arin'i 18. ayından beri memeden kesmeye çalışıyordum..önce dışarda emzirmeme kararı aldım..ancak evde, arabada, avmde akla hayale gelecek ve gelmeyecek her yerde emzirmeye devam ettim!
bir iki kere reddedeyim dedim..arin ağlaklaştı vazgeçtim..
bu arada sütte de bir azalma falan yoktu..bu sefer de "acaba çocuğun hakkını mı alıyorum?" diye vicdan yaptım..
olmadı neticede..
bi sürü öneri aldım insanlardan..sabırtaşı, sirke, salça, ayrı bir kaç gün vs..
memeye bir şey sürüp tiksindirme seçeneğini direkt elemiştim..çünkü üzerime çay dökmüştüm aylar önce ve göğsüm yanmıştı ve o iğrenç yaralı haline aldırmadan arin emmeye devam etmişti..yani adam tiksinmiyordu..
sabırtaşı içinse ne zaman niyetlensem boşveriyordum..
bir de arin emerek uyuyordu..ya uyumazsa korkusu da vardı tabii..
tatildeyken arin'i 2 gece ananesi ve dedesine emanet ettim koccayla başbaşa kalmak için kaçtık..yanımda sağma makinası falan da yoktu ve ben nedense arin emmezse süt de olmaz düşüncesindeydim..yanılmışım! iki gün mutant şeklinde gezdim..o sıcakta kendimi adaçayına vurdum, biraz rahatlattı..
neticede arin 2 tam gün hiç emmemiş olmuştu..dönünce bitirelim bu işi becerebilirsek dedik..
2 günün sonunda arin ile kavuştuğumuzda ilk iş emmek istedi..vermedim..azıcık mızırdandı ama çok da ısrar etmedi..2-3 kere daha denedi hemen biberonuna süt koyduk "aa büyüdü artık benim oğlum biberondan süt içiyoo" diye tezahüratlar eşliğinde içirdik..ertesi gün bir kere teşebbüs etti yok deyince döndü gitti..ama bu aralar ben hep yakası daha kapalı tişörtler falan giydim..
sonraki gün istemedi..ben de tamam bu iş oldu diyerek özlemini çektiğim rakı masasına oturdum! :) yalnız rakı süt yapıyormuş, kesin bilgi! o_O
bu süreçte arin'i öğlen ve akşam uykusuna annem yatırdı..uyurken emmek istebilir diye riske atmak istemedik süreci..bir haftaya falan olmuştu ve arin'i gece uykusuna ben yatırdım..aman Allah'ım nası güzeldi! koala gibi sarılmalar, kucağıma tırmanmalar, dizime yatmalar....mest oldum!
istanbul'a dönünce arin'i sürekli emzirdiğim koltuğa oturduğumda geldi yanaştı yine..ama emme refleksiyle yanaşmadı..tişörtümü çekti ve baktı, sonra da kapattı..sanırım yerinde olup olmadıklarına baktı ve kendince vedalaştı :)
şu an uykuyla ilgili tek sorunumuz arin uyuyana kadar benim de onun yatağına girmek zorunda olmam..tensel temas istiyor sanırım..ama o kadar tatlı sarılıyor ki, mırıl mırıl bişiler anlatıyor ki o yüzden hiiiç şikayetçi olamıyorum bu konuda :) sanırım biraz daha büyüyünce kendi kendine de uyumaya başlar..acelemiz yok..
bir hafta gerginlik yaşadım..sonra yavaş yavaş azaldı sanırım süt ama hala bitmedi..internette yazdığına göre bir seneyi de bulabilirmiş..olsun gerginliği gitti ya buna da şükür..
arin hep emmek istediğinde kucağıma gelirdi, veya ben kucağıma aldığımda hep emmek isterdi..şimdi kendiliğinden geliyor, sarılıyor, öpüyor....çok farklı bir sevgi tezahürü var bana karşı artık.. :)
çok duygusala bağlamadım ama hakikaten koca çocuk olmuş gibi geliyor..hele babası bir de saçlarını kestirdi, bebek saçları da gidince biraz fena oldum ama sağlıklı ya büyüyo ya, çok şükür!
düşündüğümden kolay ve acısız oldu..bir devir kapandı arinço ile..daha güzel oldu böyle bilogcan :)
ay bi de geçen gün başım çok ağrıdı..benim başım ara ara çok ağrır ve benim üstesinden gelemediğim tek ağrı başağrısıdır, öyle ki bugün başım çok ağrıyor deyip de günlük işlerine devam edenlere şaşırırım falan..ilaç içtim ağrının geçmesi için..valla çok büyük nimetmiş! :)
28 Temmuz 2015 Salı
bir devri kapattık..
Etiketler:
21. ay,
arin,
emzirme,
memeden kesme,
sütten kesme
3 Temmuz 2015 Cuma
aklıma takıldı, neden doktoru aramak yerine haldır haldır internetten medet umuyoruz ki?
bazı anne çocuk portallarında ya da takipçisi fazla bloggerların sosyal medya hesaplarında sorular soranlar oluyor..
mesela,
bilmem nerede çocukla tatil yapan var mı?
bilmem ne okulu nasıl?
bilmem ne kadar aylık bebeğiniz neleri yapabiliyor?
bilmem ne kadar yaşında çocuğunuz hangi oyuncaklarla oynuyor?
x marka puset mi iyi yoksa y marka puset mi?
ve benzeri sorular..tabii ki bu soruların hiç bir zararı yok..hatta cevaplara göre gayet bilgilendirici ve yol gösterici olabiliyorlar..sonuçta sizden önce veya sizinle aynı anda benzer yollardan geçmiş olanların tecrübeleri gayet önemlidir her zaman..
ama mesela aynı platformlarda şu sorular da oluyor:
bebeğim 5 gündür kabız ne yapayım?
doktoruna sorsana!
ateşli çocuğa aşı yapılır mı?
doktoruna sorsana!
eyvah bebeğim yataktan düştü, ne yapacağım?
doktorunu arasana hemen!
ve benzeri bir çok sağlıkla ilgili ve hayati olabilecek sorular..
çok ciddiyim, fena halde aklıma takılıyor; neden çocuklarının doktoruna sormuyorlar? neden internette medet umuyorlar? hiç mi korkmuyorlar yanlış bir tavsiye almaktan, yanlış bir şey yapmaktan?
peki ya cevap verenler..onlar hiç mi çekinmiyorlar yanlış yönlendirmekten?
bırak her çocuğu her insan farklı..senin basit bir karın ağrısı dediğin şey bir başkasını kıvrandırabilir..en basitinden şöyle düşün; doğum sancısını dahi her kadın farklı tanımlıyor, kimisi regl sancısı gibi derken kimisi sancıdan kendimi kaybettim diyor..
çocuklarda da bu böyle..senin bebeğin 5 gün kaka yapmaz ama bir ağrısı sızısı olmaz ve kayısıydı, zeytinyağıydı vesaire derken hoop yapıverir, geçer gider..ama başkasının bebeği 5 gün kakasını yapamaz, kayısı önerirsin alerjisi çıkar, zeytinyağı dersin midesi tolere etmez ya da böbrekleriyle ilgili ciddi bir sorun vardır hooop yanlış yönlendirmiş olursun 1-2 güne mutlaka yapar diyerek..
tecrübe tabii ki önemli bir şey..ama sağlık konusunda insanlara bu kadar güvenmemek lazım..herkes uzman herkes doktor resmen..bir zahmet alın çocuğunuzu doktora götürün ya da doktorunu arayıp bir danışın hiç olmazsa..6 sene boyunca hastalarım bana değil başkalarına sorup dertlerine derman bulsunlar diye okumadı o insanlar..
mesela,
bilmem nerede çocukla tatil yapan var mı?
bilmem ne okulu nasıl?
bilmem ne kadar aylık bebeğiniz neleri yapabiliyor?
bilmem ne kadar yaşında çocuğunuz hangi oyuncaklarla oynuyor?
x marka puset mi iyi yoksa y marka puset mi?
ve benzeri sorular..tabii ki bu soruların hiç bir zararı yok..hatta cevaplara göre gayet bilgilendirici ve yol gösterici olabiliyorlar..sonuçta sizden önce veya sizinle aynı anda benzer yollardan geçmiş olanların tecrübeleri gayet önemlidir her zaman..
ama mesela aynı platformlarda şu sorular da oluyor:
bebeğim 5 gündür kabız ne yapayım?
doktoruna sorsana!
ateşli çocuğa aşı yapılır mı?
doktoruna sorsana!
eyvah bebeğim yataktan düştü, ne yapacağım?
doktorunu arasana hemen!
ve benzeri bir çok sağlıkla ilgili ve hayati olabilecek sorular..
çok ciddiyim, fena halde aklıma takılıyor; neden çocuklarının doktoruna sormuyorlar? neden internette medet umuyorlar? hiç mi korkmuyorlar yanlış bir tavsiye almaktan, yanlış bir şey yapmaktan?
peki ya cevap verenler..onlar hiç mi çekinmiyorlar yanlış yönlendirmekten?
bırak her çocuğu her insan farklı..senin basit bir karın ağrısı dediğin şey bir başkasını kıvrandırabilir..en basitinden şöyle düşün; doğum sancısını dahi her kadın farklı tanımlıyor, kimisi regl sancısı gibi derken kimisi sancıdan kendimi kaybettim diyor..
çocuklarda da bu böyle..senin bebeğin 5 gün kaka yapmaz ama bir ağrısı sızısı olmaz ve kayısıydı, zeytinyağıydı vesaire derken hoop yapıverir, geçer gider..ama başkasının bebeği 5 gün kakasını yapamaz, kayısı önerirsin alerjisi çıkar, zeytinyağı dersin midesi tolere etmez ya da böbrekleriyle ilgili ciddi bir sorun vardır hooop yanlış yönlendirmiş olursun 1-2 güne mutlaka yapar diyerek..
tecrübe tabii ki önemli bir şey..ama sağlık konusunda insanlara bu kadar güvenmemek lazım..herkes uzman herkes doktor resmen..bir zahmet alın çocuğunuzu doktora götürün ya da doktorunu arayıp bir danışın hiç olmazsa..6 sene boyunca hastalarım bana değil başkalarına sorup dertlerine derman bulsunlar diye okumadı o insanlar..
29 Haziran 2015 Pazartesi
yeni annelere öneriler
pişşşt sen yeni yepyeni hatta yepisyeni anne! bak bi! at o mahmurluğu üzerinden uyumanın sırası diil! yapacak çok işin var! hadi bakalım başlıyoruz!
ilk olarak kendine bir instagram (ig olarak geçecek bundan sonra) hesabı al şekerim..öyle ad soyad falan olmayacak ama kullanıcı adın..zıttırıpotunannesi olacak mesela..ya da zıttırıpotanne..ismi aldınsa başlıyoruz..
yavrunun farklı açılardan birçok fotoğrafını çekerek işe başlayacaksın..mesela sadece oyun halısı üzerinde debelenen bir bebenin ne kadar farklı fotoğrafı olabilir ki diye düşünmeyeceksin! 123154864212 tane farklı fotoğrafını çekip bunların 15456412 tanesini instagrama yükleyeceksin..sonra altına hashtagleri yapıştıracaksın..öyle bir iki tane diil ama onlarca olacak..sonra da daha önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim (ara bul o yazıyı) instagram anneleri gruplarından birini gözüne kestirip fütursuzca onların fotoğraflarına yorumları yapıştıracaksın..dön şimdi anasayfana bak, takipçi sayın yükselmeye başladı değil mi? (alkış yapan emojilerden bir demet o zaman!)
buraya kadar bütün dediklerimi yaptıysan artık ellerini ovuşturarak firmaların ve ig meşhuru annelerin sana ulaşmasını beklemeye başlayabilirsin..
event davetleri gelmeye başladı mı? şahane! artık süper bir anne olma yönünde sağlam adımlarla ilerliyorsun demektir! hele bir de fotoğrafının altında reklamlar ve tartışmalar belirmeye başladıysa tamamdır diyebiliriz! (alkış yapan emoji tekrar!)
şimdi yavrum bütün olay ecnebilerin deyişiyle "to see and to be seen" yani "görmek ve görülmek" motto bu! çağırıldığın bütün eventlere sana ve bebene uygun olup olmadığına bakmadan katılacaksın! hediyeleri kapacaksın, ah ne güzel sosyalleştim diyeceksin ve bol hashtaglerle reklamını yapacaksın!
bebenin eli ağzına gidiyorsa ve salyalar akıyorsa diş geliyor demektir! tatataaam sponsor yarışları başlasın!! hedefimiz diş buğdayı!! ileri! hemen hazırlıklara başlayacaksın..diş şeklinde pasta, diş şeklinde kurabiye, hediye olarak diş fırçası, çokca süs, event organizatörü tamamdır! hepsi hazırsa parti başlasın! diş çıkmış olabilir de olmayabilir de! olsun sen yap partini! bu gözler diş çıkmadan dişbuğdayı yapanları da gördü, kimse garipsemez merak etme!
dişbuğrayından sonra bebenin doğumgününe kadar organize edilecek bir davet yok..ama sen bu arada boş durmaycan tabii..her gün bebenin 156461325 tane fotoğrafını yayınlayıp altına "öyle kitaplarla olmuyor, her bebek farklı" temalı "ah ben ne rahat anneyim" subliminal mesajlı yazılar yazacaksın..bu arada bebe hala diş ağrısı çektiği için kehribar kolyeli bir fotosu muhakkak olmalı, olmayanı çok pis kınıyolarmış diyollaa!
vee ek gıda zamanı geldi çattı! mini mini doğranmış sebzeleri belli bir nizamda yerleştirdiğin bir fotoğraf şart şekerim! "ek gıda maceramız başladı..vatana millete hayırlı olsun! önce üçer gün deniyoruz ki alerji varsa tespit edelim!" yazacaksın resmin altına..bak hashtagin de şu olacak: #zıttırıpotunekgidagunlugu #zıttırıpotneyedi
ah bu arada unutmadan çay/çorba/kahve fotoğrafı koy arada..bebem uyudu bakalım ben çayımı/çorbamı/kahvemi içemeden uyanacak mı falan yaz altına da..millet seni bebesiyle kafasını bozmuş sanmasın!
bu arada erkekler için pek giysi seçeneği yok maalesef ama eğer beben kızsa çeşit çeşit giydirip #zıttırıpotbugünnegiydi hashtagi ile paylaşabilirsin..
işte böyle böyle büyük güne geldik! bebe altıncı ayından saniye aldığı an doğumgünü hazırlıkları başlasın! önce tema seçeceksin..sonra da doğumgününe sayılı (!) gün kaldığını yedi düvele duyuracaksın ki sponsorlar gelsin yavrucum..hazırlıkları paylaşacaksın ama çok da ser verip sır vermeyeceksin ki süprizi kaçmasın..evet farkındayım senin beben de ig'deki diğer bebelerle hemen hemen aynı temalarda ve renklerde partiye sahip olacak ama olsun bebe farklı hiç olmazsa..
parti günü geldi! şükürler olsun! önce bebenin doğduğu güne ait bir fotoğraf paylaşacaksın ve #zıttırıpot1yaşında ya da #zıttırıpotun1yaşıvar hashtagini yapıştıracaksın..sonra bir iki tane pasta patlatmaca fotoğrafı ekleyeceksin..aman ha partinin fotoğraflarını ekleme..onları "repost" yapacaksın..ne kadar çok repost o kadar çok kalabalık geldi demek..fotoğrafları parti bitip gece olduğunda göndermeye başlayacaksın ama öyle hepsini değil! sakın ha! parça parça göndereceksin ve takribi 3 ay sürecek..
buraya kadarını bir yap bakalım..aklına takılan olursa yardımcı olurum şekerim..güle güle büyüt, o bir bebek unutma..öyle eventten evente koşacam, ig selebritisi yapacak diye yorma çocuğu..
işbu yazının gerçek kişi ve kurumlarla tabii ki ilgisi var, bende bu kadar hayalgücü nerrdeeeee.......
ilk olarak kendine bir instagram (ig olarak geçecek bundan sonra) hesabı al şekerim..öyle ad soyad falan olmayacak ama kullanıcı adın..zıttırıpotunannesi olacak mesela..ya da zıttırıpotanne..ismi aldınsa başlıyoruz..
yavrunun farklı açılardan birçok fotoğrafını çekerek işe başlayacaksın..mesela sadece oyun halısı üzerinde debelenen bir bebenin ne kadar farklı fotoğrafı olabilir ki diye düşünmeyeceksin! 123154864212 tane farklı fotoğrafını çekip bunların 15456412 tanesini instagrama yükleyeceksin..sonra altına hashtagleri yapıştıracaksın..öyle bir iki tane diil ama onlarca olacak..sonra da daha önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim (ara bul o yazıyı) instagram anneleri gruplarından birini gözüne kestirip fütursuzca onların fotoğraflarına yorumları yapıştıracaksın..dön şimdi anasayfana bak, takipçi sayın yükselmeye başladı değil mi? (alkış yapan emojilerden bir demet o zaman!)
buraya kadar bütün dediklerimi yaptıysan artık ellerini ovuşturarak firmaların ve ig meşhuru annelerin sana ulaşmasını beklemeye başlayabilirsin..
event davetleri gelmeye başladı mı? şahane! artık süper bir anne olma yönünde sağlam adımlarla ilerliyorsun demektir! hele bir de fotoğrafının altında reklamlar ve tartışmalar belirmeye başladıysa tamamdır diyebiliriz! (alkış yapan emoji tekrar!)
şimdi yavrum bütün olay ecnebilerin deyişiyle "to see and to be seen" yani "görmek ve görülmek" motto bu! çağırıldığın bütün eventlere sana ve bebene uygun olup olmadığına bakmadan katılacaksın! hediyeleri kapacaksın, ah ne güzel sosyalleştim diyeceksin ve bol hashtaglerle reklamını yapacaksın!
bebenin eli ağzına gidiyorsa ve salyalar akıyorsa diş geliyor demektir! tatataaam sponsor yarışları başlasın!! hedefimiz diş buğdayı!! ileri! hemen hazırlıklara başlayacaksın..diş şeklinde pasta, diş şeklinde kurabiye, hediye olarak diş fırçası, çokca süs, event organizatörü tamamdır! hepsi hazırsa parti başlasın! diş çıkmış olabilir de olmayabilir de! olsun sen yap partini! bu gözler diş çıkmadan dişbuğdayı yapanları da gördü, kimse garipsemez merak etme!
dişbuğrayından sonra bebenin doğumgününe kadar organize edilecek bir davet yok..ama sen bu arada boş durmaycan tabii..her gün bebenin 156461325 tane fotoğrafını yayınlayıp altına "öyle kitaplarla olmuyor, her bebek farklı" temalı "ah ben ne rahat anneyim" subliminal mesajlı yazılar yazacaksın..bu arada bebe hala diş ağrısı çektiği için kehribar kolyeli bir fotosu muhakkak olmalı, olmayanı çok pis kınıyolarmış diyollaa!
vee ek gıda zamanı geldi çattı! mini mini doğranmış sebzeleri belli bir nizamda yerleştirdiğin bir fotoğraf şart şekerim! "ek gıda maceramız başladı..vatana millete hayırlı olsun! önce üçer gün deniyoruz ki alerji varsa tespit edelim!" yazacaksın resmin altına..bak hashtagin de şu olacak: #zıttırıpotunekgidagunlugu #zıttırıpotneyedi
ah bu arada unutmadan çay/çorba/kahve fotoğrafı koy arada..bebem uyudu bakalım ben çayımı/çorbamı/kahvemi içemeden uyanacak mı falan yaz altına da..millet seni bebesiyle kafasını bozmuş sanmasın!
bu arada erkekler için pek giysi seçeneği yok maalesef ama eğer beben kızsa çeşit çeşit giydirip #zıttırıpotbugünnegiydi hashtagi ile paylaşabilirsin..
işte böyle böyle büyük güne geldik! bebe altıncı ayından saniye aldığı an doğumgünü hazırlıkları başlasın! önce tema seçeceksin..sonra da doğumgününe sayılı (!) gün kaldığını yedi düvele duyuracaksın ki sponsorlar gelsin yavrucum..hazırlıkları paylaşacaksın ama çok da ser verip sır vermeyeceksin ki süprizi kaçmasın..evet farkındayım senin beben de ig'deki diğer bebelerle hemen hemen aynı temalarda ve renklerde partiye sahip olacak ama olsun bebe farklı hiç olmazsa..
parti günü geldi! şükürler olsun! önce bebenin doğduğu güne ait bir fotoğraf paylaşacaksın ve #zıttırıpot1yaşında ya da #zıttırıpotun1yaşıvar hashtagini yapıştıracaksın..sonra bir iki tane pasta patlatmaca fotoğrafı ekleyeceksin..aman ha partinin fotoğraflarını ekleme..onları "repost" yapacaksın..ne kadar çok repost o kadar çok kalabalık geldi demek..fotoğrafları parti bitip gece olduğunda göndermeye başlayacaksın ama öyle hepsini değil! sakın ha! parça parça göndereceksin ve takribi 3 ay sürecek..
buraya kadarını bir yap bakalım..aklına takılan olursa yardımcı olurum şekerim..güle güle büyüt, o bir bebek unutma..öyle eventten evente koşacam, ig selebritisi yapacak diye yorma çocuğu..
işbu yazının gerçek kişi ve kurumlarla tabii ki ilgisi var, bende bu kadar hayalgücü nerrdeeeee.......
Etiketler:
geyik,
instagram,
instagram anneleri,
tespit ettim
26 Haziran 2015 Cuma
the kreş!
yahu bu kreşte napıyolar? ciddiyim! çocuklara orada bişi yapıyolar! böyle sihirli, muskalı falan bişi herhalde! ne ki ya?!
şimdi arinço günde iki saat oyun grubu adı altında kreşe gidiyor..kreşten eve bazen yaptığı resimleri falan gönderiyolar..bi heves ben de yaptırayım diyorum yok abicim adam oturmuyo kutsal kasesinin üzerine iki dakika! acaba örtmenhaanım mı yapıyo o resimleri, sonra da üzerine arin yazıp bizi mi yiyiyo?!
geçen akşam sofradayken bizimki aşka geldi..kaldırdı elini kıvırmaya başladı..koccayla napıyo layyn bu diye bakakaldık ama gülmekten de yarıldık! çok çok çok şekerdi..ertesi gün babanesi kreşe bırakırken sormuş..dans ediyolarmış, onun hareketeymiş! lanoolum ben sen doğduğundan beri açıyorum müziği olmadı söylüyorum hadi dans edelim diye seni taciz ediyorum ama sen ancak bana "napıyo ya bu kadın?!" diye bakıyosun, öğretmeninin ne özelliği var ya? niye onunla şahane dans figürleri paylaşıyosun da bana anca kinayeli bakışlar atıyosun?!
bu aralar iki yaş canavarlığı nedeniyle istediği herşeyi bağırarak, ağlayarak olmadı mızırdanarak yaptırmaya çalışıyor beyfendi..dedik bunu da soralım okula..sormaz olaydık! öğretmenine hiç yapmıyormuş böyle şeyler..öğretmeni de bişey için tutturduğunda dikkatini dağıtın başka bişiye yönlendirin demiş..yahu ben de aynı şeyi yapıyorum! hemen başka bişiye dikkatini çekmeye çalışıyorum..ama yok adam takmıyo!
ya yok ya kesin başka bi formülleri var ama meslek sırrı falan diye bizimle paylaşmıyorlar! kesin ya kesin!! başka açıklaması yok!
şimdi arinço günde iki saat oyun grubu adı altında kreşe gidiyor..kreşten eve bazen yaptığı resimleri falan gönderiyolar..bi heves ben de yaptırayım diyorum yok abicim adam oturmuyo kutsal kasesinin üzerine iki dakika! acaba örtmenhaanım mı yapıyo o resimleri, sonra da üzerine arin yazıp bizi mi yiyiyo?!
geçen akşam sofradayken bizimki aşka geldi..kaldırdı elini kıvırmaya başladı..koccayla napıyo layyn bu diye bakakaldık ama gülmekten de yarıldık! çok çok çok şekerdi..ertesi gün babanesi kreşe bırakırken sormuş..dans ediyolarmış, onun hareketeymiş! lanoolum ben sen doğduğundan beri açıyorum müziği olmadı söylüyorum hadi dans edelim diye seni taciz ediyorum ama sen ancak bana "napıyo ya bu kadın?!" diye bakıyosun, öğretmeninin ne özelliği var ya? niye onunla şahane dans figürleri paylaşıyosun da bana anca kinayeli bakışlar atıyosun?!
bu aralar iki yaş canavarlığı nedeniyle istediği herşeyi bağırarak, ağlayarak olmadı mızırdanarak yaptırmaya çalışıyor beyfendi..dedik bunu da soralım okula..sormaz olaydık! öğretmenine hiç yapmıyormuş böyle şeyler..öğretmeni de bişey için tutturduğunda dikkatini dağıtın başka bişiye yönlendirin demiş..yahu ben de aynı şeyi yapıyorum! hemen başka bişiye dikkatini çekmeye çalışıyorum..ama yok adam takmıyo!
ya yok ya kesin başka bi formülleri var ama meslek sırrı falan diye bizimle paylaşmıyorlar! kesin ya kesin!! başka açıklaması yok!
adeta bir monet eseri!
17 Haziran 2015 Çarşamba
aa manyak!
sıpazorotti oğlum iki yaş sendromuna balıklama atladı! "senin iki yaş sendromun varsa benim 32 yaş sendromum var! sen arin kızılkansın kendine gel!" tehditlerim bi boka yaramıyor..pıfss..
geçen gün iki dakika bi pastanede yalnız kaldık..koccayı bekliyoruz..hangi akla hizmetse pastanenin kıç kadar bahçesine bir de süs havuzu yapmışlar..süs havuzu ama aslında mahallenin kedileri köpekleri için yalak..arin suyu gördümü oynamaya başlar..bununla da oynadı..başta çok ses etmedim ama adam abarttı oyunu tabii..klasik dikkatini başka yöne çekme, zararlı pastane ürünleri ile rüşvet verme, kucakta dolaştırma, halkın ortasında dans etme ve benzeri bir sürü deli saçması yöntemle havuzdan uzaklaştırmaya çalıştım ama nafile! üstü başı sırılsıklam! bi bağırış çığırış koptu tabii..pastanede ince sigarasını tüttürmekle meşgul olan yurdum kokoş teyzesi " aaaa niye ağlıyo bu kadar? bişeyi mi var?" diye soracak oldu.."yok" dedim "evde tembihliyorum sokakta bu şekilde takılıyor, tarzı bu!" kadın bana "aa manyak!" dercesine baktı ve kalktı..
oradan arinço'nun kreşindeki resim sergisine gidecektik, koccayla da orada buluşacaktık..güç bela pastane sahibi teyzenin üç çocuk büyütmüş engin tecrübelerinden de faydalanarak havuzdan uzaklaştık ve nihayet pastaneyi terk edebildik! yolda arin'i arada bir götürdüğümüz sakin bir park var, oraya uğradık ki ben çoğcumun sırılsıklam üstünü başını değiştirebileyim..park bomboştu tabii sabah sabah..ben tam oğlanın bodysini çıkardım parka 3-4 yaşlarında bi kız ve ananesi ya da babanesi olduğunu tahmin ettiğim bi kadın geldi..kız arin'i öyle cıbıldak görünce "niye çıplak? hani insanların arasında soyunulmazdı? ama üstünde hiçbir şey yok ki?" gibi sorularla ananesini/babanesi darladı, ananesi/babanesi de gözleriyle beni kınadı! kıza döndüm "üstü ıslandı ondan burada tişörtünü değiştirmek zorunda kaldık, yoksa elbette ki toplum içinde çıplak gezilmez, haklısın tatlım" dedim..içimdense "sanane len eşşek sıpası! yiğidin malı meydandadır mantığıyla büyütüyom ben çoğcumu! salıncağa falan binsene sen! utanmıyor musun eşşek kadar kadının eşşek kadar oğlunu eleştirmeye!" dedim..neyse kıza uyumlu yaklaşınca ananesinden/babanesinden aferin poyintlerini topladım çok şükür! ama sanırım asıl demek istediklerim bir miktar yüzüme yansımış olacak ki kadın bana "aa manyak!" dercesine baktı..
bu teribıl tu denilen meret çok fenaymış! yanımda yöremde sürekli itfaiye sireni gibi bi ses çıkaran arin var artık! iiiiyuuuuuuuvvvv!!!!!! sabahları işe gidişimi diil bütün apartman bence bütün site duyuyor!
uzmanlar bu dönemde siz de çocuğunuzla inatlaşmayın diyolar..zaten hiç bir zaman inadım inat dötüm iki kanat bi tip olmadım..ben genelde koy gözüne rahvan gitsincilerdenim ama etraftan gelen o bakışlar, o imalar, o laflar o kadar zorluyor ki beni hanfendi çizgimden çıkmaya! resmen dilim başka içim başka konuşuyo! ve bunu suratımdan anlayanların yüzünden "aa manyak!" ifadesi net okunuyor!
yazık yeaa bize koca kadın olduk küçücük bebenin elinde oyuncağız resmen..çok zor çoook.. ^.^
ama bi gülüyoooo...adasdafafasfghh.....
geçen gün iki dakika bi pastanede yalnız kaldık..koccayı bekliyoruz..hangi akla hizmetse pastanenin kıç kadar bahçesine bir de süs havuzu yapmışlar..süs havuzu ama aslında mahallenin kedileri köpekleri için yalak..arin suyu gördümü oynamaya başlar..bununla da oynadı..başta çok ses etmedim ama adam abarttı oyunu tabii..klasik dikkatini başka yöne çekme, zararlı pastane ürünleri ile rüşvet verme, kucakta dolaştırma, halkın ortasında dans etme ve benzeri bir sürü deli saçması yöntemle havuzdan uzaklaştırmaya çalıştım ama nafile! üstü başı sırılsıklam! bi bağırış çığırış koptu tabii..pastanede ince sigarasını tüttürmekle meşgul olan yurdum kokoş teyzesi " aaaa niye ağlıyo bu kadar? bişeyi mi var?" diye soracak oldu.."yok" dedim "evde tembihliyorum sokakta bu şekilde takılıyor, tarzı bu!" kadın bana "aa manyak!" dercesine baktı ve kalktı..
oradan arinço'nun kreşindeki resim sergisine gidecektik, koccayla da orada buluşacaktık..güç bela pastane sahibi teyzenin üç çocuk büyütmüş engin tecrübelerinden de faydalanarak havuzdan uzaklaştık ve nihayet pastaneyi terk edebildik! yolda arin'i arada bir götürdüğümüz sakin bir park var, oraya uğradık ki ben çoğcumun sırılsıklam üstünü başını değiştirebileyim..park bomboştu tabii sabah sabah..ben tam oğlanın bodysini çıkardım parka 3-4 yaşlarında bi kız ve ananesi ya da babanesi olduğunu tahmin ettiğim bi kadın geldi..kız arin'i öyle cıbıldak görünce "niye çıplak? hani insanların arasında soyunulmazdı? ama üstünde hiçbir şey yok ki?" gibi sorularla ananesini/babanesi darladı, ananesi/babanesi de gözleriyle beni kınadı! kıza döndüm "üstü ıslandı ondan burada tişörtünü değiştirmek zorunda kaldık, yoksa elbette ki toplum içinde çıplak gezilmez, haklısın tatlım" dedim..içimdense "sanane len eşşek sıpası! yiğidin malı meydandadır mantığıyla büyütüyom ben çoğcumu! salıncağa falan binsene sen! utanmıyor musun eşşek kadar kadının eşşek kadar oğlunu eleştirmeye!" dedim..neyse kıza uyumlu yaklaşınca ananesinden/babanesinden aferin poyintlerini topladım çok şükür! ama sanırım asıl demek istediklerim bir miktar yüzüme yansımış olacak ki kadın bana "aa manyak!" dercesine baktı..
bu teribıl tu denilen meret çok fenaymış! yanımda yöremde sürekli itfaiye sireni gibi bi ses çıkaran arin var artık! iiiiyuuuuuuuvvvv!!!!!! sabahları işe gidişimi diil bütün apartman bence bütün site duyuyor!
uzmanlar bu dönemde siz de çocuğunuzla inatlaşmayın diyolar..zaten hiç bir zaman inadım inat dötüm iki kanat bi tip olmadım..ben genelde koy gözüne rahvan gitsincilerdenim ama etraftan gelen o bakışlar, o imalar, o laflar o kadar zorluyor ki beni hanfendi çizgimden çıkmaya! resmen dilim başka içim başka konuşuyo! ve bunu suratımdan anlayanların yüzünden "aa manyak!" ifadesi net okunuyor!
yazık yeaa bize koca kadın olduk küçücük bebenin elinde oyuncağız resmen..çok zor çoook.. ^.^
ama bi gülüyoooo...adasdafafasfghh.....
Etiketler:
annelik,
arin,
iki yaş sendromu,
terrible two
8 Haziran 2015 Pazartesi
değişim başladı mı gerçekten?
ilkokulda yaşlarında falandım..artık o zamanki adı refah partisi miydi neydi işte malum zihniyet güzel bir oy oranı yakalamıştı seçimlerde..anneme ne zaman çarşaf giyeceğimizi sormuştum..o işler o kadar kolay değil demişti..takribi bir 20-25 senedir aynı korkuyla yaşıyoruz aslında biz bu ülkenin kadınları olarak, yediden yetmişe..haklarımızın hiç olacağı korkusu..bunu başka bir ülkenin kadınlarına anlatabilir miyiz bilmiyorum..
dün bir seçim oldu oğlum..sen doğduğundan beri üçüncü kez oy kullanmaya gittik..20 ayda üç seçim..ileri demokrasi bu mu, hani hep anlattıkları?
bu sefer sonuçlara çok da küfretmedim..dikta yıkıldı diyorlar ama ben daha da güçlenerek gelmesinden korkmuyor diilim..diktanın yıkılması için meclise girmesi olmazsa olmaz olarak diretilen parti de içime sinmiyor..
neyse siyasi analizler yapmayacağım..zaten herkes yapıyor bu aralar..sen daha bilmiyorsun arincim ama bu ülkede herkes siyaset bilimci, herkes ekonomist, herkes komplo teorisyeni! ben eksik kalayım boşver!
dün sadece düşündüm ki sorun lider değil bu ülkede sorun halk..biz kendi küçük dünyamızda yaşarken, şehrin nispeten medeni semtlerinde otururken, gezerken ve sosyal hesaplarımızda kendi istediklerimizi takip ederken herkesi biz gibi sanıyoruz..ama öyle değil oğlum..inan bana öyle değil..seni doğduğundan beri en güzel yerlere götürüyoruz, gittiğimiz doktorun bile medeni bir hastanede olmasına dikkat ediyoruz..sen daha halkı görmedin aslında, dilencileri görmedin, menfaat uğruna eğilip bükülenlerle tanışmadın, onlardan olmadığın için kimse seni ötekileştirmedi..daha bilmiyorsun oğlum hiçbir şey..ve seni kendi mutlu medeni dünyamızda tuttuğumuz sürece sen yeni türkiyeyi de pek fazla bilmeden büyüyeceksin! iyilik mi yapıyoruz kötülük mü inan ben de bilmiyorum! ama seni her türlü kötülükten, en çok da insanlardan gelecek kötülüklerden korumak istiyorum!
neyse konu dağılıyor bebeğim..dikta sona erdi gibi görünüyor..yani bir yanımız sevinç..ama yine de ölümü gördük sıtmaya razı olduk demekten kendimi alamıyorum..
peki umut var mı?
sen varken umut olmaz mı oğlum! bizim umudumuz siyasetçiler değil yavrum, bizim umudumuz sizsiniz! her annenin umudu çocuğudur!
seni çok seviyorum güzel oğlum benim, umudum, dünyam, geleceğim..
dün bir seçim oldu oğlum..sen doğduğundan beri üçüncü kez oy kullanmaya gittik..20 ayda üç seçim..ileri demokrasi bu mu, hani hep anlattıkları?
bu sefer sonuçlara çok da küfretmedim..dikta yıkıldı diyorlar ama ben daha da güçlenerek gelmesinden korkmuyor diilim..diktanın yıkılması için meclise girmesi olmazsa olmaz olarak diretilen parti de içime sinmiyor..
neyse siyasi analizler yapmayacağım..zaten herkes yapıyor bu aralar..sen daha bilmiyorsun arincim ama bu ülkede herkes siyaset bilimci, herkes ekonomist, herkes komplo teorisyeni! ben eksik kalayım boşver!
dün sadece düşündüm ki sorun lider değil bu ülkede sorun halk..biz kendi küçük dünyamızda yaşarken, şehrin nispeten medeni semtlerinde otururken, gezerken ve sosyal hesaplarımızda kendi istediklerimizi takip ederken herkesi biz gibi sanıyoruz..ama öyle değil oğlum..inan bana öyle değil..seni doğduğundan beri en güzel yerlere götürüyoruz, gittiğimiz doktorun bile medeni bir hastanede olmasına dikkat ediyoruz..sen daha halkı görmedin aslında, dilencileri görmedin, menfaat uğruna eğilip bükülenlerle tanışmadın, onlardan olmadığın için kimse seni ötekileştirmedi..daha bilmiyorsun oğlum hiçbir şey..ve seni kendi mutlu medeni dünyamızda tuttuğumuz sürece sen yeni türkiyeyi de pek fazla bilmeden büyüyeceksin! iyilik mi yapıyoruz kötülük mü inan ben de bilmiyorum! ama seni her türlü kötülükten, en çok da insanlardan gelecek kötülüklerden korumak istiyorum!
neyse konu dağılıyor bebeğim..dikta sona erdi gibi görünüyor..yani bir yanımız sevinç..ama yine de ölümü gördük sıtmaya razı olduk demekten kendimi alamıyorum..
peki umut var mı?
sen varken umut olmaz mı oğlum! bizim umudumuz siyasetçiler değil yavrum, bizim umudumuz sizsiniz! her annenin umudu çocuğudur!
seni çok seviyorum güzel oğlum benim, umudum, dünyam, geleceğim..
27 Mayıs 2015 Çarşamba
tamam mı devam mı?
arinovskiyi 18. ay kontrolüne götürdüğümüzde 2 yaşına kadar emzirme yanlısı olan doktoru "artık karar senin" dedi..arin kilo ve boy olarak biraz önde gidiyor ve yarım saatlik muayene sırasında tam 4 (yazıyla dört!) kere memeye saldırdı, sanırım doktor halime acıdı?!
doktor ziyaretinden bir ya da iki hafta sonra psikolog ziyaretimiz oldu..yine bir saatlik görüşme sırasında arin memeye birkaç kez meyledince psikolog hanım da bıraktırsanız artık demeye başladı..
psikologdan bir hafta sonra psikiyatrist görüşmemiz oldu..o da bıraktırın dedi..
araya not gireyim bütün bu kafa doktorlarına gitme sebebimiz meme bırakma falan değil, başka sebepler..başka bir yazıda anlatılacak sebepler..
neyse..ne diyordum..
arinço tam bir meme bağımlısı..sıkılırsa, üzülürse, sevinirse, kafası atarsa, ben işten gelirsem, gece tesadüfen uyanırsa, uyumadan önce, kucağıma alırsam, canı isterse, aklına düşerse, tesadüfen çıplak görürse, dekolte verirsem gibi bilumum sebeplerle emer..bazen uzuuun uzuuun bazen de iki fırt bitti!
neticede memeden kesmeyi düşünür oldum..
önce dışarda emzirmeyi kestim..eh yani kestim mi desem? tamam geçen gün kahvaltı yaparken arabaya kaçıp emzirdim, ama çok mıyırdandı be bilogcan..bi de ev ortamındaysak da emzirdim, e ama çok istedi..
tamam kabul! dışarda emzirmeyi tam olarak kesemedim!
şu anki durumumuz hala arin her istediğinde hooop açıveriyorum..bi iki kere reddetmeyi denedim, eh işte bir olduysa iki olmadı, yemedi..
gideyim aktardan sabırtaşı alayım, kesin çözümmüş diyorum ama ayaklarım gitmiyor valla..
bıraktırayım artık, ben de sıkıldım diyorum, bir daha böyle bir an yaşayamayacağım ki ben diyorum..
hem geceleri emerek uykuya dalıyo arin, o iş noooolacak?!
off cinsim de iyi çıktı ha süt de geliyo!
hem ya bana eskisi gibi gelmezse..kucağıma falan tırmanmazsa? uzaklaşırsa benden?
ama memeyle arasındaki ilişki de pek bi gereksiz, pek bi laçka oldu ya....
of yani bilogcan..kafa bimilyon!
ya bi sabah uyansak ve arinço "yemişim ulan memeyi! emmicem işte arkadaşşııııım!" dese! olmaz mı?
doktor ziyaretinden bir ya da iki hafta sonra psikolog ziyaretimiz oldu..yine bir saatlik görüşme sırasında arin memeye birkaç kez meyledince psikolog hanım da bıraktırsanız artık demeye başladı..
psikologdan bir hafta sonra psikiyatrist görüşmemiz oldu..o da bıraktırın dedi..
araya not gireyim bütün bu kafa doktorlarına gitme sebebimiz meme bırakma falan değil, başka sebepler..başka bir yazıda anlatılacak sebepler..
neyse..ne diyordum..
arinço tam bir meme bağımlısı..sıkılırsa, üzülürse, sevinirse, kafası atarsa, ben işten gelirsem, gece tesadüfen uyanırsa, uyumadan önce, kucağıma alırsam, canı isterse, aklına düşerse, tesadüfen çıplak görürse, dekolte verirsem gibi bilumum sebeplerle emer..bazen uzuuun uzuuun bazen de iki fırt bitti!
neticede memeden kesmeyi düşünür oldum..
önce dışarda emzirmeyi kestim..eh yani kestim mi desem? tamam geçen gün kahvaltı yaparken arabaya kaçıp emzirdim, ama çok mıyırdandı be bilogcan..bi de ev ortamındaysak da emzirdim, e ama çok istedi..
tamam kabul! dışarda emzirmeyi tam olarak kesemedim!
şu anki durumumuz hala arin her istediğinde hooop açıveriyorum..bi iki kere reddetmeyi denedim, eh işte bir olduysa iki olmadı, yemedi..
gideyim aktardan sabırtaşı alayım, kesin çözümmüş diyorum ama ayaklarım gitmiyor valla..
bıraktırayım artık, ben de sıkıldım diyorum, bir daha böyle bir an yaşayamayacağım ki ben diyorum..
hem geceleri emerek uykuya dalıyo arin, o iş noooolacak?!
off cinsim de iyi çıktı ha süt de geliyo!
hem ya bana eskisi gibi gelmezse..kucağıma falan tırmanmazsa? uzaklaşırsa benden?
ama memeyle arasındaki ilişki de pek bi gereksiz, pek bi laçka oldu ya....
of yani bilogcan..kafa bimilyon!
ya bi sabah uyansak ve arinço "yemişim ulan memeyi! emmicem işte arkadaşşııııım!" dese! olmaz mı?
Etiketler:
annelik,
emzirme,
emzirme sorunları,
kafamda deli sorular,
memeden kesme,
sütten kesme
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
