Sayfalar

çocukla tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukla tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2017 Cuma

"her şekilde" çocuklu tatil

arin ile bu yaz hem her şey dahil, hem butik otel gezmece görmeceli hem de anane - dede yazlık evli tatil yaptık.


yani her şeyi bir yaz içinde deneyimledim. artık bu konuda en çok bana soracaksınız ahahaha..


yaz başında her şey dahil konseptli bir tatil yaptık. geçen yaz gittiğimiz otele gittik, risk almak istemedik hem çok rahat etmiştik hem de bu sefer arkadaşlarımız da yanımızda olacaktı ve onların da 3.5 yaşında bir oğulları vardı. bildiğin yer en iyisidir böyle bir durumda..


aynı yere gittiğimiz için arinço yabancılık çekmedi ve en güzeli de animasyon ekibi değişmemişti zira geçen sene kids cluptan sorumlu ablayı arin de biz de çok sevmiştik. valla o kız her eve lazım, ben bu kadar çok çocukları seven başka bir insan görmedim!


sanırım tatillerde rahat etmemi arin'e kolluklarıyla tek başına havuza atlama ve merdivenlerden çıkma özgüvenini vermeme borçluyum. havuza atladı ve çıktı, atladı ve çıktı, diğer havuza koştu atladı ve çıktı sonra biraz yüzdü ve en son kaydırağı keşfetti! kaydırak bence 10 yaş ve üzeri çocukların ve yetişkinlerin kayması için uygundu, uzun sayılırdı ve havuza yumuşak bir inişi yoktu. beraber kaç kere o kaydıraktan kaydık ben sayısını bilmiyorum. ama fena eğlendik.


öğlen uykusu mutlaka uyudu çünkü sabahın köründen itibaren havuzdaydık ve çok yoruluyordu. denize giremedik maalesef çünkü çok dalgalıydı ve su ısınmamıştı henüz, arin pek hoşlanmadı. e bi de bütün eğlence havuzun etrafındaydı..


akşam yemeğinden sonra illa mini discoya katıldı. bu sefer dans etti, geçen sene kenarda oturup izlemişti..dans etti etmesine ama tek bir şartla: benimle birlikte! evet arkadaşlar mini discoda çocuklardan bile daha çok eğlenerek dans eden o koca dana bendim! ve bence "aram zam zam" çok başarılı bir şarkı! yazın hiti!


yani işte her şey dahil..değişik ne olabilir ki..her gün bir öncekinin aynısı..sabah kalk, kahvaltıya git, havuza git, öğlen yemeğe git, havuza git, odaya git, yıkan paklan akşam yemeğe git, mini discoda hopla, çocuğu uyut, çocuk pusette bara geri dön, keyif içkini iç..bence gayet iyiydi. ve bence biz arin ile tatillerde bir başka uyumlu ve eğlenceli oluyoruz :)






kurban bayramı tatili başlamadan bir de muğla / dalyan'a gittik. bizim aras ile daha önce iki kere daha kaldığımız bir butik otele. otelde müzik ya da açık büfe gibi, arin'in önceki tatillerinden alışık olduğu şeyler olmadığı için biraz tedirgindim. ama yine de zorluk çekmedik. bu sefer farklı olarak arin'in babannesi de bizimleydi ve bizim yan odamızda kaldılar. bunu da sorun etmedi. havuz yoktu, denize gitmek için ya arabaya ya da tekneye binmemiz gerekiyordu. sadece ilk bir kaç gün akşam yemeğinden sonra "anne hadi dans edelim!" diye tutturdu :) alışkanlık..






iztuzu plajına ve sarıgerme plajına gittik. acayip dalgalıydı su, hatta can kurtaran bir ara düdük çalış milleti sudan çıkarmaya falan çalıştı iztuzu'nda. ama arinço dalgalardan hiç ürkmedi, üstlerine falan atladı. çok komikti, dalga geliyor bizimki üstüne atlıyor dalga bunu 3 metre götürüyo 5 metre getiriyo falan. aras ile benim de korkmamamız arin'e cesaret verdi bence.




sonra, toparlar şelalesi diye bir yere gittik. otoyoldan sağa saptık, toprak bir yola geçtik ve yolun bir yerlerinde bırakılmış arabalar bulduk ve biz de arabayı bıraktık. bundan sonrasına katırlarla devam edecez..edemedik. ortada katır dahi yok. başladık dağ tepe yürümeye. arin'in gıkı çıkmadı! bir 20-25 dk yürüdükten sonra şelaleye ulaştık. kayalardan aşağıya inerek şelaleye ulaştık. havuz gibiydi şelalenin aktığı yer. bir de tahminimizden kalabalıktı. insanlar nevalesini alıp gelmişler, tecrübeliler demek. baya yüzdü arin orada da, buzz gibi suda.


bir başka gün de yuvarlakçay diye bir yere gittik. biz geçen gelişlerimizde de gitmiştik ve çok beğenmiştik. restoranlar var sıra sıra, biz en tepedekine gidiyoruz hep. on numara yemek ve fazla oksijenden bayılış! restoran suların üzerine kurulu, buz gibi dağlardan inen kar suyu ve üstlerinde salıncaklar falan var. ayağımı soktum, yetti valla. :) park da yapmışlar, bizimki parktan çıkmadı, biz de parkın yakınındaki bir sedire (sedir şeklinde yer sofrasında yiyorsunuz) oturduk, çok keyifliydi.


yuvarlakçay




başka bir gün de sarsala koyu'na gittik. nasıl bir yolu var anlatamam.."ohaa manzaraya bak!" diyerek çıktığım yola, keskin virajlı, korunaksız ve dar dağ yolu yüzünden koltuğa mıhlanmış şekilde "Allah'ım nolur bitsin!" diye dualar ederek devam ettim. koya varır varmaz da tüm ekibe "iyice tadını çıkarın buranın, bir daha tekne olmazsa hayyatta gelmem" dedim! koy muhteşem deniz gayet iyi..dalga yoktu, arin'i daha rahat saldık ortama. ama manzara iyiydi hakikaten..


bir de göcek koylarında tekne turu yaptık. henüz arin'e hamileyken yüzmüştüm o koylarda ve arin de yüzsün diye dilemiştim hep. anlatmaya gerek var mı? baya iyiydi..arin'e koydan koya geçeceğimizi anlatmak biraz zor oldu ama sorun çıkarmadı. en çok bedri rahmi koyu'nu göstermek istiyordum, ama uyuyakalmıştı o koya vardığımızda, kısmet..ama ne yüzdük....


aa bi de azmak'a gittik, orada da nehir üzerinde tekne turu yaptık. arin yüzemeyeceğine bozuldu, ben de! yüzmeli turlar sabahtan oluyormuş :/


öğle ve akşamları uyuması için hiç baskı yapmadık. öğlenleri ordan oraya transfer olurken arabada, teknede falan uyudu. akşamları da genelde 10:30'da falan uykusu geldi, ama dediğim gibi uyku saati falan diye darlamadık. kafasına göre takıldı. dönünce düzeni falan da bozulmadı çok şükür..






sanırım blog tarihimin en uzun yazısını yazıyorum ama bodrum'u da anlatayım bir nefeste de başlık eksik kalmasın hiç olmazsa :)


3 gün de bodrum/gümüşlük'e devam ettik biz tatile, aras ve annesi istanbul'a döndü bizi bırakıp. benim annemler gümüşlük'te yaşıyorlar. yani ev tatiliydi bu sefer ki..geçen seferker zorlanmıştım bu tarz tatilde çünkü arin'i oyalayamıyordum. ancak bu sefer büyüdüğünden mi ne, gayet rahat geçti. gümüşlük'ten pek çıkmadık çünkü bodrum mahşer yeri gibiydi. ancak deniz kötü diye akyarlar'a gittik denize ve çook güzeldi..a bir de arin oyuncak diye tutturduğu için turgut reis marina'ya gittik ve ben günler sonra medeniyet gördüm! (beyaz yakalı dramı; medeniyet = avm!)


gümüşlük




bu üç türlü tatilden hangisi tercih ederim derseniz. çocuk büyüdüğü için üçü de keyifli, bence uyum açısından hiç bir sorun yok. her şey dahil rahat çünkü tek bir yerdesiniz ve her şey elinizin altında. oradan oraya transfer yok, günler rutin. butik otel, gezmece görmeceli tatilde gezip görmek güzel, biraz daha yorucu ama eğlenceli ve ufuk açıcı. çocuğunuz uyumluysa on numara bence. ev tatili ise rahat, neticede ev ortamı, yayıl yayılabildiğin kadar. e bir de nazınızın geçtiği insanlar varsa süper.


aslında şunu fark ettim. çocuk açısından hiç bir farkı yok hepsinin! çocuk sadece eğlenmesine ve günde kaç top dondurma yiyebileceğine bakıyor! yani siz keyif aldığınız sürece ve çocuğunuzun " çocuk" olduğunun, arada mızırdanabileceğinin, rutinlerinin değişebileceğinin farkında olduğunuz sürece no problem! çoğunluğun aksine tatilde erken kalkmak beni rahatsız etmez, şuursuzca dondurma yiyebilirim ve denizden ve havuzdan çıkmak istemem, tıpkı arin gibi :) o yüzden biz tatilde hiç de fena bir ekip olmuyoruz. :)

17 Temmuz 2017 Pazartesi

zorlama yazı 💨

epey ara vermişim yazmaya..son zamanlarda neler yaptık?


tatile gittik geldik. arin ile tatil çok keyifli ve çok rahat oluyor, valla ciddiyim. nazar değdirenlerin berbat geçecek tatili dahi olmasın! 😈


bu sefer arkadaşlarımızla gittik. iki adet 3,5 yaş oğlan çocukuyla. valla iyiydi ya, çabuk bitti. çocuklar ne yolda ne tatilde sorun çıkardı, keyifliydi :)


valla bilogcan farkında mısın bilmem ama resmen zorluyorum kendimi tatili yazmakta. yani ne olmuş olabilir ki? yedik içtik kaydıraktan kaydık havuza girdik yattık uyuduk uyandık aynı döngü x7 gün işte..çocuğum da büyüdü, öyle tavsiye falan da veremicem. ayrıca on numara beş yıldız bir oğlum olduğundan yolda çocuk oyalama taktikleri falan da veremicem. uzun yolda dinleniyorum ben, o kadar söyleyeyim. (kıçınızı falan kaşıyın da nazar değmesin!)


geri kalan her şey rutin. biz işe arin okula...


a bu arada, arin yüzme işini iyice kıvırdı aslında. hatta kendini kolluksuz havuza attı. çığlık kıyamet koştum havuza, aa bi baktım suyun yüzünde köpeklemeye bağlamış. kenardan kollarımı uzattım tut elimi dedim, yüzdü. ama kollukları kendi iradesiyle çıkarmayı istemiyor hala :)


ya bi de babasıyla bir oldular bana koca kafalı diyorlar. bana bana biricik pelinlerine! hayır kafam kocaman değil, arin'e komik geliyor bana öyle demek! eşşek kafalı nolcak?!


öptüm!

10 Ağustos 2015 Pazartesi

çocukla tatil..çocuksuz tatil..

Allah'ım hepi topu 10 gün tatile gittim ve hem çocuklu hem çocuksuz hem de ebeveynli tatili tecrübe ettim..dar alanda paslaşan özel sektör çalışanı dramıdır bu!

tatilde bodrum'a annemle babamın yanına gittik..klasik ev tatiliydi..ya ben hep çocuklu ailelerden ev tatilinin ennnnn güzeli olduğunu duyardım, nasıl yalanmış be! bari tatildeyken ne yicek diye düşünmesem dedim mesela, gözümün önünden açık büfeler geçti.. ondan sonra sabahın 7sinde kalkan oğlumu denize götürebilmek için araba süren birisinin uyanmasını, ayılmasını ve kahvaltısını beklemeyeyim istedim, ah havuz olaydı dedim.. ne bileyim ya akşam yorgunluktan mayışıp evde takılacağımıza restorana inme bahanesiyle süslenip püsleneyim istedim..seneye herşey dahil bir otele gircem ve bir hafta önce de kimse beni çıkaramaz! o_O

çocuklu tatil nasıldı peki? yeaanii.....ege denizi önünde uzanmışken, masada patates kızartması ve muhtelif içecekler dururken, gölgede hafif bir meltem eserken sen 40 derece güneş altında, her bir yerinden ter atarak, toz toprak içinde otoparkta arabaları incelemek isteyen çocuğunun peşinde koşmak istersen çok güzel..ya da tekneden kendini çivileme atlamak suretiyle buz gibi turkuaz ege sularına atmışken çocuğunun "annem yok" ağlaması nedeniyle aynı hızla sudan çıkmak istersen tadından yenmez..ya da denizden dönüşte mayışmış oturmak isterken çocuğunla birlikte bahçe kapısını açıp kapatmak istersen, verandanın merdivenlerinden in çık yapmak istersen enfes.. :)

daha birçok örneğimiz var böyle..merhaba terrıbıl tu! :) arin denize girmek istemedi çünkü deniz gerçekten soğuktu..bir tek son gün girdi ve çıkmamacasına girdi! eşşek kafalı oğlum benim :)

çok şikayet eder gibi oldu bu yazı ama çook da güzeldi be bilogcan..bi kere özgürdü..kocaman bir bahçe içinde annemlerin evi..dilediği gibi dolandı orada..bir iki peşinden koşmayı sorun etmeyeyim artık ben de :) yeme içme konularında hiç sorun çıkarmadı..bizi tek zorlayan (ya da beni) arin'in araba merakı oldu..sürekli gittiğimiz yerlerde otoparka kaçtı..arabaları incelemek istedi.."şumayer" olmasını bekliyoruz ailecek ne diyeyim! ^.^

peki ya çocuksuz tatil? arin'i iki gece anane dedeye emanet edip koccayla muğla dalyan'a kaçtık..cennete..bir de kendimizi göcek sularına attık..denize girdiğim her koyda arin de burada yüzseydi dedim, umarım onunla da gideriz..pek çocuksuz değildik aslında, dilimizde hep arin vardı..zaten ikinci günün sabahı kahvaltıdan hemen sonra ayaklarımız mabadımıza vura vura bastık bodrum'a geri..nasıl özlemişiiiiiz.....

anlatacak romantik hikaylerim falan yok valla..koccayla başbaşa kalmayı çok özlemişim..ama aynı zamanda uyku ve televizyonu da özlemişiz! evet amaçsızca tv izledik! ve uyuduk!

ay bi de çılgın bodrum biiiiçlerinde elinde kova kürek yanında çocuk olmadan kumdan kale yapmaya çalışan dana kadar kadın bendim!