ve şekerin tadını bilmiyor..çorbalarına bi halka soğan koyuyorum, bi diş de sarımsak..sebze yemeklerine küçük bi domates rendeliyorum..et suyu da koyuyorum..(tabii kendim yapıyorum, ne sandın lan beni bilogcan! ^.^ ) he bi de çorbasına ya da pürelerine et didikliyorum..kasabımızdan ona özel kemikli bi et alıyoruz, ilik midir nedir işte ondan..haşlıyorum..suyunu et suyu olarak ayırıyorum, etlerini de içine didikliyorum..

tavuk henüz yemedi, pek de yedirmeyi düşünmüyorum..

ay bi de gece yatmadan evvel bi kere daha emiyo..aslında ben evdeysem baya bi emiyo..ama ben evde yoksam sadece bi kere süt içiyo çünkü makineyle sağdığımda artık pek süt çıkmıyo..80 ml falan bırakabiliyorum eve bi gün önceden sağıp..bi de sabahları işe gitmeden önce sağıp 60 ml kadar kahvaltısı için bırakıyorum..arin de sabahları emiyo zaten uyanınca, ben işe gitmeden evvel..

yani öle çok tarif falan araştırmıyorum..evde olan malzemelerle yapıyorum yemeklerini..bize yemek yaparken tuzunu piştikten sonra atıyorum çünkü pişince ve henüz tuzsuzken bi kase arin'e ayırıyorum o yemekten..doktoru patlıcan, bakla ve çilek yasak dedi, onları vermedik tabii ki :)

henüz kendi kendine yemek yedirmeye başlamadım..ilk denememizde tabağını kırdı! :) bi de eline filesi olmadan yiyecek veremiyorum..bi iki kere kavun yerken boğazına kaçtı çok korktum! o yüzden ben yediriyorum..ama ek gıdaya ilk başladığımız andan itibaren pütürlü yiyo..hiç öle pürüzsüz yedirmedim..hatta artık sadece çatalla bi iki kere eziyoruz..sebzeler çok ufalanmamış oluyor ve damağıyla ve iki adet alt dişiyle gayet de güzel ezip yiyo :)

arin mama içmedi hiç..paketli gıda da yemedi..sadece arada bi dışardayken çok arıza durumlarda hipp'in bi gevreği var, elmalı ve yaban mersinli, etiformun pirinç patlaklı gevreğine benziyor, onu yiyo..onun da yarısını ben yiyorum, çok güzel tadı var layn! :)

nette bulduğum bi tarifle bebe bisküvisi yaptım..verdim eline..sevmedi..zaten taş gibi olmuştu, koparamadı..tadı da bi boka benzemiyodu, haklı çocuk niye yesin?!

organik gıda işine gelince..bi kere hiç birinin organik olduğuna inanmıyorum! o yüzden öle markette organik sebze bölümü cart curt diye aranmıyorum..taze ve mevsiminde meyve sebze alıyoruz..pirinci ve makarnasını organik aldım, hakikaten tat farkı var..ama ne kadar güvenilir bilmem..yumurtasını organik alıyoruz ama tavuğun kıçından direkt almadığım sürece ona da pek itimat etmiyorum..yoğurt için atatürk orman çiftliği'nin sütünü alıyoruz..ekmekte tam buğday unu kullanıyorum..doktor da ille organik olsun demedi, bi tek pekmez için organik olsun dedi..alıyoz işte biz de üzerinde organik yazan bi pekmez..he bi de doktoru dışardan yoğurt yedirme, hiç yemesin daha iyi demişti..o yüzden sadece benim mayaladığım yoğurdu yiyo arin..

arin'in yemek düzeni ya da düzensizliği böle işte..hafta içi biraz daha düzenli tabii, anane - babane faktörü :) ama haftasonları saatler falan kayıyo illa ki..biz çok gezen bi çiftiz..haftasonu falan evde oturmayız pek..o yüzden çok bilirim ben arin'in bütün öğünlerini yanıma alıp çıktığımı.. :)

son söz: meyve filesi candır arkadaş! yaşasın yaz meyveleri! :)

13 Ağustos 2014 Çarşamba

ya isterse.......

bilogcan biz burada işimize gücümüze bakarken, seçimlere söverken, ev-iş arası git gel yaparken, arin büyürken, ben şaşırırken, sen okunurken genç bir türk adam dünyayı bisikletiyle dolaşıyor! inanılmaz dimi? bisikletle dünya turu! tam bi çılgınlık!

ben bisikletimle bostancıdan modaya gittiğimde "of be ne sürdüm ama?!" diyorum adam dünyayı geziyo..bak öle uçağa falan binmiyo..ankara'dan çıktı yola şu an afrika kıtasında bi yerlerde! uçak yok araba yok tren yok! sadece bisikletle!

blogunu her okuduğumda aklıma bin türlü şey geliyo..ya arin de bi gün karşıma benzer ya da aynı çılgınlıkla çıkarsa?!

düşünsene bilogcan..arin büyüyecek ve gelecek bana "anne ben bisikletle dünya turuna çıkıcam! çölleri aşacam! bütün kıtaları gezecem! ve 6-7 yıl buralarda olmicam!" dicek! aklımı yitiririm...amaaa....gurur duyarım be bilogcan! ona verdiğim dünya görüşünün bu denli ileri olması göğsümü kabartır!

benim en çılgın isteğim motorsiklet kullanmak oldu..hala da isterim ama olmadı tabii..tehlikeli vs. peki bi gün arin'in kullanmasını ister miyim? bilmem..ben kullanayım o da arkamda otursun en iyisi! :)

mesela paraşütle atlamayı da çok istedim ben..o da olmadı..tehlikeliydi çünkü! peki arin atlamak istese? bilmem..korkarım sanırım çok fazla..

bungee jumping yapmayı da istedim..bunu istediğim zamanlar nerede yapılabiliyor türkiyede bilmiyordum..yapamadım..arin yapmak isterse? bilmem..o halata güvensem mi ki?

hızlı giden arabaları çok severdim..ralli falan aklımı başımdan alırdı..ralli de yapmadım..arin ya hızlı bi sürücü olursa? bilmem..kaza falan allah korusun!

yükseklere çıkmaya bayılırdım..çıktım da fırsatını buldukça..peki arin dağcı olmak isterse? bilmem..çığ falan tehlikeli olmaz mı?!

arin'cim..bu yapmak istediklerim varya artık beni acayip korkutuyo oğlum! mesela paraşütle atlamayı bırak, atlayan arkadaşların fotoğraflarına bile bakamıyorum! yükseklere çıkmak mı? eyfel'e nası çıktığıma şu an şaşırıyorum! uçağa falan nası binilir hatırlamıyorum! bungee jumping yapacağımı düşündükçe elim ayağım titriyor! baban arabada 100'ü azıcık geçsin tırnaklarım koltuğa geçiyo! motorsiklet sürmeyi hala istiyorum ama vespa falan daha güvenli be sanki! ^.^ ama sen yapmak istediğinde seni engellemek istemiyorum..gençken, cesaretin varken yap isterim..bi kısmını yaptıktan sonra bana anlatırsan hiç kızmam bebeğim! en azından olası bi kalp krizini engellemiş olursun! :)

yazının başında bahsettiğim "demir atlı adam" kim mi? gürkan genç..ya onun annesi sadece kendi korkuları nedeniyle onu engelleseydi? çıkamasaydı dünya turuna? biz de muhteşem yol hikayelerini okuyamasaydık?

arin'im..ben dünyayı gezmeyi de çok istedim ama gezemedim pek..neyse belki büyüyünce seninle gezeriz..alırız motorumuzu, dağları tepeleri aşarız belki de..

belki de senin gittiğin, gördüğün, gezdiğin yerlerden attığın kartlarla hayal kurarak gezerim dünyayı!

ufkun hep açık olsun oğlum!

gürkan genç'in blogunu okumak isteyen olursa ki okuyun bence: www.gurkangenc.com

6 Ağustos 2014 Çarşamba

bi bebeyle tatil yazısı da ben patlatayım bari!

9,5 aylık bebeyle tatil nası oluyomuş? valla asıl bu ay sonu görcez onu ama bayramda yaptığımız tini mini tatilciki baz alırsak süper oluyomuş bilogcan! ^.^

bayramda 4 günlüğüne erdeğe gittik..benim babannem erdekte yaşıyodu o nedenle orada bi evimiz var..hemen "tabii ev var rahat olur!" deme! çünkü ev içinde yaşam olan bi ev diil! 4 günlük tatilcikimizin ilk gününün yarısında su açmak ile uğraştık! evin her yeri toz içindeydi! ayakkabısız girilmesi mümkün diildi! ve biz sadece yatmak için eve girdik!

dur yahu sırayla gidelim..

sabahın beşinde kocca kalk borusunu çaldı..bebeyi emzirdik, altını temizledik, son hazırlıkları yaptık, bebeyi, dayısını ve koccayı arabaya yolladım..amaa evden çıkamıyorum! anahtarları bulamıyorum! yok yok yok! aslında biliyorum nolduğunu..akşam kapıyı açınca kapıda unuttum muhtemelen ve biri aldı..ama kim? kocca gitti site güvenliğine sordu, onlarda diil..ben de bu arada koccaya akıl almaz teklifimi yapıyorum: "yeaa nolceeek yeaa çekelim kapıyı çıkalım, kapıya da ben numaramı yazarım kim aldıysa arar bizi!" neticede böle yapmadık..sabahın o köründe çilekeş anamı aradım dedim "yetiş! kıçı kırık bi anahtar nedeniyle kocca beni boşayacak! kalacam başına bebemle!" şu "kalacam başına!" cümlesi sanırım çok etkili oldu ki anacıkım 20 dakikada falan bizdeydi! neticede doğru tahmin, anahtarı kapıda unutmuşum, karşı komşu da almış ama evde bebe var diye kapıyı çalmaya çekinmiş, sabah da makul bi saatte getirmiş vermiş.. (yalnız kadına bi teşekkür etmedim kapısını çalıp da ne öküzüm lan şimdi fark ettim! O_o )

ve nihayet yoldayız! ve trafikteyiz! arin süperdi yolda..kah uyudu, kah oynadı, kah sağa sola bakıp kahkahalar attı..bi kere bile mızırdanmadı! gayet keyifli bi yolculuktu..hatta bence günlerce sürebilirdi çünkü ben de hiçbir müdahaleye maruz kalmadan uyudum! :)

erdeğe varınca akşamın altısı olmasına aldırmadan hop denize gittik..arin'i direkt suya soktuk..bayıldı eşşek sıpası! sanki anasının karnından hop denize düşmüş! çok sevdi çok! :)

akşamları ise çocuklu bi aile olarak yerel halkın gazino dediği ama bildiğimiz çay bahçesi olan mekanlara gittik..valla bebem diye demiyorum yine süper uyumluydu, saati gelince uyudu..adamda nası bi biyolojik saat varsa tıkır tıkır işliyo maşallah! ^.^

sabahları biraz problemliydi..ev sıcak ve gürültülüydü..bi de toz toprak derken arinovski huzurşuzlaşıyordu..ben de babasıyla ikisini dışarı postalıyodum, sonra kahvaltısını hazırlayıp yanlarına gidiyodum..bebem üç öğününü de dışarda yedi tatilcik boyunca..

sonra ben eve geri dönüyodum..herkeslerin plaj ekipmanlarını toparlayıp, arin'in öğlen için çorba, meyve gibi yiyeceklerini alıp tekrar gazinoya dönüyodum ve oradan ver elini piiilaaaj! :)

arin bu tatilde ilk defa deniz motoruna bindi..pancar motoru pek bi ilgisini çekti sıpamın! :)

bilmiyorum şans mıydı yoksa bizim anne-baba olarak rahat olmamız mıydı sebep ama çok rahattı herşey..arin'in düzeni bozulmadı..yerini yurdunu yadırgamadı..ağlama sızlama olmadı..henüz yürüme falan gibi atraksiyonlar başlamadığından çok hareketli bi yerimde oturmadım durumu da olmadı..sadece akşamları özellikle uykuya geçmeden önce muhakkak arabasıyla biraz tur atmak gerekiyodu ama arin dışardayken zaten hep öyle uyuduğundan sorun sayılmaz bu! :)

yanımıza çok fazla oyuncak almadık..ufak tefek oyuncaklar işte..gayet güzel oyalandı..park yatağını aldık, bol bol kıyafet ve bez aldık..bi tek mama sandalyesinin olmayışı biraz zorladı bizi evdeyken ama evde pek vakit geçirmediğimiz için sorun etmedik :) halbuki tatiller için portatif mama sandalyemiz var bizim! ne diye almadıysak?! :)

neticede güzeldi..çok güzeldi.. ^.^


4 Ağustos 2014 Pazartesi

9. ay

piiii! oğlumcum nerdeyse 10 aylık olacak ben ancak yazıyorum 9. ayı!

10,220 kg
73 cm boy..

900 gr almış bu ay! O_o daktır amcamız çok almış dedi..önümüzdeki ay almasın dedi..hareketlensin dedi..

ve biz de sırf bu nedenlerden dolayı daha geniş bi eve taşındık! :p

şaka bi yana daha geniş bi eve taşınınca fark ettik ki arinovski neredeyse emekliyomuş! gayet hareketliymiş! sürünerek her işini görebiliyomuş! meğer o bıraktığımız yerde bulduğumuz bi biblo diilmiş! yeri darmış oynayamıyormuş yeni gelin misali! :)

şu an odadan odaya geçiyor..salonda bırakıp mutfağa gidiyorum sonra bi bakıyorum mutfakta yerde sürünen bi şapşik! uzun uzun yolları katetmiş de gelmiş yavrııım! :)

salonda ağaç gibi bi çiçeğimiz var 2-3 gündür onun yapraklarını yolmaya çabalıyo..kablolara özel ilgisi var..salon salonluktan çıktı her yerde koltuk yastıklarından oluşmuş cepheler var şu an! O_o

bu arada yavaştan emeklemeye de başladı! ^.^

1 ağustos günü ilk defa balık yedi..

14 temmuz gecesi ilk defa kendi odasında tek başına uyudu! ^.^  ve gece boyu uyanmadı! hemen alıştı! ayrı eve de çıkmak isterse diye korkuyorum! bu ne özgüven yahu?! maşallah!

13 temmuz günü, yeni ev ile birlikte, ilk dişini çıkardı! hemi de iki tane! alttan..minik farenin minik pirinçleri! inci gibi dişleri olsun inşallah yavrumun! ve inşallah diğer dişler de böle sorunsuz gelsin..çünkü ufak tefek ateş dışında anlamadık! sabah kahvaltı yaptırırken bi baktım "anaa diş var burda!" diye çığırdım..sonra iyice bakınca anladık ki ikisini birden çıkarmış! :) maşallah!

valla hangi gün bilmiyorum ama dişleriyle beni ilk ısırışı ve memeyi kanatışı da var! O_o

27 temmuz günü ilk kez deniz motoruna bindi..

26 temmuz günü ilk kez, altında bezi, belinde simidi denize girdi! O_o sanki anasının karnından direkt denize düşmüş hırbo! ne bir korku ne bir mızmızlanma ne bir üşüme! hemen şapşapşap! daldırdık bile bana mısın demedi! en son simitinde uyumaya kalktı da öle çıkardık denizden! ^.^

12 temmuz günü ilk defa taşındı..ve ben 9 ay sonra tekrar bebek odası yerleştirdim! :) valla şekerim dışarda ya da içerde fark etmez bebik 9 aylık oldu mu ben oda yerleştiriyorum dayanamıyorum! O_o

baba diyo..

meme diyo..

vee son 1-2 gündür ANNE diyor!!!!!!!!!!! :)

aklımı bi miktar kaybetmiş olabilirim! hükümsüzdür! ^.^

artık akşamları da yemek yiyor..

baya iletişime geçiyor bizimle..sesleri taklit ediyor..baybay yapıyo gibi..bi de hani elinle ağzına vurursun da "avavava" diye bi ses çıkar ya, onu da yapıyor :)

foto çekilirken poz veriyo..

ama 9. ay fotosunu çekerken dekorla oynamayı tercih etti, o nedenle bu ayın fotosu güzel olmadı! olsun arin varya güzel o yüzden bence! <3

çok tatlı naaaaannnn! çoook bal!!!!!! maşallah benim kuzuma!!!!! <3

anne nası?

üç kuruş aklı vardı o da gitti! O_o




23 Temmuz 2014 Çarşamba

bilogır evi

oldum olası elalemin evini gözetlemeye bayılırım bilogcan..böle yolda yürürken ya da arabayla geçerken perdeler açıksa hele bir de akşamsa ve içerisi de aydınlıksa bayılırım bakmaya! sahilde sarı bi apartman var sor bak birinci kattaki dairenin salonunu ve mutfağını sana ayrıntılı anlatabilirim! rahatsızım evet!

ve tam da bu huyumdan ötürü perdelerim daima kapalıdır! neme lazım ya etraf benim gibi röntgencilerle doluysa?!  O_o

instagram isimli güzide uygulamamıza bayılıyorum..herkesin herşeyi parmaklarımın ucunda! şimdi biliyosun bilogcan insanlar orada evimin en sevdiğim köşesi, benim minnoş evim, evim evim güzel evim, ah ne de tatlış evim hashtaglarıyla paylaşımlar yapıyorlar..bayılıyorum o resimlere!

yalnız herkesin evi aynı! O_o

çoğu evde kişilik yok..yaşanmışlık bile yok..herkesin evi lake, herkesin evi beyaz, herkesin evi ferforje!

ayrıca herkesin evi temiz! çok pasaklıymışım lan hakkatten kocca haklıymış! milletin evi bal dök yala!

mesela mutfak dediğinin parlak dolapları, parlak mozaikleri olacak..ayrıca illa ki tezgahın bir köşesinde bir kara tahta olacak ve "bilmemkimin mutfağı" yazacak! bütün yemekler özellikle de kuplara yapılan tatlılar - yok yok pardon kuplar out, kavanozlara yapılan tatlılar - tercihen magnolia - bu kara tahtanın önünde fotoğraflanacak..tezgahsa daima boş ve temiz ve tabii ki parlak olacak..pehh üzerinde cif ve sarı bez olmayan tezgaha tezgah demem ben arkadaş!

sonra banyo..banyo genelde kahverengi ve bej tonlarında olacak..dolaplar tercihen beyaz..klozet duvara asılı duş muhakkak duşakabinli..lavabo etrafında kremler dizi dizi olacak..havlulukta bej, açık pembe ve açık kahverengi ve tonlarından oluşan en az üç havlu olacak ve o havlularda asla bir kullanım belirtisi olmayacak..mağazadan iki dakika önce alınmış gibi olacak..renkli mum ve sabunları da unutmayalım..banyo diil spa mübarek..lan bilogcan saçmalama vileda kovası ne arar bilogır banyosunda!

banyodan sonra yatak odasına geçiyoruz..yatak örtüsü şart azizim..şöle en janjanlısından ve tabii ki en açık renginden! yatak odası mobilyaları da beyaz ve pek tabii ki parlak! yatak başları ise bildiğimiz padişah tahtından bozma..inanıyorum ki bir bilogır evlenmeden önce yatak odası alırken ilk önce en büyük yatak başı hangisi diye soruyor! tuvalet masası ya da komodin ya da şifonyerin üstü asla karışık olamazz! hep bir düzen..bilumum kremler, mumlar ve süs püs eşyaları da burada başrolde..yatağın üzerine atılmış bi tişört mü?! oo yoo sen de iyice delirdin bilogcan olur mu hiç bilogır yatak odasında öyle bir manzara?!

gelelim çocuk odasına..gariptir ki bu odayı pek paylaşmıyor bilogırlar..sanırım daima dağınık olduğundan..ama bebe küçükse ve henüz odayı dağıtma potansiyeline sahip diilse "bebeğimin minnak odası" şeklinde paylaşımlar oluyor tabii..kızsa pembe ağırlıklı, erkekse mavi ağırlıklı pek görmedim genelde bej tonları..ama mobilyalar muhakkak açık renk ve parlak diil! çünkü bebeler için parlak mobilya yok piyasada görebildiğim kadarıyla..gardırobun kulpunda muhakkak bebenin en janjanlı kıyafeti tam takım asılı..odada yaşanmışlık yok çünkü bebe anne babanın yatak odasında gösterişli bir sepet beşik içinde yatmakta! off bilogcan bebek/çocuk odasında yerde oyuncak ne gezer?! hele ki bi bilogır çocuğuysa!

oturma odasına gelirsek..bu oda genelde pek büyük olmuyor..varsa az biraz renk bu odada..kırmızı ağırlıklı olabiliyor bu oda..bir tv, bir köşe koltuk bir de büyükçe bir orta sehpa tamam..bilogırın "less is more" felsefesini uygaladığı yegane oda! ve evet yaşanmışlık sıfır ve daima derli toplu! sehpa üzerinde gazete mi?! güldürme beni bilogcan!

bir de balkon var..küçük, büyük, orta fark etmez! o balkonda illa ki masa olacak arkadaş! kıçını döndürecek yer olmasın ama tercihen ahşap görünümlü bir masa olsun! masanın üzerinde renkli bir runner ve içinde renkli çiçek ya da fesleğen bulunan küçük bir saksı tercih sebebi..aa çamaşır mı asılmış?! onu da nerden çıkardın bilogcan?

antreye gelirsek..bi kere genelde ne giydim/evden çıkarken/selfie/özçekim bok püsür fotoğrafları bu alandaki aynadan çekildiğinden buraya ayrı bir itina gösterir bilogır..gardıroptan daha şık, parlak ve bir kısmı ya da bütün kapıları ayna olan sürgülü kapılı vestiyer..hele ki gömme dolapsa on numara beş yıldız! yerde açık renk - pembe olabilir - tüylü ve küçük bir paspas/halı..karolar en parlağından beyaz veya krem..yerde büyük bir vazo içinde yapma çiçekler ve varsa bir iki parça büyük ferforje objeler..ortalıkta ayakkabı falan yok, saçmalama bilogcan!

vee assolistimiz salon! the salloon! bi kere salon büyük olacak..parkeler pırıl pırıl parlayacak..mobilyalar ve koltuklar tercihen açık renk..perdeler hacimli..tül perde biraz avam kaçabilir o nedenle stor ve en hacimlisinden ve gösterişlisinden bir fon perde iş görür..genelde bej tonları..english home'dan alınmış ferforje bir kafes ya da bisiklet varsa tadından yenmez..masalar kocaman ve tabii sandalyeler de..orta sehpa hakikaten ortada ve koltukların hepsine eşit mesafede uzaklıkta..ve salon o kadar koccccaaaman kiii orta sehpa adeta bir zigon kalıyor! tv'nin arkasındaki duvar tercihen taş döşeme ya da taş döşeme görünümlü duvar kağıdı..yemek masasının bulunduğu alandaki duvarlar da alelade düz bir boya diil duvar kağıdı ya da ayna kaplı..avizeler gayet gösterişli..koltukların bulunduğu kısımda abajur ya da lambader de muhakkak var..ikea'nın çiçekli pembe mumlukları aralara serpiştirilmiş..yine ikea'dan alınan beyaz janjanlı çerçeveler duvarlarda boş ya da resimli olarak yerlerini almış..mobilyalar özellikle de yemek masası lake..

bu postu yazmamda emeği geçen english home'a, ikea'ya, birbirinin aynı bilogır evlerine ve onların her gün gelen temizlikçilerine ve evi asla dağıtmayan çocuklarına ve kocalarına teşekkürü bir borç bilirim..

17 Temmuz 2014 Perşembe

şükür..

ben lohusayken haberlerde sürekli bi bebeğin haberi vardı..annesi iki aylık bebeği evde yalnız bırakıp tatile gitmiş, yavurcak da....sonra ayaz bebeğin haberi vardı..hani daha kırkında soğuktan......sonra bir babanın haberi vardı, oğlunu çuvalda taşımak zorunda kalan..sonra elfony'nin ördeğinin haberini aldık..

mayıs ayında kanserden kuzenimi kaybettik..son bir kaç gününü hastanede geçirdi..çocuk onkolojisi katındaydı..kuzenim çocuk değildi, koskoca kadındı ancak oraya yatırmışlardı işte..o kadar çok çocuk vardı ki..o kadar çok umut vardı ki o katta..

ödüm kopuyo benim..bazen bu korkuyu o kadar yoğun yaşıyorum ki, gözlerim kararıyor, midem bulanıyor, nefesim kesiliyor..

çocuğum ile ilgili hiçbir şey için "off" demek istemiyorum..sanırım demedim de şimdiye kadar..

allah baba yavrumun eksikliğini, yokluğunu göstermesin..kimsenin yavrusunun göstermesin..

neden böyle bir yazı yazdım bilmiyorum..bir an aklıma geldi..şükredecek ne çok şeyimiz var..

kendime bir söz verdim..çocuğumla ilgili hiçbir şey için "off" demeyeceğim..unutmayayım bu sözümü diye yazdım belki de..

amaaan halbuki gayet geyik yapmak için açmıştım seni bugün bilogcan!

9 Temmuz 2014 Çarşamba

8. ay

aslında cuma 9. ay..yine geç kaldım yazmak için..

kilo: 9220 gr.
boy: 71 cm.

yedikleri çeşitlendi iyice..balık yiyebiliyor (henüz yediremedik ama yiyebilir yani O_o) makarna eklendi menüsüne..

bi yerden destek alarak ayakta durabiliyor..hem de sallanmıyor..gayet sağlam basıyo valla yere! ^.^

azıcık da olsa sıralıyor ^.^

diş halaaa yok!

uyku aynen devam.. (şükürler olsun!)

sürekli oyun oynamak istiyor ^.^

anne sütü devam.. (şükürler olsun!)

iştahı gayet iyi :) (maşallah!)

sokağa çıkmayı çok seviyor..artık çıkar çıkmaz uyumuyor hemen, etrafı izliyor ^.^

konuşur gibi sesler çıkarmaya devam ediyor :)

"baba" diyor! besle büyüt danayı tanımasın anayı!!!!!! O_o

5 temmuz günü babası saçlarının önünü kırptı..ilk saç traşı sayılır dimi bu?!

suyu çok seviyo..ananesi ve dedesi şişme havuz aldılar..içine su ve toplar dolduruyoruz bayılıyo onda oynamaya! ^.^

çok güleryüzlü (şükürler olsun!)

çok hareketli ^.^

sağlıklı (binlerce şükür!)

aa bi de poz veriyo artık! ^.^

haa bi de iyiden iyiye sarılıyo boynumuza!!!!!! ^.^

çokseviyorumçok! <3



2 Temmuz 2014 Çarşamba

sinmiyor içime oğlum..

ah oğlum..canım oğlum..

hep neşeli şeyler yazasım var aslında buraya..hani bir gün okursun diye..ama yine aynı sebepten kötü şeyleri de yazasım var..

ama karar veremiyorum..benim iyim ve kötüm ileride senin de iyin ve kötün olur mu ki? seni biz yetiştireceğiz, düşüncelerimizin birbirinden çok da uzağa düşmeyeceğini sanıyorum..

cumhurbaşkanlığı seçimleri var oğlum bu yaz..ilk defa halk seçecek..biz seçeceğiz mi demeliydim? ben kendimi halk gibi hissetmiyorum ki uzun süredir..zira benim isteklerimi ipleyen yok! ya da şöyle diyeyim; biz "halk"ız ama bir de "ümmet" var..ve asıl seçimi onlar yapıyorlar!

kafan karıştı dimi? büyüyünce böyle bir fark kalmaz umarım oğlum..

sinmiyor içime oğlum..ne oy vermem için bana dayatılan aday içime siniyor ne de kazanacağından emin olduğum adayın o koltuğa, atatürk'ün oturduğu o koltuğa oturacak olması içime siniyor!

ben bu ülke boka battıkça hep niye burada doğduğumu sorgular oldum..oysa ben "halk"a inanırdım..görmüş geçirmiş bir milletin torunları olduğumuzu düşünürdüm..ama sorgular oldum işte..ödüm kopuyor sen de sorgulayacaksın diye..

bugün 2 temmuz oğlum..yine bir katliamın yıl dönümü..içim yanıyor..

oğlum, o katliamı gerçekleştirenler yapıyor asıl seçimi..o katliamı gerçekleştirenler seçilecek yine..

vicdanlı, sağduyulu ve en önemlisi iyi kalpli bir insan ol oğlum!

"halk"a güvenimi, inancımı kaybettim ama çocuklarımıza güvenmek, inanmak istiyorum..

allah'ım seni daima korusun..

#unutmadımaklimda

1 Temmuz 2014 Salı

sanırım içimdeyken daha iyiydi..her yerde beraberdik..pek kıymetini bilememişim meğer!

biz arin'i öğrendiğimizde çok şaşırmıştık..beklemiyorduk..hazırlıksızdık..

çok korkmuştum ben..naparım nası bakarım? olur mu olmaz mı?!

doktora ilk gittiğimizde kesenin içinde görünmüyordu..o kadar da erken fark etmişiz aslında..doktor evet kese var ama henüz çok erken bebek görünmüyo dediğinde ne kadar üzülmüştüm..ya yoksa?! ya boş gebelikse?! o zaman anlamıştım ben bu bebeği çok istiyodum çok! düşündüğümden daha da çok..

sonra o küçücük kesenin içinde arin belirdi..bezelye tanesi kadar..küçücük..çok çok ufak..o bezelye tanesi tutundu oraya..bırakmadı..haftalar boyu büyüdü..şaşırttı..şükrettirdi..düşünsene bilogcan hepimizi o kadarcıkmışız ama ne hallere geliyoruz! mucize diil de ne bu?!

kıpırdamaya başladı bi zaman sonra..onyüzmilyonbin baloncuk yutmuş gibiydim! başlarda tabii..sonra sağlam tekmeler, sağ ve sol kroşeler yedim! kaburgalarımın dili olsa da konuşsa! ^.^

ben arin'i hep doğurmak istedim..sorumluluğu babasıyla paylaşmak istedim..sorumluluk sadece bendeyken hep korktum bişi olursa diye..bi de mahsülü görmek istedim tabii! ^.^

geçen yılın nerdeyse tamamını hamile geçirdim..şimdi düşünüyorum da nası mucizevi bi dönemmiş..nası güzelmiş..böyle oğlumla bir bedende ten tene, can cana..

sezaryen olduğu için bazı anneler aksini iddia etse de ben arin'i "doğurdum"..içimde gün be gün büyüttüm onu çok büyüttüm hatta! ^.^ zamanı gelince de doğurdum..dünyaya getirdim..daha karnımdan çıkmadan martı çığlığını duydum..yanağı yanağıma deyince sustu o martı..oğlumun yanağı yanağımda, babasının eli elimde..

dedim ki kendi kendime "bu aşksa babasına duyduğum ne?! babasına duyduğum aşksa bu ne?!" çok daha ulvi, çok daha mucizevi, çok daha derin bi duygu arin'e hissettiğim..başka türlü bişi..sanırım henüz bi ismi yok bu duygunun.."annelik" diyoruz kısaca ama tarifi yok.. benzersiz..

hani daha önce demiştim ya sana bilogcan ben emzirmeyi sevmedim diye..vallahi yalanmış..çok sevdim ben emzirmeyi..arin kafasını kaldırıp boncuk boncuk bakıyo ya, emerken uyuyo ya, ben o anlarda onu deli gibi öpüyorum, seyrediyorum ya..ödüm kopuyo emmeyi bırakırsa diye!

nası anlatılır bilmiyorum bütün bunlar..çok seviyorum..eminim "çok" hiçbir zaman kendini bu kadar yetersiz hissetmemişti..böyle delicesine, manyakcasına bi sevgi..

ben şimdi bunları neden mi anlattım bilogcan? sıpamı özledim..sanırım içimdeyken daha iyiydi..her yerde beraberdik..pek kıymetini bilememişim meğer!


30 Haziran 2014 Pazartesi

herşeyi yaparım..

bilogır annelerin en bi favori konusu olan "ben dışarda çalışıyorum yazık bana" "ama ben de evde çalışıyorum canım çıkıyo" temalı sidik yarışları yine başladı bilogcan..ee yaz geldi okullar kapandı çocuklar evde tabii..

bu konuda söyleyeceğim tek bir şey var bilogcan..

şu an arin o kadar çok gözümde tütüyor ki gözlerim doluyor..yedi buçuktan önce de görmem mümkün diil..evet, insanın çok özlemekten midesi de bulanırmış..

yemişim yorgunluğu..şu an evde oğlumun yanında olabilmek için herşeyi yaparım ben herşeyi!


19 Haziran 2014 Perşembe

3

3 yıl oldu bugün..

çoksevyomçok! <3

ben bugün beynimin gerisinde yine 19.06.2011'i yaşıyorum..beynim kalbim ruhum dopdolu..onunla dolu..aşkla dolu..

3 yıl boyunca hep "eve gideyim de aşkıma kavuşayım!" dedim..şimdi bir de onun küçük bir suretine kavuşmak için sayıyorum saatleri..

3 yıldır ev demek yuva demek..iple çekmek gitmeyi demek..

3 yıldır ben yokum..biz varız..

"biz" varız..3 yıl öncesine göre daha "çok", daha "kalabalık", daha "çekirdek"..

"biz" 3 yıldır varız, bu yıldönümünde "tam"ız..


18 Haziran 2014 Çarşamba

durum raporu..

sahilde atmışız adamı arabasına yürüyoruz..gelen geçende bi tebessüm..çünkü adam "babababababa" diye konuşuyo.. ^.^

elektrik süpürgesini çalıştırıyorum..eşzamanlı olarak "iüyyvvvv" diye bi ağlama sesi geliyo..nooluyo laan korkmazdı bu bundan diyorum..tekrar çalıştırıyorum..tekrar iüyyyyyvv! kapatıyorum, süpürgeyi yanına sürüklüyorum.."bundan korkuyosun len sıpa?!" diyorum..mama sandalyesinden süpürgeye doğru eğiliyo, elini de süpürgeye doğru savurup "dadadadadadadada" diye süpürgeye bildiğimiz sövüyo! ^.^

emerken dayanamıyorum avuç içini "harharharharar" diye yiyorum..önce gülümsüyo..sonra yanağını yiyorum iyiden iyiye gülmeye başlıyo..o arada memeyi kaçırıyo, eliyle itip tekrar ağzına sokuyo.. ^.^

yemek yerken "ben de yiyim hamhamhamm" yapınca gülmeye başlıyo.. ^.^

arabasındayken tentesini kapatınca "ariiiin" diye sesleniyoruz, tentenin penceresinden bize bakıp kahkaha atıyo.. ^.^

banyo yaparken duşun ahizesi tutmaya çalışıyo, tutunca da yemeye çalışıyo, o arada ahizeyi yüzüne tutuyo..sular yüzüne gelince şapşallaşıyo.. ^.^

yatar pozisyondayken hafif yan çevirip belini öpünce çok gıdıklanıyo..öpmeye devam edelim diye bi süre öle bekliyo.. ^.^

kucağımıza almamız için kollarını uzatıyo.. ^.^

kucağımıza alınca iki eliyle yanaklarımızı tutuyo..bi de şaap diye öpse! ^.^

arin büyüyo yaaaa..zaman ne hızlı akıyo........


16 Haziran 2014 Pazartesi

öyle işte..

arin bugün ilk defa ben evden çıkarken huysuzlaştı bilogcan..hep böyle mi olacak bundan sonra? "ne demeye beni bırakıyorsun?" huysuzlaşması mıydı bu? yoksa az emdi de ondan mı acaba?!

yine hiçbişi yapmadığımız haftasonlarımız olmaya başladı..annemlere git, annelerine git, evde takıl, hoop pazartesi olsun..

yaz geldi..istanbul çok sıcak bi kaç gündür..

kilo veremiyorum..vermeye çabalıyor muyum ondan da emin diilim..ama şu bi gerçek ki kilo veremiyorum..canımı sıkıyo bu iş..

hem keyifliyim hem de keyifsizim bu aralar..

arin'e kendim bakma isteğim var bu aralar..değişik bişiler falan yedireyim, oyun oynayayım onunla..hala dizlerinin üzerine kalkmıyo mesela, emeklemiyo da..çalıştırayım biraz istiyorum..

tatile gidesim var..

taşınıcaz..bi ev tuttuk gibi..ev sahibiyle tanışcaz..gözümde büyüyo ama hevesleniyorum da yeni ev için..

bi yerlere gidip eğlenesim var..

arin, aras ve ben..üçümüz bişiler yapsak istiyorum..

günün on iki saati dışardayım..oğlumu ve kocamı çok özlüyorum..

çok sıkılıyorum çok..

biri bana sabah uykusu hediye etse ne güzel olur....

hem yazacak çok şeyim varmış gibi geliyo bilogcan, hem de yazacak bi bok yokmuş gibi.....

10 Haziran 2014 Salı

7. ay

arin yarın 8 aylık oluyo ama ben 7. ay yazısını yeni yazıyorum! afferinn bana! o_O

kilo: 8400 gr
boy: 69,5 cm

alkış yapmayı öğrendi şapşik! ^.^

gel gel geeel yapıyo..

tel sarıyo..ya da saramıyo ama ben sararken pek eğleniyo! ^.^

çığlıkları iyice abarttı..

kahkahaları da abarttı! çok şükür! ^.^

iştahı gayet iyi! ilaç içerken bile kaşığı çekince ağlıyo o kadar iyi! o_O

(maaşallah!)

oyuncaklarına olan ilgisi arttı..

yabancı ve tanıdık ayrımı yapabilmeye başladı..

kendisini seven güzel kızlara çok pis yan yan bakıp gülücük atıyo! o_O

sinirlenince bildiğin söyleniyo!

hecesel (o ne demekse artık?!) sesler çıkarıyo..

yürüteçle evin içinde dört dönüyor! ^.^

yeni yiyeceklere alışmaya çalışıyor..bazen bizi kakasından mahrum ediyor, o nedenle kaka beyfendi teşrif ettiğinde evde zulu dansı falan yapıyoruz! ^.^

çok şükür neşeli, mutlu bi bebek :)

aa bi de ayak parmaklarını emiyo! ^.^

diş henüz yok....

kahvaltısını yumurta girdi..ayrıca artık daha değişik çorbalar içebiliyor :)

ilk defa kumla tanıştı..

ilk defa haftasonu tatili için şehir değiştirdi..erdek'e gitti..sonraki tatillerimizin süper ve gayet rahat geçeceği sinyallerini verdi! ^.^

ilk defa salıncağa ve kaydırağa bindi..

yeni oto koltuğuna geçiş yaptı ^.^




Arin'cim..mayıs ayı kötü bi ay oldu ailemiz için..aydan ablanı kaybettik..üzerindeki yıldızlı badiyi sana o almıştı..verirken de "yıldız gibi parlasın" demişti..keşke daha çok vakit geçirebilseydiniz..kendi kırk mevlüdünü saymazsak, gittiğin ilk mevlüd onun mevlüdüydü..o dönem boyunca çok uslu, çok uyumlu ve adeta olan bitenin farkındaymışsın gibi, çok anlayışlı olduğun için teşekkür ederim oğlum!

seni çok seviyorum! :*

29 Mayıs 2014 Perşembe

iyi ki doğdun gezi!

o yaz başında şehrin insanları deniz gözlükleriyle dolaşıyorlardı ve birbirlerinin gözlerine mide ilacı sıkıyorlardı!

o yaz başında bir ülke ayaktaydı, uyuduğu günlerin acısını çıkarıyordu!

o yaz başında yitirdiklerimiz de oldu, hiç unutmayacağımız...

o yaz başı çok güzeldi..çok çok güzeldi..umuttu!

o yaz başı hepimiz çok orantısızdık!

o yaz başı biz çapulcuyduk!


görsel: google

26 Mayıs 2014 Pazartesi

hayır şekerim sen yanlışsın en doğrusunu ben yapıyorum!

kadınlar hep mi psikopatlar yoksa anne olduktan sonra mı psikopata bağlıyorlar?

anne olan her kadın çocuklarla ilgili konularda en doğrusunu kendilerinin yaptığını iddia ediyor..bak bilogcan "çocuğu" ile ilgili demiyorum "çocuklarla" ilgili..

herkes uzman..herkesin doktoru en iyi doktor..herkesin okulu en iyi okul..

herkes çok çekmiş..

"ah meme yarasını en iyi ben bilirim canımdan can kopuyodu!"
"aa yok o da bişi mi ben kabukları deliyodum ki süt gelsin!"

"aaaa daha sizinle mi uyuyo! ay ben kırkı çıkar çıkmaz hoop attım odasına valla bi özgüvenli bi özgüvenli şu an adeta he-man!"

"aaayyy hala mı bez takıyosun bak ben bizimkini 6 aylıktı tuvalete tuttum daha da beze yapmadı!"

"oo koca çocuk olmuş hala puset mi? yok şekerim ben el kadardı alıştırdım yürümek zorunda öle yollarda kucağına gelcem diye de tutturmuyo!"

bazen anne çocuk forumlarına falan bakıyorum..herkeste bi iddia..en güzel yöntem benimki, hayır hayır benimki! hem uzmanlar diyo ki!

başlarım uzmanlarına!

her çocuk farklı..hepsi bi karakter sahibi olarak dünyaya geliyolar..sanane elalemin çocuğundan nasıl isterse öle büyütür çocuğunu sanane!!!!

sen naparsan yap banane! ben çocuğumu 5 yaşına kadar emzircem, 10 yaşına kadar odamda yatırcam, 15 yaşına kadar da bez bağlıcam oldu mu? sanane lan!

bi arkadaşım çocuğunun hiç ağlamadığıyla falan övünüyor..halbuki ben çocuğu ne zaman görsem ağlıyo ve oldukça yabani..bana özelse bilemem tabii..ama nedir bu çocukları istediğin kalıba sokma merakı, herşeyin en iyisini ben yaparım özentiliği..ne diye sidik yarıştırıyosunuz anlamıyorum ki? ergenken benim ayakkabılarım daha güzel falan diye övünürdük büyüdük çocuk yaptık benimki daha mükemmel diye yarışıyoruz! salak bu kadın milleti yemin ederim salak!

otur çocuğunu gözlemle, içgüdülerini dinle ablacım her çocuk bir diil! sok bunu kafana ondan sonra konuşalım!

14 Mayıs 2014 Çarşamba

#soma

insan hayatı türkiye'de bu kadar ucuz işte..

her an bir "iş kazası" geçirip yüzlerce iş arkadaşınla beraber ölebilirsin..

ölümünü yumuşatmak için sana "şehit" diyebilirler..

ölüm sebebin karbonmonoksit zehirlenmesidir, kimilerine göre "tatlı bir ölüm"dür..

sen ölme diye mecliste tartışmak isterler, senin sayende orada oturan vekillerden biri "eften püften konu" der..

sıçtığımın memleketi..

24 saati geçti..kurtarılacak bir can kalmadı o madende büyük olasılıkla..artık tek bir dua var edilecek o da el fatiha..

allah ölenlere rahmet eylesin..geride kalanlara sabır versin..

bu millete akıl fikir versin..bu kafayla daha çok "iş kazaları" olur..

toprak altından çıkıp tekrar toprak altına giriyorlar..allahım sen aklımıza mukayyet ol!

13 Mayıs 2014 Salı

oğlum..

arin'im..canım oğlum..ballı lokma tatlım..kaymaklı ekmek kadayıfım..cevizli baklavam..şerbetli şekerparem..evet annen diyette yavrucum! :)

her gün her saat her dakika her an seninle ilgili hayaller kuruyorum..

mesela.....

iyi bi müzisyen olmuşsun..konserine gelmişim..herkes çılgınca alkışlıyo seni..ve ben gururdan bitiyorum!

ya da..

doktor olmuşsun..hastalıklara çareler buluyosun..

ya da..

karne almışsın..notların hiçbir önemi yok..o çok istediğin şeyi sana karne hediyesi olarak almışız..kahkahalarımız birbirine karışıyo..

ya da..

mühendis olmuşsun..şahane şeyler yapıyosun..mühendisliğini senin yaptığın uçaklara falan biniyoruz..

ya da..

başarılı bi sporcu olmuşsun..madalyalar kazanıyosun..

ya da..

mezun olmuşsun..o çok isteyerek girdiğin okulu bitirmişsin..kepini havalara atıyosun..benim de sevinçten aklım havalara uçuyo!

ya da..

bilimadamı olmuşsun..son icadınla nobel kazanıyosun..

ya da..

aşık olmuşsun..çok tatlı çok güzel bi kıza..ben biraz kıskanıyorum ama aynı zamanda mutluluktan havalara uçuyorum! ^.^

ya da..

iyi bi insan olmuşsun oğlum..duyarlı, vefakar, sağduyulu, vicdanlı, özgür, adaletli..en büyük hayalim de bu..iyi erdemlere sahip bi insan olman......

hayatta ne istersen onu ol bebeğim..kendin ol..kendi isteklerinin hayallerinin peşinden git..kendini sev..ben nasılsa seni her halinle severim! ama sen kendi değerini bil..sen çok değerlisin çünkü!

seni çok seviyorum minik aşkım çoook! ^.^



11 Mayıs 2014 Pazar

7 ay önce bugün..

7 ay önce bugün anne oldum ben..dünyanın en büyük manyaklığı ile o gün tanıştım.."anne olunca anlarsın"ları o gün anladım..annemi anladım..daha empatik oldum..daha hoşgörülü, sabırlı oldum..başkasının mutluluğuna sevinmenin, bi gülücüğe dünyaları vermenin ne olduğunu o gün öğrendim..küçücük bi bedeni bedenimle besleyebileceğimi o gün öğrendim..birinin bana yüzde yüz muhtaç olması ne demek o gün öğrendim..benim de birine yüzde yüz muhtaç olduğumu o gün öğrendim..birisine hissettiklerini adlandıramamayı o gün öğrendim..aşk desen diil, sevgi desen diil..daha yüce daha altı dolu daha başka bi his bu.."kıyamamak" nası bişimiş o gün öğrendim..sevinçten gerçekten ağlamak, gerçekten sevinmek ne demekmiş o gün anladım..

hayatta yaptığım en güzel şeysin sen oğlum..allah beni senden ayırmasın, beni seninle sınamasın..her anneler gününde 11.10.2013 tarihini hatırlayacağımı biliyorum..allah unutturmasın..seni çok ama çok seviyorum bebeğim! en güzel hediyem!

ve annem..bi cok konuda benden daha iyi olabilirsin annem..ne bilim, benden daha guzel yemek yapiyosun ya da benden daha iyi misafir agirliyosun, pilavin dibini tutturmuyosun mesela ya da tatlilarin daha bi tatli oluyolar ama bi konuda sana fark atarim! benim cocugum seninkinden daha guzel iste! seni cok seviyorum cook! anneler gunun kutlu olsun canimm!

7 Mayıs 2014 Çarşamba

daldan dala..

arin 3 mayıs 2014 cumartesi günü ilk defa çıplak ayakla çime ve toprağa değdi..ilk defa ayakları denize değdi..çok keyif aldı ^.^

deniz demişken..

dün bu ülkenin utanç günlerinden birinin yıldönümüydü oğlum..akşam sana "sen denizleri biliyo musun bakim?" diye sordum, sense bana kocaman gülümsedin..umarım sen büyürken bi daha böle utanç günlerimiz olmaz ve sen bunları sadece benden ve babandan dinlediğin için bilirsin..

hıdrellezi kutladın mı bilogcan? benim dilekler aynı..gömdüm gül dibine..sahile indiğim bi vakit denize atıcam..umarım kabul olur ^.^

2.5 kilo verdim..akşamları yemek yemiyorum ve işe yarıyo ^.^

arin pazar günü 7 aylık oluyo..7 ay..ne çabuk büyüyo!!!!!


resmi bi türlü düz ekleyemedim yahu?!

26 Nisan 2014 Cumartesi

6. ay

arin 6 aylık oldu bilogcan..

kilo: 8120 gr
boy: 68.5 cm

gelişimi gayet güzel gidiyo.. ^.^ maşallah!

tam tur dönmeye başladı..

tel sarıyo :)

artık oyuncaklarıyla daha bilinçli oynayabiliyor..

destekli oturabiliyor..

sesleri taklit ediyor..

çok güleryüzlü çok bal ^.^

kahvaltıya başladı, çorbasına da kıyma ve yeşil sebzeler eklendi..

büyüyo..çok hızlı büyüyo..bu hıza yetişememekten korkuyorum!

çok güzel, çok uyumlu, çok güleryüzlü, çok sakin, çok komik bi bebek.. ^.^

çok seviyorum "çok" "az" geliyor..öyle delicesine seviyorum! <3

21 Nisan 2014 Pazartesi

haftasonu..

19.04.2014 cumartesi günü arin ilk şehirlerarası yolculuğunu yaptı..izmit'e gitti ^.^ dönerken de ananesine, babanesine pişmaniye aldı! ^.^

akşam şebnemlere gittik..uzay'ı yedik yedik bitirdik.. ^.^

ve aynı akşam arin farkında olmadan bi ilk daha yaşadı..ilk defa bi hayvanla aynı odada bulundu! ve o hayvan bi yarasaydı!! o_O

uzay'ı kendi yatağına arin'i de şebnemlerin yatağına yatırdık uyuttuk..bi ara barış uzay'a bakmak için içeri gittiğinde arin'e de bakmış..odada bişiyin uçtuğunu fark etmiş..cam çok hafif aralıktı ama önünde iki kat perde falan vardı..ancak yarasa nası becerdiyse girmiş! ben hemen koccaya çocuğu al çabuk dedim..kocca da arin'in uykusu bölünmesin diye almak yerine çocuğun üzerine kapaklandı! :) ben kapıyı tuttum, barış yastıkla yarasayı kovaladı! arin mi? uyumaya devam etti! o kadar patırtı oldu, ışık falan açıldı ama adam uyumaya devam etti! o_O her yerine baktım valla yarasa bişi yapmış mı diye! batman oldu benim oğlum! işin komik yanı sabah arin'e ilk defa demir ilacı vermiştim..ağzına yüzüne bulaşınca dalga geçtik "vampir oldu benim oğlum!" diye! :)

neyse işte yarın öbür gün arin bunları öğrenince anlatır millete "yarasa girmiş ben uyurken odaya" diye.....

ay çok yazasım varmış gibi gelmişti ama yokmuş aslında bilogcan......

17 Nisan 2014 Perşembe

dün gece..

arin ile eski odamda eski yatağımda koyun koyuna uyuduk..sabah bana doğru dönmüş elini yanağıma koymuş, gözümü bi açtım bana kocaman gülümsüyodu! ^.^

çok seviyorum çok! kalpkalpkalp....

16 Nisan 2014 Çarşamba

annelik mottom: su akar yolunu bulur!

hayatım boyunca planlı programlı biri olamadım..hiç..hep gelişine vurdum..plan yapmaya çalıştım ama asla ve asla tutturamadım..mesela son kilo verme planlarıma göre şubattan bu yana yedi kilo vermiş olmam gerekirdi ama bir kilo veremedim..öyle de beceriksizim..

kuralları sevip sevmediğimden emin değilim..yani işime gelenlere uyarım gelmeyenlere çemkiririm..

hiyerarşiyi sevmem..birinin birisine üstünlük taslamasını sevmem.."onun yaşı büyük tecrübesi fazladır" mantığından hoşlanmam..

bildiğimi okumayı severim..bana aksi söylendiğinde tartışmam ama bildiğimi okumaya çalışırım..

biri bana herhangi birşeyi yapmam için izin vermezse hiiç uğraşmam yapmam olur biter..

ısrardan nefret ederim..çok hoşuma gidecek bişi için bile ısrar edildiği an o şeyden nefret edebilirim..

arin'e karşı da böyleyim..ve bunun en olumlu neticesini sanırım uyku konusunda aldım..

ben arin'e uyuması için hiç baskı yapmadım..ne zaman kendisi uyumak istedi o zaman uyudu..sonra sonra birden saat dokuz buçuğa kitlendi akşam uykuları..sabah da yediye kadar sürdü..

emmesi için de baskı yapmadım..ne zaman isterse o zaman emzirdim..yok iki saat yok üç saat beklesin demedim..sadece üç saati geçirmedim..ama emdikten yarım saat sonra tekrar emmek isterse yine emzirdim..

ek gıdada da aynı şekildeyim..zorlamadım yesin diye, oyunlar da yapmadım..yedirirken sohbet ediyorum onunla.."ay bu çorba da pek güzel olmuş hmm" diyorum mesela..ya da yazın yapacağımız tatili anlatıyorum..bazen gündemden konuşuyoruz..bazen babasını ne çok sevdiğimi anlatıyorum..şimdiye kadar hiç yarım bırakmadı yemeklerini..

ananesi ve babanesi bakıyo arin'e..arayıp soruyorum herşey yolunda mı diye..aman şunu yapın bunu yapın direktifleri vermiyorum..nasılsa yaparlar, arin isteklerini belli eder..

biraz oyuncaklar konusunda gıcığım sanırım..ille de oynasın istiyorum :)

yanlış anlama bilogcan saldım çayıra mevzuusu diil bu..sadece kendimce normal davranıyorum arin'e..tamam bebek daha ama insan o..hoşuna giden ve gitmeyen şeyler var hepimiz gibi..

daha altı aylık..ben daha altı aylık anneyim..biliyorum önümüzde bi sürü viraj var alınacak..daha farklı şeyler yemeye başlicak ve belki yemeyi reddedecek..ne bilim ilaç içmesi gerekecek ve istemicek..bezi bırakması gerekecek ve bırakmayacak..bu durumlarda ne olur nası olur bi fikrim yok..

ama şunun farkındayım..bu yaşa geldim yetişkin olduğu halde bez takan ya da hiç yemek yemeyenini de görmedim..

yani su akıyo ve yolunu buluyo aslında..bu minicik insanları iyi gözlemlemek lazım..onlar da bizim gibi kendileri için iyi olan şeylerin zamanlamasını gayet iyi biliyolar..

15 Nisan 2014 Salı

sen bütün bunları yapıyosun ya..işte ben o zamanlar eriyip bitiyorum!

ben işten gelince o dişsiz ağzını kocaman açıp bana bakarak gülüyosun ya, sonra da utangaç utangaç kimin kucağındaysan onun boynuna kafanı gömüyosun ya..

sabahları uyanınca kendi kendine konuşuyosun, bi süre sonra sesini yükseltiyosun, en sonunda da resmen "uyandım ben! emzir beni çabuk!" edasıyla bağırıyosun ya..

çorbanın içirirken kaşığı ağzından çektiğim an parmağını ağzına alıp cok cok emiyosun ya..

elmanı yedirirken ikinci kaşık gelene kadar heyecandan suratın binbir şekle giriyor ya..

bağıra çağıra şarkı söylerken gülüyosun ya, bi de ben karşında dans ederken kahkaha atmaya başlıyosun ya..

kahkahalarla gülerken fotoğrafını veya videonu çekmeye çalışırken kamerayı fark eder etmez hemen ciddileşiyosun ya..

emerken babanın sesini duyunca bi anda memeden çıkıp kafanı ona doğru çeviriyosun ya, sonra da bana dönüp boncuk boncuk bakıp gülüp tekrar memeye yumuluyosun ya..

yine emerken arada memeyi kaçırıp elinle ittirip tekrar alıyosun ya..

mama sandalyesinde otururken sarkan ayaklarını birleştiriyosun ya..

altını değiştirirken bi türlü sabit durmayıp hemen dönmeye çalışıyosun ya..

üstünü değiştirirken badini kafandan çıkarırken "ce-e" yapınca gülmeye başlıyosun ya..

sinirlenince kendince söyleniyosun ya..

pek de hoşuna gitmeyen bişi yaptığımızda sabırla o şeyin bitmesini bekliyosun, bitince de kafanı diğer tarafa çevirip kendi kendine oynamaya devam ediyosun ya..

kollarını daima battaniyenin üzerine çıkarıyosun ya..

banyo yaparken suratına sular geldiğinde gözlerini kırpıştırıyosun ya..

"sana bayılıyorum! en büyük hayranın benim!" diye bağırdığımda kocaman gülüyosun ya..

ben bu anlarda eriyip bitiyorum oğlum! bambaşka biri oluyorum!

çok seviyorum seni çoook! ^.^



14 Nisan 2014 Pazartesi

sıkıntı..

biri bana lohusalık günlerimi özleyeceğimi söyleseydi kıçımla gülerdim!

ama özledim!!

kimse bana bulaşmıyodu..kimse benden bişi beklemiyodu..acayip bi bahaneydi lohusalık!

halbuki bence lohusalık hali emzirme bitene kadar devam ediyo..yine yorulmamam lazım, yine üzülmemem lazım, yine kırılmamam lazım, yine hoşgörülmem lazım..

ama kırk gün bitti ya koyver gitsin artık..koyver gitsin..

bu aralar sıkıldım, üzüldüm, yoruldum..sütüm azaldı..daha da sıkılıyorum, üzülüyorum, yoruluyorum..

annelik güzel de kadınlık boktan bişi..iyi ki erkek doğurmuşum iyi ki..

kendimi çok yalnız hissediyorum ben bilogcan..koccanın işleri yoğun sürekli bilgisayar başında..çocukla dışarı çıksam evin etrafında takılıyorum..çünkü istanbulda çocukla tek başına uzaklaşmak zor..taksiye binmek istemiyorum, deli gibi sürüyolar, korkuyorum çocukumdan ötürü..arada bi sinemaya gidiyoruz ama gidiyoruz ve geliyoruz..ama ben arin ile gezmek istiyorum onu birilerine emanet ederek bi yerlere gitmek istemiyorum..

arin ile ilgili hiçbişiden şikayetçi diilim..arin bana yük diil, ben herşeyi onunla birlikte yapmak istiyorum..sıkıntımın sebebi annelik diil yani..

sebebi ne bilmiyorum..biliyorum da anlatmak istemiyorum...........

10 Nisan 2014 Perşembe

6 aylık çocuk annesi!

ben mi?!

yok ayol daha ben çocuğum! ^.^


ilk yaş günü için geri sayıma başlasak mı? O_o

8 Nisan 2014 Salı

!

şu son bir aydır o kadar çok çocuk ölümü duydum ki artık ne desem bilemiyorum! nası boktan insanlar olduk biz? nası şerefsiz bi ortamda çocuk yetiştiriyoruz? kaçalım mı? gidelim mi? kahrolalım mı? yok mu sayalım? napalım? nası yapalım? aklımızı kaybetmeden nası yaşayalım? napalım lan napalım da psikopata bağlamadan hayata devam edelim?????

annelik sonsuz bi empati yeteneğine sahip olmakmış! ben istemiyorum empati yapmak! normale dönmek istiyorum! farkındalığım azalsın! her boku da bilmeyeyim görmeyeyim duymayayım! korkusuzca çocuk yetiştireyim istiyorum ben!

o kadar kötü ki insanlar, çok görüyolar kuzularını annelerine!

Allah hepimizin yavrusunu korusun.....

6 Nisan 2014 Pazar

5. ay

aslında cuma günü arin 6 aylık oluyo ama ben 5. ay yazısını ancak yazabiliyorum..mart ayı o kadar boktan haberlerin ayı oldu ki elim ancak vardı yazmaya..

kilo 7350 gr.
boy 66.5 cm

az kilo almış bu ay olsun napalım sağlıklı ya önemi yok..

bu ayın en büyük olayı ek gıdaya geçmiş olması..sabahları elma püresi, öğlenleri sebze çorbası, akşam üzeri de yoğurt yiyo..hmm aslında yoğurtu pek yemiyo! sevmedi..keçi sütünden yoğurtu ben pek tutturamadım..inek sütüyle olan güzel oldu ama onu da sevmedi..ayrıca kabız yaptı inek sütü..yani ben kabız olmasını ona yordum..

anne sütü devam..

tam döndü dönecek..ah bi kolunu kurtarabilse..üşengeç biraz şapşik oğlum benim! ^.^

ayaklarını keşfetti..tutmaya falan çalışıyor.. ^.^

oturabiliyor artık ve oturmayı çok seviyor..

yiyeceklere acayip bi ilgisi var..resmen bizim yediklerimize atlıyo, yemek istiyo, tabii yiyemeyince atarlanıyo ^.^

damağı fena kaşınıyo..bulabildiği herşeyi ağzına sokmaya çalışıyo..ah şu dişler bi çıksa! O_o

en sevdiği oyuncağı mama sandalyesinin oyuncağı..bi de diş kaşıyıcıları..

çok tatlı, çok bal, çook şeker..çook canım..canımın en iççi! ^.^

ya bi de sipeşıl tenks tu oğlumcuma, hala ve hala kendi kendine uyuyo! aman nazar değmesin! maşallah!!!! ^.^

ya bi de arada sanki anne, anni, annnnnniiiii falan diyo!

bu durumda anne nası?

ölüyo bitiyo sonra tekrar ve tekrar doğuyo! ^.^

31 Mart 2014 Pazartesi

banane!

küçücük çocuk kafasıdan mı vurulmuş? banane!

dövülerek mi öldürülmüş? banane!

gazlamışlar mı? coplamışlar mı? su mu sıkmışlar? banane lan banane!

yakıldınız mı? banane!

kurşunlandınız mı? banane!

bombalandınız mı? banane!

bunların hiç biri benim umrumda diil! hiç biri umrumda diil çünkü bu milletin de umrunda diil!

ben bu saatten sonra bu ülkede, bu şartlar altında çocuğumu en iyi nasıl yetiştiririm ona bakarım arkadaş!

yok oylar çalınmış yok elektrikler kesilmiş! banane!!!!

benim vatandaş olarak bir oyum vardı..gittim verdim! oyların takibini de yaptık..daha ne? daha ne yapalım?!

hileyi bakanlar, bürokratlar yapıyoken ben vatandaş olarak daha ne yapabilirim?!

banane! bu ülke beni hiiiiç ilgilendirmiyo artık! kim gelirse gelsin başımıza, zaten daha fazla boka batamayız!

28 Mart 2014 Cuma

sinirliyim..rutin..

biraz önce bi yazı okudum sinirlerim zıpladı! çalışmayan annenin bir günü üzerine!

bak bilogcan öncelikle belirteyim ben çalışmayan annelerin bütüüün gün bi bok yapmadan oturduklarına inanmıyorum! arin bir yaşına basana kadar ben de her cuma çalışmayan anneyim ve işe gittiğimden daha çok yoruluyorum bazen bunda anlaşalım!

ya ama çıldırcam..ne olursa olsun ne yaparlarsa yapsınlar bir çalışan anne kadar bölünmüyolar ve yıpranmıyolar!

ya çocuk için okuduğu kitapları ve markete gittiğinde park yeri bulmak için 3-5 sokak dolaşıp ve biraz uzakta park yeri bulduğu için yürümek zorunda kalmış (!) olmasını bile bu yorgunluğa eklemiş yazıyı yazan..

ve bu insanların her gün yardımcısı geliyor..ya ben annem geldiğinde bayram yapıyorum bayram ne yardımcısı be!

ben de günlük rutinimi yazayım o zaman!

sabah 06.30da uyanmam gerekiyor ama kafam kalkmıyor! Allahtan 07:00de arin uyanıyo da kalkıyorum! hemen arin'i emziriyorum daha yataktayken..20 dk kadar emiyo..ardından 10 dk içinde wc ve giyinme..sonra bi 10 dk daha süt sağma..aralarda arin'e öpücük atma laf atma falan..8de evden çıkış..

mesai 9da başlıyor..9a kadar metrobüs çilesini çekerek işe varma..bu arada mecidiyeköyde arabayı park etmek sorunların en büyüğü olduğundan işe arabayla gelmek mümkün diil!

mesai 09:00 - 18:00 arası..bu arada türlü türlü insanın ağız kokusu çekilir! iş yetiştirilmeye çalışılır..arada azıcık yemek yenir ve kahve içilir..ama bunlar genelde pc başında yapılır! çünkü mesaiye kalmak istemezsin eve gitmelisin, bebeğin burnunda tütüyodur! aralarda ev aranır herşey yolunda mı yoklaması yapılır..pc ekranındaki bebeğinin fotosuna bakılır ve gözler şöyle bi dolar ve iş yapılmaya devam edilir..

18:00de mesai biter..koşa koşa ofisten çıkılır belki bi önceki otobüsü yakalarım umuduyla! yakalanamaz! otobüse binilir ve yaklaşık 1.5 saat sürecek olan yolculuk başlar..şanslısan oturursun ve belki uyursun..

19:30 - 19:45 arası eve varış..koşa koşa eve girilir..hemen arin kucağa alınır..öp kokla sev..bayılırsın bayılır! sonra hemen süt sağırlır ki çocukuma yarına süt olsun..bu arada kocca yemekleri ısıtmaya başlar..(iyi ki var demiştim dimi?) süt sağılır, sofra kurulur..tam sofraya oturacakken arin mızmızlanabilir, dikkat..dur bi beş dk emzirim dersin ve emzirirsin..nihayet 9a doğru yemek yemiş olursun..9:30 gibi arin yatacağı için ve eve gelince emmemişse ya da tadımlık emmişse hooop bi daha alırsın saat 9 gibi çocukunu ve emzirirsin..hoş zaten uykusu geldiği için 8:45den itibaren arızaya başlamış olur..9:30 - 10:00 arası bi saatlerde çocukunu yatağına yatırırsın..geç uyuttuğun için tam vicdan azabı çekecekken haftaiçleri çocukunu eve gelince sadece 1.5 saat gördüğünü fark edersin ve yine gözlerin dolar! salona dönersin masayı kocca toplamıştır (iyi ki iyi ki var!) amma ve lakin bulaşıklar mutfakta seni beklemektedir..bulaşıkları halledersin, çay koyarsın çünkü kocca çok sever, arin'in biberonlarını, süt sağma makineni vs sterilize edersin ve mutfaktan çıkarsın..artık bu rutine iki günde bir yoğurt mayalamak eklendi..

salona tekrar dönersin ve kocanla iki kelam laflarsın..arada gidip çocuğa bakarsın..duş wc işlerini halledersin..artık kaçta yatar ve uyursun Allah bilir..

benim bu noktada şansım arin'in gece uyanmayışı ve kendi kendine uykuya dalışı çok şükür..maşallah oğluma!

azıcık bi boşluğun olur onda da çalışmayan bir kadının çocuğuna bakarken saçma sapan sebepler nedeniyle çooook ama çooooook çoook zorlandığını okursun çıldırırsın!!