ne kadar uzun süredir yazmamışım...
oysa neler neler oldu..
ağustos ayından bu yana "çalışmayan anne"yim. işi bıraktım. hem de ne bırakma, bildiğin ev hanımıyım, öyle evden falan da bir iş yaptığım yok. baya baya çocuk okula, koca işe, ben de ev işlerine modundayım. keyfim yerinde. maddi ve manevi olarak tam istediğim şekilde bitti kurumsal hayat.
okullar açılana kadar arin ile evdeydik. ilk defa böylesine uzun dipdibe zaman geçirdik kuzumla. şahaneydi. ağustosu hep tatiller ile bitirdik. birbirimize doymak için bir an olsun ayrılmamaya gayret ettik. doyduk mu? evlada doyulur mu? sanırım okulların açılmamasını isteyen tek anne bendim misak-ı milli sınırları dahilinde.
arin ilkokula başladı. ama ne başlama...fırtına gibi. hayatımda ilk defa arin'in yaramazlığı (bu yumuşatılmış bir ifadedir blogcan) şikayetler aldım! eğitim hayatının ilk günü müdürün odasına çekildi yav, daha ne diyeyim..neyse bir şekilde atlattık o günleri ve her şey yoluna girdi.
sabah arin'i evimizin 100 metre ötesindeki okula bırakıyordum ve akşamüzeri de aynı şekilde alıyordum. sitenin bahçesinde oyun vs derken eve giriş, ödev, yemek falan sonra da uyku. inanılmaz bir rutine bağlamıştık. ama kulağımıza çalınan okulla ilgili sorunlar vardı bu arada. haftada bir bir aksiyon, öğretmen isyanları, devrolacak söylentileri...
e sonunda cağnım ülkemizin muhteşem ekonomik politikası ile bizim 6 yaşlar da yüzleşti.
okul iflas etti!
ilk ara tatilin son günü bizi çağırdılar ve okulun kapandığın çocuklarımızın ise başka bir okula nakledildiğini, istersek orada devam edebileceğimizi ya da farklı bir okul bakabileceğimizi ancak ödediğimiz paraların kurtarılmasının pek mümkün olamayacağını (tabii bunu açık ve net değil, satır aralarında söylediler) anlattılar.
zaten sınıf az kişi. veliler oturduk konuştuk, madem öyle hiç olmazsa çocuklar ayrılmasın, okulun naklettiği diğer okula devam etsinler dedik. hem de bir nevi tüm sene için ödediğimiz parayı da bu şekilde amorti edebilecektik.
hoop rutin bozuldu. arin artık servis ile okula gidip gelmeye başladı. sabah çıkış saati 45 dakika daha erken ve akşam geliş saati de yarım saat daha geç artık. ama çocuklar hep beraber yeni okula geçtikleri için hemen alıştılar ve yeni okula bayıldılar.
bütün bu olumsuzluk içinde veli olarak artı haneye yazdığım tek şey, öğretmenin değişmesi. eski okuldaki öğretmenden o kadar memnun değildim ki...yönetimle bile konuşmuştuk bu öğretmenden memnun olmadığımızı. yeni okulda çok şükür iyi bir öğretmenleri oldu.
yeni okulla beraber işin eğitim kısmında acayip bir hızlanma oldu. arin bir anda her şeyi okuyabilmeye başladı. ödevler azaldı, değişik şarkılar ve beceriler öğrenildi, yabancı dil konusunda geri bildirim alabilmeye başladık. okul konusunda kafamızda hala soru işaretleri olsa da, öğretmeni sevdiğimiz için daha olumlu bakabiliyoruz.
anlatınca kısacık bir yazı oldu ama yaşarken çok acayip bir 4 - 5 aydı ağustostan bu yana yaşadıklarımız.
benim için her zaman önemli olan arin'in keyfi. onun keyfi yerinde. sevdiği arkadaşları, öğretmeni var. artık rutine girmiş bir ev ve okul hayatı var. öte yandan bir de yüzme takımına girdi, okuldışı bir sosyal çevresi var ve hobi olarak başladığı bir işi profesyonele geçirmeye başladı, bir de bunun getirdiği / getireceği gelişimleri, kazanımları var.
o hep mutlu olsun da kalan her şey hallolur nasılsa...
ilkokul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilkokul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mart 2013 Perşembe
şimdi bana kaybolan yıllarımı ver(me)seler......
eveeet bilogcan şimdi çocukluğuma iniyoruz...hep bu anı beklemiştin biliyorum!
benim ruh hastası bi ilkokul örtmenim vardı..M.Ö.! ıyy düşündükçe tüylerim diken diken oluyıo..şimdi ben devlet okuluna gittim ilkokulda..tabii bu okul çiftehavuzlar gibi güzide bi ilçemizde olunca kozmopolit bi yapıya da sahip oluyodu otomatikman..yani sınıf zenginler ve kapıcı çocukları olarak ayrılmıştı örtmenimiz için! şimdi ben bu mahlukatın neler neler yaptığını nası öğrenci kayırdığını falan anlatsam ohooo bunalımlara girersin ince hastalıklara tutulursun bilogcan! bi gün beden dersi..tutturdu parende atcan diye..hayatta atamam! kafa dediğin yukarda durur ben aşağıya indimi irrite oluyom..şu yaşa geldim amuda kalkmışlığım da yoktur! yapacan yapmam derken ben bi sinirlen at karıya tokadı! ohh iyi ki yapmışım az bile o sürtüğe!
benim bilumum gereksiz akrabalar topluluğu olan baba tarafım erdekte yaşar..e tabii küçükken bu gereksizliğin farkında diildik o nedenle pek bi giderdik ve uzun kalırdık yaz vakti..neyse bu erdeğin bi cumhuriyet meydanı vardır (çok ilginç başka yerde de görmedim!) bir de marina mıdır ne boksa böle teknemsi şeylerin bağlandığı bi yer vardır..abicim ufacığız tefeciğiz ama yazın akşamları süslenerek çıkmak olduğunu keşfetmiş ergen adaylarıyız tabii ki..ya ne gerizekalıymışız yaa giyinir kuşanır ya o marinamsı yerde 118745 tur atardık ya da cumhuriyet meydanın oturup dondurmacıda çalışan tarkana benzettiğimiz "abi"ye bakardık! salak bi çocukluğum vardı, evet!
ben okulu ilk kez lise ikide kırdım bilogcan..artık devlet lisesine geçmiş olmanın bi etkisi mi yoksa ergenlik isyanı mı bilmem..kırdım ama nası kırdım hele bi sor..arkadaşlarla sözleştik tam okul saati caddedeki kebapçının önünde buluşcaz sonra da vın turizm! ulan akşam oldu beni aldı bi korku ya bişi olursa annemler duyarsa?! hayır bi bok olsa ben kesin canlı kalırım annemlere hesap verebilmek için! neyse dedim bu böle olmaz..söledim anneme! ertesi gün herkes okul formalı çantalarda kotlar tişörtler kebapçı önünde, ben gayet kot tişört anasına okulu kırdığını sölemiş bebe formatında! hala şu hayatta okulu kırıp kırmadığımdan emin diilim bilogcan.....
ay aman off sıkıldım..böle normal sıradan bi çocukluk geçirmişim işte bende..adam gibi bi anı bile gelmiyo aklıma.....salaktım biraz evet!
benim ruh hastası bi ilkokul örtmenim vardı..M.Ö.! ıyy düşündükçe tüylerim diken diken oluyıo..şimdi ben devlet okuluna gittim ilkokulda..tabii bu okul çiftehavuzlar gibi güzide bi ilçemizde olunca kozmopolit bi yapıya da sahip oluyodu otomatikman..yani sınıf zenginler ve kapıcı çocukları olarak ayrılmıştı örtmenimiz için! şimdi ben bu mahlukatın neler neler yaptığını nası öğrenci kayırdığını falan anlatsam ohooo bunalımlara girersin ince hastalıklara tutulursun bilogcan! bi gün beden dersi..tutturdu parende atcan diye..hayatta atamam! kafa dediğin yukarda durur ben aşağıya indimi irrite oluyom..şu yaşa geldim amuda kalkmışlığım da yoktur! yapacan yapmam derken ben bi sinirlen at karıya tokadı! ohh iyi ki yapmışım az bile o sürtüğe!
benim bilumum gereksiz akrabalar topluluğu olan baba tarafım erdekte yaşar..e tabii küçükken bu gereksizliğin farkında diildik o nedenle pek bi giderdik ve uzun kalırdık yaz vakti..neyse bu erdeğin bi cumhuriyet meydanı vardır (çok ilginç başka yerde de görmedim!) bir de marina mıdır ne boksa böle teknemsi şeylerin bağlandığı bi yer vardır..abicim ufacığız tefeciğiz ama yazın akşamları süslenerek çıkmak olduğunu keşfetmiş ergen adaylarıyız tabii ki..ya ne gerizekalıymışız yaa giyinir kuşanır ya o marinamsı yerde 118745 tur atardık ya da cumhuriyet meydanın oturup dondurmacıda çalışan tarkana benzettiğimiz "abi"ye bakardık! salak bi çocukluğum vardı, evet!
ben okulu ilk kez lise ikide kırdım bilogcan..artık devlet lisesine geçmiş olmanın bi etkisi mi yoksa ergenlik isyanı mı bilmem..kırdım ama nası kırdım hele bi sor..arkadaşlarla sözleştik tam okul saati caddedeki kebapçının önünde buluşcaz sonra da vın turizm! ulan akşam oldu beni aldı bi korku ya bişi olursa annemler duyarsa?! hayır bi bok olsa ben kesin canlı kalırım annemlere hesap verebilmek için! neyse dedim bu böle olmaz..söledim anneme! ertesi gün herkes okul formalı çantalarda kotlar tişörtler kebapçı önünde, ben gayet kot tişört anasına okulu kırdığını sölemiş bebe formatında! hala şu hayatta okulu kırıp kırmadığımdan emin diilim bilogcan.....
ay aman off sıkıldım..böle normal sıradan bi çocukluk geçirmişim işte bende..adam gibi bi anı bile gelmiyo aklıma.....salaktım biraz evet!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)