Sayfalar

16 Ocak 2013 Çarşamba

dekorasyon.

şimdi ben zibilyon tane blog okuyorum, okumaktan sana yazamıyorum blog düşün artık ne kadar zibilyon tane! evlerinden parça parça fotolar ekleyen bloggerlar var. arkadaşım bakıyorum herkesin evi bi soft renklerde, bemmmbeyaz çerçeveler, duvarlarda etaminler, tertemiz açık renk halılar, tabaklar çanaklar desen renk cümbüşü, yapılan en boktan yemek bile şahaser o tabaklarda, sonra milletin ev halleri de bi değişik. on numara ev kıyafetleri, pofidik terlikler, koltuklarda sanki öylesine atılmış gibi duran el örgüsü battaniyeler....ohoo neler de neler yani. sanki dekorasyon dergileri için yaratılmışlar.

benim evime bakıyorum. normal ve geneli siyah tabak çanaklar (renkli de var tabii ama ben günlüklerden bahsediyorum). normal ve artık üzerine oturmaktan şekilleri hafiften kaymaya başlamış koltuklar. 1.5 sene içinde değiştirilmeye kalkılan, rengi koyulaşmış ama özünde açık renk bi halı (pis diiliz yıkatıyoz tabii ki ama bi ömrü var halının da!).

ama eve gidince huzur buluyorum. girer girmez spor ayakkabılarımızı görüyorum mesela hemen girişte. kaldırmaya fırsatımız olmamış ya da erinmişiz. :) sehpanın üzerindeki örtü kaymış oluyo mesela ya da bi çakmak vs. oluyor, gece geç gitmişiz demek ki yatağa,kaldırmaya erinmişiz :) koltuğun üstünde darma duman bi battaniye görüyorum mesela. demek ki ben uyuyakalmışım orada ve kocam üstümü örtmüş. :) mutfağa geçiyorum mesela, tezgahın üstünde tabak ve portakal kabukları var. sabah bırakmışız toplama işini :) yatak odasına gidiyorum, şifonyerin üzeri karman çorman, ben sabah uygun takı aramışım kendime, şifonyerin üzerinde bi saat ve alyans var, kocam eve gelmiş! :) banyoya bakıyorum. aynanın önü karışık, her gün kullandığımız rutin bakım ürünleri var çünkü. :)

evet bizim evimiz her zaman derli toplu, dekorasyon dergilerine pozlar verecek durumda olmuyor.. zaten yeni mor perdelerimden sonra soft renklere de sahip değil. :) ama yaşanmış bi ev. her yerde bizim izimizin olduğu bi ev. sıcak bi ev! seviyorum böle olmasını..

28 Aralık 2012 Cuma

satıyoruuuuum saaaattımmmm....

haftanın 5 günü 8 saat mesai + 4 saat yol derken 12 saatimi para kazanmak için satıyorum..

arada kalanlarla yaşamaya çalışıyoruz çok şükür.........

13 Aralık 2012 Perşembe

senden benden bizden!

nedir bu cupcake manyaklığı yahu?! hangi blogu okusam bi cupcake hayranlığı annamadım valla..tek atımlık kek alt tarafı abartmayın bu kadar....

anne - çocuk - bebek bloglarına takıldım kaldım bu aralar..o kadar çok 1 yaş partisi gördüm ki anlatamam....temalar farklı ama geri kalan herşey aynı..sadece süslerin renkleri değişiyor ama şekil şemal yapılan yiyecekler bile aynı! yine de hepsi öle güzeller ki.....hormonlarım çıldırmıştı zaten ama bunları gördükçe coştu coştu!

çocuk işini kafamda evirip çeviriyorum hadi itiraf edim..amaa bu kilolarla hamile kalmak istemiyorum..göbeğimin şiştiğini bile anlamam artık sen düşün blog..kilo vermeye de öle pek çabalamıyorum..ayy neyse nee daraldım!

işyerinde bi mucize oldu..herşey yolunda..ne bilim sıkıntı falan yok..kıçını kaşı dilini ısır tahtalara vur!

21 aralıkta kıyamet kopar mı acaba? hayır kopacaksa ona göre yapacaklarım var..şu an aklıma gelmiyo ama var bişiler..gerçekten!

kopmazsa bile buna inanan 20 milyon kusur kişi varmış..yani kıyamet kopmasa bile bunlar galeyana gelip bişiler yaparlar ben diim sana blog..

bugün annemle yaptğım telefon görüşmesinden sonra iyice anladım ki benim çoook gerizekalı şuursuz gereksiz bir takım 1. sınıf akrabalarım var..evlerden ırak!

bi yerlere gidesim var ama nerelere bilmiyorum..yaz gelse keşke ama daha kış yeni geldi..sahi kış geldi mi? ben hala üşümüyorum! kanım kaynıyo sanırım blog!

acaba bizim çocuk neye benzer?

11'i kocamın doğumgünüydü..çulsuzum blog hediye mediye hak getire..zaten alabileceğim herşeyi kendisi aldı bana pek seçenek de bırakmadı..neyse havalar düzelsin çekecem bi kıyak kendilerine..

annem on numero bi pasta yaptı damadına! yay!

bu arada ben pek yemek yapamıyorum biliyo musun blog? yani sorun sadece vakitsizlik diil beceremiyorum da..

kocamı özledim..

annemleri de bi haftayı geçkindir görmüyorum onları da özledim..

kardeşimi çook özledim..

mesai bitişini fena özledim!

ben bu abuk subuk postu bitirim en iyisi!

bitti!

7 Aralık 2012 Cuma

iç döküş....

sabah 07:30da evden çıkıyorum..09:00 işbaşı..18:00da işten çıkıyorum..en erken 19:30 evde oluş..

ayaklarımı uzatıp yatasım geliyor ama namümkün..yemek - mutfak temizliği saat oldu 21:00..

nası bi uyku hali anlatamam..o yol beni nası yoruyo, işte beynim bazen nası patlayacak gibi oluyo anlatamam..tek isteğim ayaklarımı uzatmak..

ama yapılması gereken işler var..ve ben çoğu zaman sallayabiliyorum bunları..sonrası da hoooop huzursuzluk..

haftasonunu iple çekiyorum..günlerden biri muhakkak temizlik, ütü, vs. benim bi yardımcım yok..ne temizliğe ne ütüye ne de yemeğe..annem bile yardım etmiyo..istesem eder ama onun da kendi evi, yapması gerekenler var..

acaba herkesin bi yardımcısı mı var? ya da yoksa nası yetişiyorlar? ben kendimi o kadar yorgun hissediyorum ki yorgunluktan ağlayasım geliyor..

şimdi bunu kocam okusa der ki "sanki hergün iş yapıyosun"..

bilmem belki haklı belki de değil..

ben anlatamıyorum ki..yapmaya çalışıyorum..

yok ben şu an bile yazarak anlatamıyorum..

yorgunum ben ya gerçekten..sorumluluklarımı yapamamak beni yoruyor, üzüyor..yapmaya çalışınca kendimi ifade edememek, bunların artık benim olağan görevlerim olması.....kimseden yardım almamak..isteyememek, istemeyi bilmemek..

ne bilim ben ya........

28 Kasım 2012 Çarşamba

biz bu aralar naaptık?

hiç bir şey yap ma dık!

yeni bi yer görmedik..yeni bişi denemedik..bol bol yürüdük evimizin oralarda..tembellik yaptık..iddaa oynadık tutturamadık..geyik yaptık..ailelerimizi gördük..simit yedik..uyduruk bi pasta yaptım yemeğe çalıştık..işe gittik..eve geldik..uyuduk..uyandık..yaşadık işte.....

20 Kasım 2012 Salı

evlilik.....aşk.....öldürmez! süründürür!

"evlilik aşkı öldürüyor güzelim
ayayayaay!"

böle bi şarkı vardı hatırlıyor musunuz? ferda anıl yarkın sölüyodu galiba..

işte o büyük sırrı ben açıklıyorum! evlilik aşkı öldürmez! süründürür!

birbirinizin en iğrenç hallerini görerek birbirinize aşık olmaya devam edersiniz. ilk günler gösterdiğiniz azami dikkat daha sonra yavaştan azalmaya başlar..tuvaletten gelen sesleri umursamamaya çalışırsınız, kirli sepetindeki çamaşırlardaki kirleri görmezden gelirsiniz, uyandığınızdaki o iğrenç saç modelinizle artık onbeş dakikadan fazla vakit geçiriyorsunuzdur vs. vs.

ne komik aslında..evlenmeden önce sizi ennnn güzel, ennnn bakımlı, ennnnn ennnn ennn hallerinizle gören adam / kadın bi anda sizi her halinizle görmeye başlıyor..onun gözünde bi androidken bi anda insana dönüşüyorsunuz adeta.. :)

gökyüzünden yeryüzüne inişinizi adım adım görmenize rağmen hala birbirinize baktıkça içiniz eriyebiliyorsa evlilik aşkı öldürmüyor kardeşim! süründürüyor hatta sürdürüyor! :)