Sayfalar

kafamda deli sorular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kafamda deli sorular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2016 Çarşamba

ne 90larmış arkadaş!

eminim siz de görüyorsunuzdur, her yerde 90ları anan yazılar var. 90ların oyuncakları, filmleri, müzikleri falan. 90lar ile ilgili yazılar, "mutlu çocuklardık biz yeaa" hezeyanları, "90lar şöyle samimiydi böyle iç içeydik ah hiç kötülük yoktu" romantizmleri..ayy yazarken şiştim yeminle!

şimdi arkadaşlar evet, 90lar güzeldi ama bitti, 80ler de o yıllarda yaşayanlar için güzeldi, 70ler de, 60larda hatta yontma taş devrini yaşayan adam için cilalı taş devri milenyum gibi bişiydi sanırım ve onun bir önceki on yılı böyle tutkuyla andığından emin değilim..

ben 83 doğumluyum yani 90ları dibine kadar yaşamış nesildenim..güzel olarak hatırladığım birçok anı dışında gayet boktan olduğunu düşündüğüm anılar da var valla. nedir bu "ah herşey ne kadar basit ve güzeldi" romantizmi valla anlamıyorum?!

90larda sokakta oynardık diyorlar. evet, oynardık ve hala oynanabilen bazı sokaklar kaldı istanbulda. o sokakların yok edilmesine müsaade etmeseydin o zaman kardeşim, yapılan ilk fransız balkonlu, hilton banyolu eve taşınmasaydın, desteklemeseydin.

90ların dizileri şöyle iyi böyle güzeldi diyorlar. e güzeldi kabul, ben de bayılırdım süper baba geyiği çevirmeye ama yani o zaman öyleydi şimdi de gayet güzel işler çıkıyor. sabahın köründe kalkıp çizgi film izlerdik diyorlar mesela valla benim oğlan 2013 doğumlu ve sabahın köründe kalkıp çizgi film izliyor, değişen bir şey yok..

aslında bu konu hakkında yazmak istediklerim tam olarak bunlar değildi ama kendiliğinden çıktı..

anne olduktan sonra bu konuda beni rahatsız eden şey bambaşka bir şey oldu. mesela 90larda okula gittiğiniz zamanları hatırlıyor musunuz? hani annenizin ve babanızın ne olursa olsun daima öğretmeni haklı bulduğu zamanları? peki, daha da kötüsü, daima "elalem" denen çok kollu örgütün haklı olduğu zamanları? "sus sen çocuksun" diye susturulduğunuz zamanları? "o daha çocuk ne anlar" denilerek yanınızda yapılan münakaşaları, dedikoduları? "ay dur sen beceremezsin" denilerek elinizden alınan onlarca meşgaleyi? kendi seçimlerinizin olmamasını, oldurmaya çalıştığınızda karşınızda voltran gibi dikilen anne baba ve diğer akrabalarınızı?

ben hepsini hatırlıyorum. ki ben zamanına göre epey özgürlükçü bir ailede büyüdüm.

bizim neslin büyük bir problemi var bence. biz, bizden bir önceki nesil ve şu an arkamızdan gümbür gümbür gelen nesil arasında sıkışıp kaldık. o yüzden geçmişi bu kadar anmamız, referans almamız ama öte yandan da bir sonraki kuşağın düşüncelerine katılıyoruz.

bir önceki nesil evlenip çocuk doğurup evinin kadını olmuş ama bizden sonra gelen nesil "önce ben" diyor ve bunu çatır çatır uygulayabileceği adımlar atıyor. biz napıyoruz? annelerimize bakıyoruz "bizi o büyütmüş yetiştirmiş, okuldan eve gelince karşılamış aman ben de çocuğuma böyle yapmalıyım" diyoruz ve bırakabilen işi bırakıyor, çalışmak zorunda olan ise mutsuz mutsuz çalışmaya devam ediyor içinde hep çocuğuma ben bakacam umuduyla. şu an 20lerinin başında olan bizden sonraki nesil ise "olur mu çocuk da yaparım kariyer de" diyor mesela ve kendi mutluluğunu önemsiyor. "e onlar da haklı" diyor bizim nesil bu sefer.

sonra mesela yeni nesil "çocuğumun ne istediği önemli" diyor ve ona göre hayatını, eğitimini planlıyor, çocuğunun yeteneklerini keşfediyor, bunun için ciddi çaba sarf ediyor ya da henüz anne baba olmamışsa bunu planlıyor, adımlarını bunun farkında olarak atıyor. bizden önceki nesili anlatmaya gerek var mı? şu an bu yazıyı okuyan kaç kişi işletme mezunu mesela? evet bizim zamanımızda işletme okumak modaydı! ve evet, sevmediği istemediği bölümlerden mezun olduğu için günde asgari 8 saatini mutsuz bir şekilde "satan" nesil biziz!

"anamız babamız şöyle yaptı ama bak psikolojimiz bozulmadı" diyorlar. ben en çok kişisel gelişim kitabını benim akranlarımın elinde görüyorum hatta yazarları bile benden yaşlı değiller. hep arayış içindeyiz farkında değil misiniz? hep hep hep..şöyle mi olsa mutlu olurum böyle mi olsa?! gerçekten psikolojimiz çok sağlam kalmış!

annelerimiz kendilerini evlerine adamışlar. biz de öyle olacaz sandık, evlendik direkt giriştik yemek, ütü, temizlik falan. bizden sonraki nesile baktık herşey müşterek, ev işleri de! e hadi gel bunu kocana anlat, çünkü o da annesinden senin gördüğünü görmüş. ev işleri kadınındır, "e ama ben çalışıyorum, haftaiçi ondan farklı bir şey yapmıyorum ki? o da yardım etsin!" anlatabildin mi? eh yavaş yavaş anlatabilmeye başladı bizim nesil sanki ama inanın "eşim çok yardımcı evde" dediğimde hala uzaylı görmüş gibi bakanlar var, hele aras dışardayken arin ile birebir ilgilendiğinde bir sürü şaşkın bakış oluyor etrafımızda ve bu bakışların sahipleri bizim akranlarımız!

90lardan nerelere geldi yazı..çalakalem dedikleri bu sanırım. :)

neticede evet, 90lar iyiydi hoştu ama ardında arada kalmış, kafası karışık bir nesil bıraktı. kabul edelim artık..

27 Mayıs 2015 Çarşamba

tamam mı devam mı?

arinovskiyi 18. ay kontrolüne götürdüğümüzde 2 yaşına kadar emzirme yanlısı olan doktoru "artık karar senin" dedi..arin kilo ve boy olarak biraz önde gidiyor ve yarım saatlik muayene sırasında tam 4 (yazıyla dört!) kere memeye saldırdı, sanırım doktor halime acıdı?!

doktor ziyaretinden bir ya da iki hafta sonra psikolog ziyaretimiz oldu..yine bir saatlik görüşme sırasında arin memeye birkaç kez meyledince psikolog hanım da bıraktırsanız artık demeye başladı..

psikologdan bir hafta sonra psikiyatrist görüşmemiz oldu..o da bıraktırın dedi..

araya not gireyim bütün bu kafa doktorlarına gitme sebebimiz meme bırakma falan değil, başka sebepler..başka bir yazıda anlatılacak sebepler..

neyse..ne diyordum..

arinço tam bir meme bağımlısı..sıkılırsa, üzülürse, sevinirse, kafası atarsa, ben işten gelirsem, gece tesadüfen uyanırsa, uyumadan önce, kucağıma alırsam, canı isterse, aklına düşerse, tesadüfen çıplak görürse, dekolte verirsem gibi bilumum sebeplerle emer..bazen uzuuun uzuuun bazen de iki fırt bitti!

neticede memeden kesmeyi düşünür oldum..

önce dışarda emzirmeyi kestim..eh yani kestim mi desem? tamam geçen gün kahvaltı yaparken arabaya kaçıp emzirdim, ama çok mıyırdandı be bilogcan..bi de ev ortamındaysak da emzirdim, e ama çok istedi..

tamam kabul! dışarda emzirmeyi tam olarak kesemedim!

şu anki durumumuz hala arin her istediğinde hooop açıveriyorum..bi iki kere reddetmeyi denedim, eh işte bir olduysa iki olmadı, yemedi..

gideyim aktardan sabırtaşı alayım, kesin çözümmüş diyorum ama ayaklarım gitmiyor valla..

bıraktırayım artık, ben de sıkıldım diyorum, bir daha böyle bir an yaşayamayacağım ki ben diyorum..

hem geceleri emerek uykuya dalıyo arin, o iş noooolacak?!

off cinsim de iyi çıktı ha süt de geliyo!

hem ya bana eskisi gibi gelmezse..kucağıma falan tırmanmazsa? uzaklaşırsa benden?

ama memeyle arasındaki ilişki de pek bi gereksiz, pek bi laçka oldu ya....

of yani bilogcan..kafa bimilyon!

ya bi sabah uyansak ve arinço "yemişim ulan memeyi! emmicem işte arkadaşşııııım!" dese! olmaz mı?