nasıl zayıfladım başlıkları deli gibi ilgi çekiyor..hele bir de doğum sonrası zayıflamaysa söz konusu olan of of off diyorum..
bu yazılarda tespitlerim şu şekilde..aslında tek bir tespitim var: doğum öncesinde zayıf bir insansanız doğurduktan sonra da zayıflıyorsunuz!
amaa benim gibi kilolu hamile kalmışsanız geçmiş ola! o_O
şimdi burada tabii ki de şu kadar kilo hamile kaldım, şu kadar kilo doğurdum şimdi de şu kadar kiloyum yazmicam! şu an kilomu sadece ben biliyorum ve inan bilogcan merak edilecek bir tarafı yok, çok sevimsiz..
dediğim gibi ben zaten kilolu hamile kaldım..üzerine de kilo aldım dolayısıyla..en son doktorda tartıldığımdan beş gün sonra doğum yaptım..hani doğum yapınca bebekti, suyuydu, ödemdi falan derken insanlar 7-8 kilo veriyorlarmış ya, yalan! eve gelir gelmez ilk iş tartıya çıktım ve sadece 4 kilo eksilmiştim..zaten arin 4 kilo doğmuştu! kesin içimde suyunu muyunu unuttular!!
ilk iki- üç hafta artık epiduralden mi yoksa uykusuzluktan mı yoksa şuursuzluktan mı bilmem bir iştahsızlık geldi bana..kaç kilo verdim ya da verdim mi hatırlamıyorum ama göbeğim falan gayet düz görünüyordu, doğum öncesi kıyafetlerime girebiliyordum..sadece iğrenç sarkık ve çatlak bir göbeğim vardı..sonra yavaş yavaş 8 kilo daha verdim..sonra yine aldım 3-5 bişiler, yine verdim..emziriyordum ve deli gibi açtım!
şu anki durum şu: arin'e hamile kaldığım kilodan 1 kilo fazlayım..yani artık "doğurdum ulen ben" bahanem yok, mis gibi kendi kilolarımla, yağlarımla başbaşayım!
yani diyorum ki, doğum kiloları gidiyor, eninde sonunda gidiyor..o yüzden hamilelikten önce zayıfsan doğumdan sonra da zayıf oluyorsun..artık çocuktan sonra kilo aldım diyenlere inanmıyorum..sarktım de, çatladım de, yaşlandım de ama kilo aldım deme, çünkü gidiyo anacım o kilolar..
şu an 20 kilo fazlam var..insanlara göre 10 kilo..koccaya göre 20-25 kilo..bana göre doğum kiloma geri dönsem keşke!
emzirme bitti, en büyük bahanem de elimden alındı böylece..zaman diyet zamanı..tabii ki her gün diyete başlıyorum ama öğlene doğru yalan oluyor benim diyetler..bi kere abur cubur seviyorum ve light kola bağımlısıyım..bir kaç ciddi diyet denemem de oldu, abur cubur yemedim, karbonhidrat yemedim, gazlı içecek içmedim vs. ve yine de belirgin bir kilo eksilmesi olmadı..tiroid problemim de var..o nedenle hazır emzirme de bitti en kısa sürede doktora tahlile gideceğim, bakalım belki var bişi kilo vermemi engelliyor..ama yoksa son bahanem de elimden alınacak demektir!
yazının başlığındaki sorunun cevabına gelirsek..cevap basit: homini gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak!
26 Ağustos 2015 Çarşamba
14 Ağustos 2015 Cuma
keşke..belki..
hani çocuk yetiştirme ile ilgili her şey neden annelerden soruluyor babalar da işin içinde olmalı falan diyorlar ya, haklılar..
ama ilk cümle bu olunca ben anlatmak istediğim şeye başlayamıyorum ki!
babaların işin içinde olması gerektiği bizim nesil annelerin ortaya çıkardığı bir mevzu..bizim bir - iki nesil üstümüzde çocuk yetiştirme ve baba kelimeleri bir araya gelmiyor..
bence eskiden kadınlar ev işlerine, temizliğe, yemeğe, evin erine ve onun ailesine hizmete falan bu kadar gömülmeselermiş şimdi çok daha iyi bir insanlık olurmuş..keşke geçmişte de kadınlar çocuktan sonra aslında en önemli işlerinin "çocuk" olduğunu kabul etselermiş..keşke erkekler kadınların üstlerine bin tane iş yüklemeselermiş..keşke bizim nesil de bu anlayışın az da olsa kırıntılarıyla büyümemiş olsaymış ve böyle arada kalmasaymış..
keşke keşke keşkeeee......
ama artık çevremdeki yeni annelere bakıyorum da akıllandık sanki..evet hala kendimizi paralıyoruz çocuğu, kocayı ve evi idare edelim diye..ama bir farkındalığımız da var artık..babadan yardım istemeyi öğrendik mesela..hayatın müşterek olduğunu kabul ettirdik er kişilere..
bazen etraftaki kötü insanlara bakıyorum..kötülük yapanlara, zarar verenlere..ve gerçekten acaba bizim bir - iki nesil öncemiz olan annelere çocuk dışında bu kadar çok sorumluluk yüklenmeseydi, rahat rahat çocuklarını yetiştirselerdi, çocuklarının sorunlarını fark edecek vakitleri ve ilgileri olsaydı, akşama ne yemek pişiricem derdinden çok "ne oyun oynasak?" diye düşünselerdi, çocuk ne anlar demeyip onunla sohbet etmeyi deneselerdi, temizlik temizlik temizlik diye yırtınmayıp biraz da kirletmeye tahammülleri olsaydı.. yani adam gibi, kesintiye uğramadan, kafalarına başka sorumluluklar dan dan vurulmadan çocuklarıyla ilgilenselerdi daha mı iyi olurdu şimdi insanlar? daha mutlu, huzurlu, problemsiz, vicdanlı bir nesil yetiştirebilirler miydi acaba?
hani diyorlar ya "ben olamadım oğlum/kızım olsun" ya da "ben yapamadım oğlum/kızım yapsın"; keşke yapsaymışsınız, olsaymışsınız ya..belki o zaman gereksiz ana baba hırsları olmadan büyütecektiniz çocuğunuzu..belki insanlık düzelecekti..
üf sıkıldım keşke ve belkilerden..
bizim çocuklarımıza "keşke" ve "belki"siz bir dünya bırakmak çok zor..aldığımız miras belli..
biraz umutsuz gibi oldu son cümle ama aslında umutsuz değilim..sadece sinir oluyorum toplumun saçma kurallarının ve rolllerinin bu kadar çok insanı etkilemesine..
zaten tam toparlayamadım da konuyu ama sen beni anlamışsındır bilogcan..
ama ilk cümle bu olunca ben anlatmak istediğim şeye başlayamıyorum ki!
babaların işin içinde olması gerektiği bizim nesil annelerin ortaya çıkardığı bir mevzu..bizim bir - iki nesil üstümüzde çocuk yetiştirme ve baba kelimeleri bir araya gelmiyor..
bence eskiden kadınlar ev işlerine, temizliğe, yemeğe, evin erine ve onun ailesine hizmete falan bu kadar gömülmeselermiş şimdi çok daha iyi bir insanlık olurmuş..keşke geçmişte de kadınlar çocuktan sonra aslında en önemli işlerinin "çocuk" olduğunu kabul etselermiş..keşke erkekler kadınların üstlerine bin tane iş yüklemeselermiş..keşke bizim nesil de bu anlayışın az da olsa kırıntılarıyla büyümemiş olsaymış ve böyle arada kalmasaymış..
keşke keşke keşkeeee......
ama artık çevremdeki yeni annelere bakıyorum da akıllandık sanki..evet hala kendimizi paralıyoruz çocuğu, kocayı ve evi idare edelim diye..ama bir farkındalığımız da var artık..babadan yardım istemeyi öğrendik mesela..hayatın müşterek olduğunu kabul ettirdik er kişilere..
bazen etraftaki kötü insanlara bakıyorum..kötülük yapanlara, zarar verenlere..ve gerçekten acaba bizim bir - iki nesil öncemiz olan annelere çocuk dışında bu kadar çok sorumluluk yüklenmeseydi, rahat rahat çocuklarını yetiştirselerdi, çocuklarının sorunlarını fark edecek vakitleri ve ilgileri olsaydı, akşama ne yemek pişiricem derdinden çok "ne oyun oynasak?" diye düşünselerdi, çocuk ne anlar demeyip onunla sohbet etmeyi deneselerdi, temizlik temizlik temizlik diye yırtınmayıp biraz da kirletmeye tahammülleri olsaydı.. yani adam gibi, kesintiye uğramadan, kafalarına başka sorumluluklar dan dan vurulmadan çocuklarıyla ilgilenselerdi daha mı iyi olurdu şimdi insanlar? daha mutlu, huzurlu, problemsiz, vicdanlı bir nesil yetiştirebilirler miydi acaba?
hani diyorlar ya "ben olamadım oğlum/kızım olsun" ya da "ben yapamadım oğlum/kızım yapsın"; keşke yapsaymışsınız, olsaymışsınız ya..belki o zaman gereksiz ana baba hırsları olmadan büyütecektiniz çocuğunuzu..belki insanlık düzelecekti..
üf sıkıldım keşke ve belkilerden..
bizim çocuklarımıza "keşke" ve "belki"siz bir dünya bırakmak çok zor..aldığımız miras belli..
biraz umutsuz gibi oldu son cümle ama aslında umutsuz değilim..sadece sinir oluyorum toplumun saçma kurallarının ve rolllerinin bu kadar çok insanı etkilemesine..
zaten tam toparlayamadım da konuyu ama sen beni anlamışsındır bilogcan..
10 Ağustos 2015 Pazartesi
çocukla tatil..çocuksuz tatil..
Allah'ım hepi topu 10 gün tatile gittim ve hem çocuklu hem çocuksuz hem de ebeveynli tatili tecrübe ettim..dar alanda paslaşan özel sektör çalışanı dramıdır bu!
tatilde bodrum'a annemle babamın yanına gittik..klasik ev tatiliydi..ya ben hep çocuklu ailelerden ev tatilinin ennnnn güzeli olduğunu duyardım, nasıl yalanmış be! bari tatildeyken ne yicek diye düşünmesem dedim mesela, gözümün önünden açık büfeler geçti.. ondan sonra sabahın 7sinde kalkan oğlumu denize götürebilmek için araba süren birisinin uyanmasını, ayılmasını ve kahvaltısını beklemeyeyim istedim, ah havuz olaydı dedim.. ne bileyim ya akşam yorgunluktan mayışıp evde takılacağımıza restorana inme bahanesiyle süslenip püsleneyim istedim..seneye herşey dahil bir otele gircem ve bir hafta önce de kimse beni çıkaramaz! o_O
çocuklu tatil nasıldı peki? yeaanii.....ege denizi önünde uzanmışken, masada patates kızartması ve muhtelif içecekler dururken, gölgede hafif bir meltem eserken sen 40 derece güneş altında, her bir yerinden ter atarak, toz toprak içinde otoparkta arabaları incelemek isteyen çocuğunun peşinde koşmak istersen çok güzel..ya da tekneden kendini çivileme atlamak suretiyle buz gibi turkuaz ege sularına atmışken çocuğunun "annem yok" ağlaması nedeniyle aynı hızla sudan çıkmak istersen tadından yenmez..ya da denizden dönüşte mayışmış oturmak isterken çocuğunla birlikte bahçe kapısını açıp kapatmak istersen, verandanın merdivenlerinden in çık yapmak istersen enfes.. :)
daha birçok örneğimiz var böyle..merhaba terrıbıl tu! :) arin denize girmek istemedi çünkü deniz gerçekten soğuktu..bir tek son gün girdi ve çıkmamacasına girdi! eşşek kafalı oğlum benim :)
çok şikayet eder gibi oldu bu yazı ama çook da güzeldi be bilogcan..bi kere özgürdü..kocaman bir bahçe içinde annemlerin evi..dilediği gibi dolandı orada..bir iki peşinden koşmayı sorun etmeyeyim artık ben de :) yeme içme konularında hiç sorun çıkarmadı..bizi tek zorlayan (ya da beni) arin'in araba merakı oldu..sürekli gittiğimiz yerlerde otoparka kaçtı..arabaları incelemek istedi.."şumayer" olmasını bekliyoruz ailecek ne diyeyim! ^.^
peki ya çocuksuz tatil? arin'i iki gece anane dedeye emanet edip koccayla muğla dalyan'a kaçtık..cennete..bir de kendimizi göcek sularına attık..denize girdiğim her koyda arin de burada yüzseydi dedim, umarım onunla da gideriz..pek çocuksuz değildik aslında, dilimizde hep arin vardı..zaten ikinci günün sabahı kahvaltıdan hemen sonra ayaklarımız mabadımıza vura vura bastık bodrum'a geri..nasıl özlemişiiiiiz.....
anlatacak romantik hikaylerim falan yok valla..koccayla başbaşa kalmayı çok özlemişim..ama aynı zamanda uyku ve televizyonu da özlemişiz! evet amaçsızca tv izledik! ve uyuduk!
ay bi de çılgın bodrum biiiiçlerinde elinde kova kürek yanında çocuk olmadan kumdan kale yapmaya çalışan dana kadar kadın bendim!
tatilde bodrum'a annemle babamın yanına gittik..klasik ev tatiliydi..ya ben hep çocuklu ailelerden ev tatilinin ennnnn güzeli olduğunu duyardım, nasıl yalanmış be! bari tatildeyken ne yicek diye düşünmesem dedim mesela, gözümün önünden açık büfeler geçti.. ondan sonra sabahın 7sinde kalkan oğlumu denize götürebilmek için araba süren birisinin uyanmasını, ayılmasını ve kahvaltısını beklemeyeyim istedim, ah havuz olaydı dedim.. ne bileyim ya akşam yorgunluktan mayışıp evde takılacağımıza restorana inme bahanesiyle süslenip püsleneyim istedim..seneye herşey dahil bir otele gircem ve bir hafta önce de kimse beni çıkaramaz! o_O
çocuklu tatil nasıldı peki? yeaanii.....ege denizi önünde uzanmışken, masada patates kızartması ve muhtelif içecekler dururken, gölgede hafif bir meltem eserken sen 40 derece güneş altında, her bir yerinden ter atarak, toz toprak içinde otoparkta arabaları incelemek isteyen çocuğunun peşinde koşmak istersen çok güzel..ya da tekneden kendini çivileme atlamak suretiyle buz gibi turkuaz ege sularına atmışken çocuğunun "annem yok" ağlaması nedeniyle aynı hızla sudan çıkmak istersen tadından yenmez..ya da denizden dönüşte mayışmış oturmak isterken çocuğunla birlikte bahçe kapısını açıp kapatmak istersen, verandanın merdivenlerinden in çık yapmak istersen enfes.. :)
daha birçok örneğimiz var böyle..merhaba terrıbıl tu! :) arin denize girmek istemedi çünkü deniz gerçekten soğuktu..bir tek son gün girdi ve çıkmamacasına girdi! eşşek kafalı oğlum benim :)
çok şikayet eder gibi oldu bu yazı ama çook da güzeldi be bilogcan..bi kere özgürdü..kocaman bir bahçe içinde annemlerin evi..dilediği gibi dolandı orada..bir iki peşinden koşmayı sorun etmeyeyim artık ben de :) yeme içme konularında hiç sorun çıkarmadı..bizi tek zorlayan (ya da beni) arin'in araba merakı oldu..sürekli gittiğimiz yerlerde otoparka kaçtı..arabaları incelemek istedi.."şumayer" olmasını bekliyoruz ailecek ne diyeyim! ^.^
peki ya çocuksuz tatil? arin'i iki gece anane dedeye emanet edip koccayla muğla dalyan'a kaçtık..cennete..bir de kendimizi göcek sularına attık..denize girdiğim her koyda arin de burada yüzseydi dedim, umarım onunla da gideriz..pek çocuksuz değildik aslında, dilimizde hep arin vardı..zaten ikinci günün sabahı kahvaltıdan hemen sonra ayaklarımız mabadımıza vura vura bastık bodrum'a geri..nasıl özlemişiiiiiz.....
anlatacak romantik hikaylerim falan yok valla..koccayla başbaşa kalmayı çok özlemişim..ama aynı zamanda uyku ve televizyonu da özlemişiz! evet amaçsızca tv izledik! ve uyuduk!
ay bi de çılgın bodrum biiiiçlerinde elinde kova kürek yanında çocuk olmadan kumdan kale yapmaya çalışan dana kadar kadın bendim!
Etiketler:
bodrum,
çocukla tatil,
çocuksuz tatil,
tatil
28 Temmuz 2015 Salı
bir devri kapattık..
arin'i 18. ayından beri memeden kesmeye çalışıyordum..önce dışarda emzirmeme kararı aldım..ancak evde, arabada, avmde akla hayale gelecek ve gelmeyecek her yerde emzirmeye devam ettim!
bir iki kere reddedeyim dedim..arin ağlaklaştı vazgeçtim..
bu arada sütte de bir azalma falan yoktu..bu sefer de "acaba çocuğun hakkını mı alıyorum?" diye vicdan yaptım..
olmadı neticede..
bi sürü öneri aldım insanlardan..sabırtaşı, sirke, salça, ayrı bir kaç gün vs..
memeye bir şey sürüp tiksindirme seçeneğini direkt elemiştim..çünkü üzerime çay dökmüştüm aylar önce ve göğsüm yanmıştı ve o iğrenç yaralı haline aldırmadan arin emmeye devam etmişti..yani adam tiksinmiyordu..
sabırtaşı içinse ne zaman niyetlensem boşveriyordum..
bir de arin emerek uyuyordu..ya uyumazsa korkusu da vardı tabii..
tatildeyken arin'i 2 gece ananesi ve dedesine emanet ettim koccayla başbaşa kalmak için kaçtık..yanımda sağma makinası falan da yoktu ve ben nedense arin emmezse süt de olmaz düşüncesindeydim..yanılmışım! iki gün mutant şeklinde gezdim..o sıcakta kendimi adaçayına vurdum, biraz rahatlattı..
neticede arin 2 tam gün hiç emmemiş olmuştu..dönünce bitirelim bu işi becerebilirsek dedik..
2 günün sonunda arin ile kavuştuğumuzda ilk iş emmek istedi..vermedim..azıcık mızırdandı ama çok da ısrar etmedi..2-3 kere daha denedi hemen biberonuna süt koyduk "aa büyüdü artık benim oğlum biberondan süt içiyoo" diye tezahüratlar eşliğinde içirdik..ertesi gün bir kere teşebbüs etti yok deyince döndü gitti..ama bu aralar ben hep yakası daha kapalı tişörtler falan giydim..
sonraki gün istemedi..ben de tamam bu iş oldu diyerek özlemini çektiğim rakı masasına oturdum! :) yalnız rakı süt yapıyormuş, kesin bilgi! o_O
bu süreçte arin'i öğlen ve akşam uykusuna annem yatırdı..uyurken emmek istebilir diye riske atmak istemedik süreci..bir haftaya falan olmuştu ve arin'i gece uykusuna ben yatırdım..aman Allah'ım nası güzeldi! koala gibi sarılmalar, kucağıma tırmanmalar, dizime yatmalar....mest oldum!
istanbul'a dönünce arin'i sürekli emzirdiğim koltuğa oturduğumda geldi yanaştı yine..ama emme refleksiyle yanaşmadı..tişörtümü çekti ve baktı, sonra da kapattı..sanırım yerinde olup olmadıklarına baktı ve kendince vedalaştı :)
şu an uykuyla ilgili tek sorunumuz arin uyuyana kadar benim de onun yatağına girmek zorunda olmam..tensel temas istiyor sanırım..ama o kadar tatlı sarılıyor ki, mırıl mırıl bişiler anlatıyor ki o yüzden hiiiç şikayetçi olamıyorum bu konuda :) sanırım biraz daha büyüyünce kendi kendine de uyumaya başlar..acelemiz yok..
bir hafta gerginlik yaşadım..sonra yavaş yavaş azaldı sanırım süt ama hala bitmedi..internette yazdığına göre bir seneyi de bulabilirmiş..olsun gerginliği gitti ya buna da şükür..
arin hep emmek istediğinde kucağıma gelirdi, veya ben kucağıma aldığımda hep emmek isterdi..şimdi kendiliğinden geliyor, sarılıyor, öpüyor....çok farklı bir sevgi tezahürü var bana karşı artık.. :)
çok duygusala bağlamadım ama hakikaten koca çocuk olmuş gibi geliyor..hele babası bir de saçlarını kestirdi, bebek saçları da gidince biraz fena oldum ama sağlıklı ya büyüyo ya, çok şükür!
düşündüğümden kolay ve acısız oldu..bir devir kapandı arinço ile..daha güzel oldu böyle bilogcan :)
ay bi de geçen gün başım çok ağrıdı..benim başım ara ara çok ağrır ve benim üstesinden gelemediğim tek ağrı başağrısıdır, öyle ki bugün başım çok ağrıyor deyip de günlük işlerine devam edenlere şaşırırım falan..ilaç içtim ağrının geçmesi için..valla çok büyük nimetmiş! :)
bir iki kere reddedeyim dedim..arin ağlaklaştı vazgeçtim..
bu arada sütte de bir azalma falan yoktu..bu sefer de "acaba çocuğun hakkını mı alıyorum?" diye vicdan yaptım..
olmadı neticede..
bi sürü öneri aldım insanlardan..sabırtaşı, sirke, salça, ayrı bir kaç gün vs..
memeye bir şey sürüp tiksindirme seçeneğini direkt elemiştim..çünkü üzerime çay dökmüştüm aylar önce ve göğsüm yanmıştı ve o iğrenç yaralı haline aldırmadan arin emmeye devam etmişti..yani adam tiksinmiyordu..
sabırtaşı içinse ne zaman niyetlensem boşveriyordum..
bir de arin emerek uyuyordu..ya uyumazsa korkusu da vardı tabii..
tatildeyken arin'i 2 gece ananesi ve dedesine emanet ettim koccayla başbaşa kalmak için kaçtık..yanımda sağma makinası falan da yoktu ve ben nedense arin emmezse süt de olmaz düşüncesindeydim..yanılmışım! iki gün mutant şeklinde gezdim..o sıcakta kendimi adaçayına vurdum, biraz rahatlattı..
neticede arin 2 tam gün hiç emmemiş olmuştu..dönünce bitirelim bu işi becerebilirsek dedik..
2 günün sonunda arin ile kavuştuğumuzda ilk iş emmek istedi..vermedim..azıcık mızırdandı ama çok da ısrar etmedi..2-3 kere daha denedi hemen biberonuna süt koyduk "aa büyüdü artık benim oğlum biberondan süt içiyoo" diye tezahüratlar eşliğinde içirdik..ertesi gün bir kere teşebbüs etti yok deyince döndü gitti..ama bu aralar ben hep yakası daha kapalı tişörtler falan giydim..
sonraki gün istemedi..ben de tamam bu iş oldu diyerek özlemini çektiğim rakı masasına oturdum! :) yalnız rakı süt yapıyormuş, kesin bilgi! o_O
bu süreçte arin'i öğlen ve akşam uykusuna annem yatırdı..uyurken emmek istebilir diye riske atmak istemedik süreci..bir haftaya falan olmuştu ve arin'i gece uykusuna ben yatırdım..aman Allah'ım nası güzeldi! koala gibi sarılmalar, kucağıma tırmanmalar, dizime yatmalar....mest oldum!
istanbul'a dönünce arin'i sürekli emzirdiğim koltuğa oturduğumda geldi yanaştı yine..ama emme refleksiyle yanaşmadı..tişörtümü çekti ve baktı, sonra da kapattı..sanırım yerinde olup olmadıklarına baktı ve kendince vedalaştı :)
şu an uykuyla ilgili tek sorunumuz arin uyuyana kadar benim de onun yatağına girmek zorunda olmam..tensel temas istiyor sanırım..ama o kadar tatlı sarılıyor ki, mırıl mırıl bişiler anlatıyor ki o yüzden hiiiç şikayetçi olamıyorum bu konuda :) sanırım biraz daha büyüyünce kendi kendine de uyumaya başlar..acelemiz yok..
bir hafta gerginlik yaşadım..sonra yavaş yavaş azaldı sanırım süt ama hala bitmedi..internette yazdığına göre bir seneyi de bulabilirmiş..olsun gerginliği gitti ya buna da şükür..
arin hep emmek istediğinde kucağıma gelirdi, veya ben kucağıma aldığımda hep emmek isterdi..şimdi kendiliğinden geliyor, sarılıyor, öpüyor....çok farklı bir sevgi tezahürü var bana karşı artık.. :)
çok duygusala bağlamadım ama hakikaten koca çocuk olmuş gibi geliyor..hele babası bir de saçlarını kestirdi, bebek saçları da gidince biraz fena oldum ama sağlıklı ya büyüyo ya, çok şükür!
düşündüğümden kolay ve acısız oldu..bir devir kapandı arinço ile..daha güzel oldu böyle bilogcan :)
ay bi de geçen gün başım çok ağrıdı..benim başım ara ara çok ağrır ve benim üstesinden gelemediğim tek ağrı başağrısıdır, öyle ki bugün başım çok ağrıyor deyip de günlük işlerine devam edenlere şaşırırım falan..ilaç içtim ağrının geçmesi için..valla çok büyük nimetmiş! :)
Etiketler:
21. ay,
arin,
emzirme,
memeden kesme,
sütten kesme
3 Temmuz 2015 Cuma
aklıma takıldı, neden doktoru aramak yerine haldır haldır internetten medet umuyoruz ki?
bazı anne çocuk portallarında ya da takipçisi fazla bloggerların sosyal medya hesaplarında sorular soranlar oluyor..
mesela,
bilmem nerede çocukla tatil yapan var mı?
bilmem ne okulu nasıl?
bilmem ne kadar aylık bebeğiniz neleri yapabiliyor?
bilmem ne kadar yaşında çocuğunuz hangi oyuncaklarla oynuyor?
x marka puset mi iyi yoksa y marka puset mi?
ve benzeri sorular..tabii ki bu soruların hiç bir zararı yok..hatta cevaplara göre gayet bilgilendirici ve yol gösterici olabiliyorlar..sonuçta sizden önce veya sizinle aynı anda benzer yollardan geçmiş olanların tecrübeleri gayet önemlidir her zaman..
ama mesela aynı platformlarda şu sorular da oluyor:
bebeğim 5 gündür kabız ne yapayım?
doktoruna sorsana!
ateşli çocuğa aşı yapılır mı?
doktoruna sorsana!
eyvah bebeğim yataktan düştü, ne yapacağım?
doktorunu arasana hemen!
ve benzeri bir çok sağlıkla ilgili ve hayati olabilecek sorular..
çok ciddiyim, fena halde aklıma takılıyor; neden çocuklarının doktoruna sormuyorlar? neden internette medet umuyorlar? hiç mi korkmuyorlar yanlış bir tavsiye almaktan, yanlış bir şey yapmaktan?
peki ya cevap verenler..onlar hiç mi çekinmiyorlar yanlış yönlendirmekten?
bırak her çocuğu her insan farklı..senin basit bir karın ağrısı dediğin şey bir başkasını kıvrandırabilir..en basitinden şöyle düşün; doğum sancısını dahi her kadın farklı tanımlıyor, kimisi regl sancısı gibi derken kimisi sancıdan kendimi kaybettim diyor..
çocuklarda da bu böyle..senin bebeğin 5 gün kaka yapmaz ama bir ağrısı sızısı olmaz ve kayısıydı, zeytinyağıydı vesaire derken hoop yapıverir, geçer gider..ama başkasının bebeği 5 gün kakasını yapamaz, kayısı önerirsin alerjisi çıkar, zeytinyağı dersin midesi tolere etmez ya da böbrekleriyle ilgili ciddi bir sorun vardır hooop yanlış yönlendirmiş olursun 1-2 güne mutlaka yapar diyerek..
tecrübe tabii ki önemli bir şey..ama sağlık konusunda insanlara bu kadar güvenmemek lazım..herkes uzman herkes doktor resmen..bir zahmet alın çocuğunuzu doktora götürün ya da doktorunu arayıp bir danışın hiç olmazsa..6 sene boyunca hastalarım bana değil başkalarına sorup dertlerine derman bulsunlar diye okumadı o insanlar..
mesela,
bilmem nerede çocukla tatil yapan var mı?
bilmem ne okulu nasıl?
bilmem ne kadar aylık bebeğiniz neleri yapabiliyor?
bilmem ne kadar yaşında çocuğunuz hangi oyuncaklarla oynuyor?
x marka puset mi iyi yoksa y marka puset mi?
ve benzeri sorular..tabii ki bu soruların hiç bir zararı yok..hatta cevaplara göre gayet bilgilendirici ve yol gösterici olabiliyorlar..sonuçta sizden önce veya sizinle aynı anda benzer yollardan geçmiş olanların tecrübeleri gayet önemlidir her zaman..
ama mesela aynı platformlarda şu sorular da oluyor:
bebeğim 5 gündür kabız ne yapayım?
doktoruna sorsana!
ateşli çocuğa aşı yapılır mı?
doktoruna sorsana!
eyvah bebeğim yataktan düştü, ne yapacağım?
doktorunu arasana hemen!
ve benzeri bir çok sağlıkla ilgili ve hayati olabilecek sorular..
çok ciddiyim, fena halde aklıma takılıyor; neden çocuklarının doktoruna sormuyorlar? neden internette medet umuyorlar? hiç mi korkmuyorlar yanlış bir tavsiye almaktan, yanlış bir şey yapmaktan?
peki ya cevap verenler..onlar hiç mi çekinmiyorlar yanlış yönlendirmekten?
bırak her çocuğu her insan farklı..senin basit bir karın ağrısı dediğin şey bir başkasını kıvrandırabilir..en basitinden şöyle düşün; doğum sancısını dahi her kadın farklı tanımlıyor, kimisi regl sancısı gibi derken kimisi sancıdan kendimi kaybettim diyor..
çocuklarda da bu böyle..senin bebeğin 5 gün kaka yapmaz ama bir ağrısı sızısı olmaz ve kayısıydı, zeytinyağıydı vesaire derken hoop yapıverir, geçer gider..ama başkasının bebeği 5 gün kakasını yapamaz, kayısı önerirsin alerjisi çıkar, zeytinyağı dersin midesi tolere etmez ya da böbrekleriyle ilgili ciddi bir sorun vardır hooop yanlış yönlendirmiş olursun 1-2 güne mutlaka yapar diyerek..
tecrübe tabii ki önemli bir şey..ama sağlık konusunda insanlara bu kadar güvenmemek lazım..herkes uzman herkes doktor resmen..bir zahmet alın çocuğunuzu doktora götürün ya da doktorunu arayıp bir danışın hiç olmazsa..6 sene boyunca hastalarım bana değil başkalarına sorup dertlerine derman bulsunlar diye okumadı o insanlar..
29 Haziran 2015 Pazartesi
yeni annelere öneriler
pişşşt sen yeni yepyeni hatta yepisyeni anne! bak bi! at o mahmurluğu üzerinden uyumanın sırası diil! yapacak çok işin var! hadi bakalım başlıyoruz!
ilk olarak kendine bir instagram (ig olarak geçecek bundan sonra) hesabı al şekerim..öyle ad soyad falan olmayacak ama kullanıcı adın..zıttırıpotunannesi olacak mesela..ya da zıttırıpotanne..ismi aldınsa başlıyoruz..
yavrunun farklı açılardan birçok fotoğrafını çekerek işe başlayacaksın..mesela sadece oyun halısı üzerinde debelenen bir bebenin ne kadar farklı fotoğrafı olabilir ki diye düşünmeyeceksin! 123154864212 tane farklı fotoğrafını çekip bunların 15456412 tanesini instagrama yükleyeceksin..sonra altına hashtagleri yapıştıracaksın..öyle bir iki tane diil ama onlarca olacak..sonra da daha önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim (ara bul o yazıyı) instagram anneleri gruplarından birini gözüne kestirip fütursuzca onların fotoğraflarına yorumları yapıştıracaksın..dön şimdi anasayfana bak, takipçi sayın yükselmeye başladı değil mi? (alkış yapan emojilerden bir demet o zaman!)
buraya kadar bütün dediklerimi yaptıysan artık ellerini ovuşturarak firmaların ve ig meşhuru annelerin sana ulaşmasını beklemeye başlayabilirsin..
event davetleri gelmeye başladı mı? şahane! artık süper bir anne olma yönünde sağlam adımlarla ilerliyorsun demektir! hele bir de fotoğrafının altında reklamlar ve tartışmalar belirmeye başladıysa tamamdır diyebiliriz! (alkış yapan emoji tekrar!)
şimdi yavrum bütün olay ecnebilerin deyişiyle "to see and to be seen" yani "görmek ve görülmek" motto bu! çağırıldığın bütün eventlere sana ve bebene uygun olup olmadığına bakmadan katılacaksın! hediyeleri kapacaksın, ah ne güzel sosyalleştim diyeceksin ve bol hashtaglerle reklamını yapacaksın!
bebenin eli ağzına gidiyorsa ve salyalar akıyorsa diş geliyor demektir! tatataaam sponsor yarışları başlasın!! hedefimiz diş buğdayı!! ileri! hemen hazırlıklara başlayacaksın..diş şeklinde pasta, diş şeklinde kurabiye, hediye olarak diş fırçası, çokca süs, event organizatörü tamamdır! hepsi hazırsa parti başlasın! diş çıkmış olabilir de olmayabilir de! olsun sen yap partini! bu gözler diş çıkmadan dişbuğdayı yapanları da gördü, kimse garipsemez merak etme!
dişbuğrayından sonra bebenin doğumgününe kadar organize edilecek bir davet yok..ama sen bu arada boş durmaycan tabii..her gün bebenin 156461325 tane fotoğrafını yayınlayıp altına "öyle kitaplarla olmuyor, her bebek farklı" temalı "ah ben ne rahat anneyim" subliminal mesajlı yazılar yazacaksın..bu arada bebe hala diş ağrısı çektiği için kehribar kolyeli bir fotosu muhakkak olmalı, olmayanı çok pis kınıyolarmış diyollaa!
vee ek gıda zamanı geldi çattı! mini mini doğranmış sebzeleri belli bir nizamda yerleştirdiğin bir fotoğraf şart şekerim! "ek gıda maceramız başladı..vatana millete hayırlı olsun! önce üçer gün deniyoruz ki alerji varsa tespit edelim!" yazacaksın resmin altına..bak hashtagin de şu olacak: #zıttırıpotunekgidagunlugu #zıttırıpotneyedi
ah bu arada unutmadan çay/çorba/kahve fotoğrafı koy arada..bebem uyudu bakalım ben çayımı/çorbamı/kahvemi içemeden uyanacak mı falan yaz altına da..millet seni bebesiyle kafasını bozmuş sanmasın!
bu arada erkekler için pek giysi seçeneği yok maalesef ama eğer beben kızsa çeşit çeşit giydirip #zıttırıpotbugünnegiydi hashtagi ile paylaşabilirsin..
işte böyle böyle büyük güne geldik! bebe altıncı ayından saniye aldığı an doğumgünü hazırlıkları başlasın! önce tema seçeceksin..sonra da doğumgününe sayılı (!) gün kaldığını yedi düvele duyuracaksın ki sponsorlar gelsin yavrucum..hazırlıkları paylaşacaksın ama çok da ser verip sır vermeyeceksin ki süprizi kaçmasın..evet farkındayım senin beben de ig'deki diğer bebelerle hemen hemen aynı temalarda ve renklerde partiye sahip olacak ama olsun bebe farklı hiç olmazsa..
parti günü geldi! şükürler olsun! önce bebenin doğduğu güne ait bir fotoğraf paylaşacaksın ve #zıttırıpot1yaşında ya da #zıttırıpotun1yaşıvar hashtagini yapıştıracaksın..sonra bir iki tane pasta patlatmaca fotoğrafı ekleyeceksin..aman ha partinin fotoğraflarını ekleme..onları "repost" yapacaksın..ne kadar çok repost o kadar çok kalabalık geldi demek..fotoğrafları parti bitip gece olduğunda göndermeye başlayacaksın ama öyle hepsini değil! sakın ha! parça parça göndereceksin ve takribi 3 ay sürecek..
buraya kadarını bir yap bakalım..aklına takılan olursa yardımcı olurum şekerim..güle güle büyüt, o bir bebek unutma..öyle eventten evente koşacam, ig selebritisi yapacak diye yorma çocuğu..
işbu yazının gerçek kişi ve kurumlarla tabii ki ilgisi var, bende bu kadar hayalgücü nerrdeeeee.......
ilk olarak kendine bir instagram (ig olarak geçecek bundan sonra) hesabı al şekerim..öyle ad soyad falan olmayacak ama kullanıcı adın..zıttırıpotunannesi olacak mesela..ya da zıttırıpotanne..ismi aldınsa başlıyoruz..
yavrunun farklı açılardan birçok fotoğrafını çekerek işe başlayacaksın..mesela sadece oyun halısı üzerinde debelenen bir bebenin ne kadar farklı fotoğrafı olabilir ki diye düşünmeyeceksin! 123154864212 tane farklı fotoğrafını çekip bunların 15456412 tanesini instagrama yükleyeceksin..sonra altına hashtagleri yapıştıracaksın..öyle bir iki tane diil ama onlarca olacak..sonra da daha önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim (ara bul o yazıyı) instagram anneleri gruplarından birini gözüne kestirip fütursuzca onların fotoğraflarına yorumları yapıştıracaksın..dön şimdi anasayfana bak, takipçi sayın yükselmeye başladı değil mi? (alkış yapan emojilerden bir demet o zaman!)
buraya kadar bütün dediklerimi yaptıysan artık ellerini ovuşturarak firmaların ve ig meşhuru annelerin sana ulaşmasını beklemeye başlayabilirsin..
event davetleri gelmeye başladı mı? şahane! artık süper bir anne olma yönünde sağlam adımlarla ilerliyorsun demektir! hele bir de fotoğrafının altında reklamlar ve tartışmalar belirmeye başladıysa tamamdır diyebiliriz! (alkış yapan emoji tekrar!)
şimdi yavrum bütün olay ecnebilerin deyişiyle "to see and to be seen" yani "görmek ve görülmek" motto bu! çağırıldığın bütün eventlere sana ve bebene uygun olup olmadığına bakmadan katılacaksın! hediyeleri kapacaksın, ah ne güzel sosyalleştim diyeceksin ve bol hashtaglerle reklamını yapacaksın!
bebenin eli ağzına gidiyorsa ve salyalar akıyorsa diş geliyor demektir! tatataaam sponsor yarışları başlasın!! hedefimiz diş buğdayı!! ileri! hemen hazırlıklara başlayacaksın..diş şeklinde pasta, diş şeklinde kurabiye, hediye olarak diş fırçası, çokca süs, event organizatörü tamamdır! hepsi hazırsa parti başlasın! diş çıkmış olabilir de olmayabilir de! olsun sen yap partini! bu gözler diş çıkmadan dişbuğdayı yapanları da gördü, kimse garipsemez merak etme!
dişbuğrayından sonra bebenin doğumgününe kadar organize edilecek bir davet yok..ama sen bu arada boş durmaycan tabii..her gün bebenin 156461325 tane fotoğrafını yayınlayıp altına "öyle kitaplarla olmuyor, her bebek farklı" temalı "ah ben ne rahat anneyim" subliminal mesajlı yazılar yazacaksın..bu arada bebe hala diş ağrısı çektiği için kehribar kolyeli bir fotosu muhakkak olmalı, olmayanı çok pis kınıyolarmış diyollaa!
vee ek gıda zamanı geldi çattı! mini mini doğranmış sebzeleri belli bir nizamda yerleştirdiğin bir fotoğraf şart şekerim! "ek gıda maceramız başladı..vatana millete hayırlı olsun! önce üçer gün deniyoruz ki alerji varsa tespit edelim!" yazacaksın resmin altına..bak hashtagin de şu olacak: #zıttırıpotunekgidagunlugu #zıttırıpotneyedi
ah bu arada unutmadan çay/çorba/kahve fotoğrafı koy arada..bebem uyudu bakalım ben çayımı/çorbamı/kahvemi içemeden uyanacak mı falan yaz altına da..millet seni bebesiyle kafasını bozmuş sanmasın!
bu arada erkekler için pek giysi seçeneği yok maalesef ama eğer beben kızsa çeşit çeşit giydirip #zıttırıpotbugünnegiydi hashtagi ile paylaşabilirsin..
işte böyle böyle büyük güne geldik! bebe altıncı ayından saniye aldığı an doğumgünü hazırlıkları başlasın! önce tema seçeceksin..sonra da doğumgününe sayılı (!) gün kaldığını yedi düvele duyuracaksın ki sponsorlar gelsin yavrucum..hazırlıkları paylaşacaksın ama çok da ser verip sır vermeyeceksin ki süprizi kaçmasın..evet farkındayım senin beben de ig'deki diğer bebelerle hemen hemen aynı temalarda ve renklerde partiye sahip olacak ama olsun bebe farklı hiç olmazsa..
parti günü geldi! şükürler olsun! önce bebenin doğduğu güne ait bir fotoğraf paylaşacaksın ve #zıttırıpot1yaşında ya da #zıttırıpotun1yaşıvar hashtagini yapıştıracaksın..sonra bir iki tane pasta patlatmaca fotoğrafı ekleyeceksin..aman ha partinin fotoğraflarını ekleme..onları "repost" yapacaksın..ne kadar çok repost o kadar çok kalabalık geldi demek..fotoğrafları parti bitip gece olduğunda göndermeye başlayacaksın ama öyle hepsini değil! sakın ha! parça parça göndereceksin ve takribi 3 ay sürecek..
buraya kadarını bir yap bakalım..aklına takılan olursa yardımcı olurum şekerim..güle güle büyüt, o bir bebek unutma..öyle eventten evente koşacam, ig selebritisi yapacak diye yorma çocuğu..
işbu yazının gerçek kişi ve kurumlarla tabii ki ilgisi var, bende bu kadar hayalgücü nerrdeeeee.......
Etiketler:
geyik,
instagram,
instagram anneleri,
tespit ettim
26 Haziran 2015 Cuma
the kreş!
yahu bu kreşte napıyolar? ciddiyim! çocuklara orada bişi yapıyolar! böyle sihirli, muskalı falan bişi herhalde! ne ki ya?!
şimdi arinço günde iki saat oyun grubu adı altında kreşe gidiyor..kreşten eve bazen yaptığı resimleri falan gönderiyolar..bi heves ben de yaptırayım diyorum yok abicim adam oturmuyo kutsal kasesinin üzerine iki dakika! acaba örtmenhaanım mı yapıyo o resimleri, sonra da üzerine arin yazıp bizi mi yiyiyo?!
geçen akşam sofradayken bizimki aşka geldi..kaldırdı elini kıvırmaya başladı..koccayla napıyo layyn bu diye bakakaldık ama gülmekten de yarıldık! çok çok çok şekerdi..ertesi gün babanesi kreşe bırakırken sormuş..dans ediyolarmış, onun hareketeymiş! lanoolum ben sen doğduğundan beri açıyorum müziği olmadı söylüyorum hadi dans edelim diye seni taciz ediyorum ama sen ancak bana "napıyo ya bu kadın?!" diye bakıyosun, öğretmeninin ne özelliği var ya? niye onunla şahane dans figürleri paylaşıyosun da bana anca kinayeli bakışlar atıyosun?!
bu aralar iki yaş canavarlığı nedeniyle istediği herşeyi bağırarak, ağlayarak olmadı mızırdanarak yaptırmaya çalışıyor beyfendi..dedik bunu da soralım okula..sormaz olaydık! öğretmenine hiç yapmıyormuş böyle şeyler..öğretmeni de bişey için tutturduğunda dikkatini dağıtın başka bişiye yönlendirin demiş..yahu ben de aynı şeyi yapıyorum! hemen başka bişiye dikkatini çekmeye çalışıyorum..ama yok adam takmıyo!
ya yok ya kesin başka bi formülleri var ama meslek sırrı falan diye bizimle paylaşmıyorlar! kesin ya kesin!! başka açıklaması yok!
şimdi arinço günde iki saat oyun grubu adı altında kreşe gidiyor..kreşten eve bazen yaptığı resimleri falan gönderiyolar..bi heves ben de yaptırayım diyorum yok abicim adam oturmuyo kutsal kasesinin üzerine iki dakika! acaba örtmenhaanım mı yapıyo o resimleri, sonra da üzerine arin yazıp bizi mi yiyiyo?!
geçen akşam sofradayken bizimki aşka geldi..kaldırdı elini kıvırmaya başladı..koccayla napıyo layyn bu diye bakakaldık ama gülmekten de yarıldık! çok çok çok şekerdi..ertesi gün babanesi kreşe bırakırken sormuş..dans ediyolarmış, onun hareketeymiş! lanoolum ben sen doğduğundan beri açıyorum müziği olmadı söylüyorum hadi dans edelim diye seni taciz ediyorum ama sen ancak bana "napıyo ya bu kadın?!" diye bakıyosun, öğretmeninin ne özelliği var ya? niye onunla şahane dans figürleri paylaşıyosun da bana anca kinayeli bakışlar atıyosun?!
bu aralar iki yaş canavarlığı nedeniyle istediği herşeyi bağırarak, ağlayarak olmadı mızırdanarak yaptırmaya çalışıyor beyfendi..dedik bunu da soralım okula..sormaz olaydık! öğretmenine hiç yapmıyormuş böyle şeyler..öğretmeni de bişey için tutturduğunda dikkatini dağıtın başka bişiye yönlendirin demiş..yahu ben de aynı şeyi yapıyorum! hemen başka bişiye dikkatini çekmeye çalışıyorum..ama yok adam takmıyo!
ya yok ya kesin başka bi formülleri var ama meslek sırrı falan diye bizimle paylaşmıyorlar! kesin ya kesin!! başka açıklaması yok!
adeta bir monet eseri!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
