arin'i büyütürken kendi çocukluğumu fazlasıyla hatırlıyorum. bazen gerçekten fazlasıyla...
travmalarımı da hatırlıyorum dolayısıyla. gerçi çocuk sahibi olana kadar bunların çoğunun travma olduğunun farkında bile değildim..belki de hala değillerdir ve ben abartıyorumdur.
bir ilkokul öğretmenim vardı. hayatınızda karşılaşabileceğiniz en kötü öğretmen. sınıfı fakirler ve zenginlere göre düzenleyen, zenginlere daima iltimas geçen, iki öğrenciyi gözdesi bellemiş saçma bir öğretmen. ve yeni mezun falan değil, senelerin öğretmeni...
bir keresinde köy ne demek onu öğreniyorduk. köye gidenlerin anlatmasını istedi. benim de babannemin akrabalarının yaşadığı bir köy vardı heh dedim onu anlatayım. anlattırmadı. köy bizim köyümüz değilmiş dıdımın dıdısınınmış. sonra gözdelerinden birini tahtaya kaldırdı, kız piknik için gittikleri köyü anlattı. köyü satın aldılarsa demek...
sonra beden dersinde tutturdu parende at diye. atamıyorum. hala da atamam. amuda da kalkamam mesela, kafamın daima yukarıda olması mühim benim için. at, atamam at, atamam derken ben bu kadına tokat attım. bak üzerinden 25 sene falan geçti hala pişman değilim.
biz çocukken öyle herkes takdir teşekkür almazdı, zordu yani. şimdi sınıfın kapısının önünden geçene veriyorlar. takdir aldım bi sene. zaten karneleri verirken takdir ve teşekkür alanları düğündeki takı çığırıcıları gibi tanıtıyordu. işte bunun gözdeleri yine almışlar takdirleri bu saydırıyor "x takdir, y takdir" sonra bir anda "pelin takdir" dedi. karneyi uzattı tam alacağım o kadar insanın arasında "dur ben bi daha bakim senin karnene emin misin" dedi. aldım takdiri. rezil olarak. takdir alamayacak kadar salak olduğum cümle aleme gösterilerek...
veli toplantısı yapardı. boşanan aileler için ayrı yapardı. daha el kadar çocukken kimin anası babası boşanmış bilirdik, kimin babası kapıcıymış, kiminki yöneticiymiş bildiğimiz gibi...
öğretmenler gününde çiçek getirirsen beğenmezdi. maddi değeri olmalıydı hediyenin.
okulu hiç sevmedim hayatım boyunca, hep nefret ettim. bu kadından da hep nefretle bahsettim. annemler bu nefretin farkında olmalılardı ama beş sene boyunca benim bu kadar nefret ettiğim bir kadına maruz kalmama engel olmadılar. çünkü öğretmen haklıydı hep, çünkü etim o kadının kemiği onlarındı, çünkü çocuk abartırdı, çünkü civardaki en iyi öğretmen oydu ve beni onun sınıfına yazdırmak için çok uğraşmışlardı, çünkü ben çocukken "travma" henüz keşfedilmemişti, çünkü çünkü çünkü...
sonraki senelerde bir sürü öğretmen tanıdım. hiç birini sevmedim. sevgiyle bahsettiğim tek bir öğretmenim bile yok. okul yıllarımın tek bir gününü bile özlemiyorum. bazen kabuslarımda tekrar okuduğumu falan görüyorum. sosyal medyada tanıdıklarım dışında tek bir öğretmen arkadaşım bile yok.
arin yukarıda saydıklarımın bırak onda birini, binde birini bana anlatsa, cümle içinde geçirse, ima etse hemen müdahale ederim. umarım karşısına hep iyi öğretmenler çıkar...
biliyorum bir yerlerde iyi öğretmenler de var. sosyal medyada arkadaş olduklarım var, nuriye ve semih var, haksız yere mesleğinden olan ama yüreği mesleğinin aşkıyla atan öğretmenler var. onların günü kutlu olsun ve mesleğinden ayrı düşenler bir an önce mesleklerine, öğrencilerine kavuşsun.
ancak benim ilkokul öğretmenim gibi olanlar umarım mesleği bırakmışlardır..
iç döküş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iç döküş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Kasım 2017 Cuma
16 Mart 2015 Pazartesi
iç döküş..
dün dışardayken bir aile gördüm..orta yaşlarda bir anne-baba ve çocuk..alışveriş yapıyorlardı..çocukları özürlüydü..fiziksel değil zihinsel..ağrıma gitti ya, gözlerim doldu..çocuk (aslında nerdeyse delikanlı olmuş) arada bağırıyordu ama onlar yine de hayatın içindeydiler..biliyorum bilogcan doğrusu bu, çok iyi biliyorum ve ne mutlu ki o çocuğa doğrusunu bilen anne-babası var..
nasıl şükrettim o an sahip olduklarıma, anne olanlar anlar..
arin doğduğundan beri, yok hayır, arin'in varlığını öğrendiğimden beri benim manevi yönüm daha da kuvvetlendi..sürekli dilimde dua ve şükür..
bazen aklıma evlerden ırak denilecek şeyler geliyor, kafayı yiyeceğimi hissediyorum..o düşünceleri kovana kadar ömrümden ömür gidiyor..hatta epey sorguladım kendimi bu konuda, acaba psikiyatrik bir desteğe ihtiyacım var mı diye..bazen başedemiyorum çünkü..
ikinci çocuk diyorlar ya..ben istemiyorum..mesele sadece para-pul, bir tanesini ancak layıkıyla büyütürüm, okuturum meselesi diil..
ben bu endişeleri, bu korkuları, kafamda kurduğum bütün kötü senaryoları iki kere yaşamak istemiyorum! bu nedenle ikinci çocuk bana delilikmiş gibi geliyor ve iki ve daha fazla çocuk sahibi olanlar resmen süper kahraman benim gözümde!
Allah arin'ime, yavruma uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür versin, başka da bir şey istemem ben..
nasıl şükrettim o an sahip olduklarıma, anne olanlar anlar..
arin doğduğundan beri, yok hayır, arin'in varlığını öğrendiğimden beri benim manevi yönüm daha da kuvvetlendi..sürekli dilimde dua ve şükür..
bazen aklıma evlerden ırak denilecek şeyler geliyor, kafayı yiyeceğimi hissediyorum..o düşünceleri kovana kadar ömrümden ömür gidiyor..hatta epey sorguladım kendimi bu konuda, acaba psikiyatrik bir desteğe ihtiyacım var mı diye..bazen başedemiyorum çünkü..
ikinci çocuk diyorlar ya..ben istemiyorum..mesele sadece para-pul, bir tanesini ancak layıkıyla büyütürüm, okuturum meselesi diil..
ben bu endişeleri, bu korkuları, kafamda kurduğum bütün kötü senaryoları iki kere yaşamak istemiyorum! bu nedenle ikinci çocuk bana delilikmiş gibi geliyor ve iki ve daha fazla çocuk sahibi olanlar resmen süper kahraman benim gözümde!
Allah arin'ime, yavruma uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür versin, başka da bir şey istemem ben..
17 Temmuz 2014 Perşembe
şükür..
ben lohusayken haberlerde sürekli bi bebeğin haberi vardı..annesi iki aylık bebeği evde yalnız bırakıp tatile gitmiş, yavurcak da....sonra ayaz bebeğin haberi vardı..hani daha kırkında soğuktan......sonra bir babanın haberi vardı, oğlunu çuvalda taşımak zorunda kalan..sonra elfony'nin ördeğinin haberini aldık..
mayıs ayında kanserden kuzenimi kaybettik..son bir kaç gününü hastanede geçirdi..çocuk onkolojisi katındaydı..kuzenim çocuk değildi, koskoca kadındı ancak oraya yatırmışlardı işte..o kadar çok çocuk vardı ki..o kadar çok umut vardı ki o katta..
ödüm kopuyo benim..bazen bu korkuyu o kadar yoğun yaşıyorum ki, gözlerim kararıyor, midem bulanıyor, nefesim kesiliyor..
çocuğum ile ilgili hiçbir şey için "off" demek istemiyorum..sanırım demedim de şimdiye kadar..
allah baba yavrumun eksikliğini, yokluğunu göstermesin..kimsenin yavrusunun göstermesin..
neden böyle bir yazı yazdım bilmiyorum..bir an aklıma geldi..şükredecek ne çok şeyimiz var..
kendime bir söz verdim..çocuğumla ilgili hiçbir şey için "off" demeyeceğim..unutmayayım bu sözümü diye yazdım belki de..
amaaan halbuki gayet geyik yapmak için açmıştım seni bugün bilogcan!
mayıs ayında kanserden kuzenimi kaybettik..son bir kaç gününü hastanede geçirdi..çocuk onkolojisi katındaydı..kuzenim çocuk değildi, koskoca kadındı ancak oraya yatırmışlardı işte..o kadar çok çocuk vardı ki..o kadar çok umut vardı ki o katta..
ödüm kopuyo benim..bazen bu korkuyu o kadar yoğun yaşıyorum ki, gözlerim kararıyor, midem bulanıyor, nefesim kesiliyor..
çocuğum ile ilgili hiçbir şey için "off" demek istemiyorum..sanırım demedim de şimdiye kadar..
allah baba yavrumun eksikliğini, yokluğunu göstermesin..kimsenin yavrusunun göstermesin..
neden böyle bir yazı yazdım bilmiyorum..bir an aklıma geldi..şükredecek ne çok şeyimiz var..
kendime bir söz verdim..çocuğumla ilgili hiçbir şey için "off" demeyeceğim..unutmayayım bu sözümü diye yazdım belki de..
amaaan halbuki gayet geyik yapmak için açmıştım seni bugün bilogcan!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)