Sayfalar

26 Ekim 2015 Pazartesi

düdük 2 yaşında!

Allah'ım daha ben elimde test şaşkın şaşkın baktığım sabahı hatırlıyorum, ne ara iki oldu bu çocuk?!

çok şükür sağlıkla büyüyor benim küçük adamım..

konuşma yok hala, taklit etmeye çalışıyor ama doğaçlama yaptığında pek anlamıyoruz ne dediğini :) boyu 93 cm olmuş, kilosu 15.300..kocaman bir çocuk oldu sanki..çok şükür bin şükür..

doğumgününü dışarda yaptık arinço'nun..ama adam kafenin kapısından girmedi, bütüüün gün dışarda dolaştı! o yüzden yine düzgün fotoğraflar yok..kısmet napalım..

çok kalabalıktı, ne çok seveni varmış yer cücesinin meğer..çok şükür :)

anlatacak pek bir şey yok..büyüyor..büyüdükçe ballanıyor..biz de büyüyoruz onunla..bakın iki olduk bile!

Allah uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür versin oğluma..hayatta herşey gönlünce olsun..

arin, çok seviyorum seni balböceğim! güzel yavrum, dünyammmmm!!!!!!!! iyi ki doğdun! iyi benim oğlum olarak doğdun! sen varsın ya, bu dünya o yüzden çook güzel, bu dünya o yüzden cennet! ömrüm benim, küçük sevgilim! beraber uzun yıllarımız olsun ve ben hep sana olan aşkımdan, sevgimden kafayı yiyeyim yıllarca! :) canımsın benim, canımın taaa içisin, canımın ta kendisisin! çok çok çooook seviyorum seni!!!!
 

2 Ekim 2015 Cuma

emzirme haftası şenliklerle kutlanıyor!

yine bir emzirme haftasına geldik bilogcan. tüm yurtta ve dış temsilciliklerde anneler arasında şenliklerle kutlanıyor. beni pek ırgalamıyor artık zira emzirme defterini kapatmış bir anneyim.

farkındalık oluşması açısından böyle bir haftanın varlığı tabii ki güzel, gerçi herşeyin bir haftası var emzirmenin neden olmasın değil mi ama?!

yalnız haftayı kutlama biçimleri şahane!

gazete bir takım manken ve sosyetik ablaların fotoğraflarını gördüm, "onlar emzirdi siz de emzirin" diye de başlık atmışlar.

ne demek istemişler olabilir?

"bak, onların kocaları zengin, etrafları dolgun hatlı kadınlarla dolu ve onlar memelerinin göbeklerine kadar sarkma ihtimali olmasına rağmen yine de emzirdi, büyük risk! sen kim oluyorsun da orta direk halinle emzirmiyorsun?" mu demek istediler?

"bak, cumhuriyet tarihi boyunca alanında çok başarılı bir çok kadın var ama sen tuttun onlar yerine bu ablaları kendine rol model seçtin, bak onlar emzirmiş emzirmemek senin ne haddine?!" mi demek istediler?

"bak, bunların 7/24 yardımcıları var, çocuklarının boklu bezini bile çöpe kendileri atmıyorlar, doğumdan sonra da zaten bir anda aldıkları 45 kiloyu verebildiler yani insan değiller sen bu fani halinle onlar emzirirken emzirmemekten utanmıyor musun?" mu demek istediler?

ne salak bir reklam!

bir de meşhur soşıl selebriti annelerin etkinliği var. emzirme haftasını mama firmasının davetiyle kutladılar!

hoop gitti kafa!

mama firması lan! adamlar emzirme diye gözünün içine bakıyorlar sen onlarla bu haftayı kutluyorsun. valla kimin aklına geldiyse bu organizasyon tebrik ediyorum. :)

emzirmenin ilahlaştırılmasına karşıyım. bir tercihtir emzirme, bazen zorunlu bazen de keyfi ve kimse kimseyi emzirmediği ya da çok uzun emzirdiği için suçlayamaz. kimse kimsenin anneliğini bununla yargılayamaz.

şu an hamile olan ve bu konuda endişeleri olan kişilere tek diyeceğim;

arkadaşım sen şu an insan yapıyorsun. farkında mısın? dünyanın en güzel insanı içinde gün be gün büyüyor. varlığını öğrendiğin andan itibaren deli gibi fedakarlık yapmaya başladın zaten. en basiti miden senin sandığın yerde değil, iç organlarının yerinin değişmesini göze aldın karnında ona yer açmak için! emzirmek mi seni anne yapacak sanıyorsun? o senin rahmine tutunduğundan beri annesin sen. boşver süt gelir mi gelmez mi, dünyanın sonu değil. gelirse emzirirsin, gelirse ve emzirmek istemezsen de emzirmezsin, kimsenin buna karışmaya hakkı yok! kendi vücudunda bir insan büyütüyor olman zaten mucizenin ta kendisi. öperim göbeğinden!

29 Eylül 2015 Salı

büyüyor..

açtım yeni yayını öyle boş boş bakıyorum..yazacak hem çok şey var gibi hem de hiç bişi yok gibi..

arin kreşe yarım gün gitmeye başladı. sabah 8e doğru bırakıyorum öğlen 1de ananesi ya da babannesi alıyor. zor alıştı aslında ama alıştı gibi. sanırım alma saatine doğru uykusu geliyor, biraz huysuzlaşıyormuş. ama evdeyken bir buçuk ikiden önce uyumuyor. yoruluyor herhalde. bir ara yemek yemiyor diye bence şikayet, kreş dilinde ise geribildirim geldi. en sonunda aradım kreşi, dedim "yemiyorsa zorlamayın, tutup da size benim çocuğumu aç bıraktınız diye çemkirecek değilim." ama konuşmanın devamında öğrendim ki 8.30 gibi kahvaltı ediyorlarmış ve kahvaltısını çook güzel yapıyormuş, bir saat sonra falan da süt istiyormuş bir de süt içiyormuş üstüne. e dedim bu durumda 12 -12.30da yemek yemek istememesi normal, arin evdeyken de öğle yemeğini atlayabiliyor, uyku sonrasına kalabiliyor..neyse anlaştık çok şükür!

bunların dışında bir değişiklikler var arin'de..bildiğin büyüdü bilogcan! avanak avni gibi konuşuyor hala..al şunu, ver şunu, al anne, şu şu şuu en çok kullandığı kelimeler. sevgi böceği resmen. üzerimize atlıyor, bizimle boğuşmak istiyor. bizim yatağa tırmanıp iki seksen yatıyor ki boğuşalım onunla :) koltuğa çıkıyor ve arkasına atlıyor, ki bu hiiiiç keyifli değil, kıracak kafasını! mama sandalyesine oturmak istemiyor, normal sandalyeye oturmak istiyor. yemeğini kendi yemek istiyor ama önce yemeğini çatala takıyor, sonra çataldakini eline alıp ağzına atıyor :) sandalyeyi konsolun önüne çekip önce sandalyeye sonra da konsola tırmanıyor (sebep sonuç ilişkisi on numero!)

çok hareketli. ciddi çok hareketli! koltuk tepelerinde geziyor. tam bir erkek çocuğu işte. bir de eskiden yemesi için eline bir şey verdiğimde dolaşarak yerdi, şimdi oturuyor bir yere öyle yiyor. tost çok seviyor. tezgahtan kurabiye kavanozunu kendi alıyor, kapağını açıp tezgaha bırakıyor ve gidip salonda kavanozdan kurabiye yiyor :) ay bir dondurma yiyişi var, bittikten sonra suratını şöyle bir yalasan sen de yemiş olursun bilogcan! :) çok pis yemek yiyor ama çok eğleniyor :)

bir de, yürürken elimizi tutuyor!

8 Eylül 2015 Salı

7 hazirandan beri her gün şehit haberi geliyor..bir şehit iki şehit beş şehit..16 şehit..oysa 1 de çok büyük bir sayı, söz konusu insan hayatı olunca....

arin benim oğlum..canım kanım ömrüm dünyam herşeyim..vatanım..vermem oğlumu size! vermem!! elimden gelse bu memleketin hiç bir evladını vermem size! bu savaş bizim değil! bu savaş haksız! bu savaş namussuz! bu savaş bir insanın hırsına hizmet ediyor!

başlarım hırsınıza, sarayınıza, dört yüzünüze, koltuğunuza! alın be hepsi sizin olsun! hiç biri bu vatanın tek bir evladından kıymetli değil!

çekin ellerinizi evlatlarımızın üzerinden!

26 Ağustos 2015 Çarşamba

nasıl zayıflayamadım?

nasıl zayıfladım başlıkları deli gibi ilgi çekiyor..hele bir de doğum sonrası zayıflamaysa söz konusu olan of of off diyorum..

bu yazılarda tespitlerim şu şekilde..aslında tek bir tespitim var: doğum öncesinde zayıf bir insansanız doğurduktan sonra da zayıflıyorsunuz!

amaa benim gibi kilolu hamile kalmışsanız geçmiş ola! o_O

şimdi burada tabii ki de şu kadar kilo hamile kaldım, şu kadar kilo doğurdum şimdi de şu kadar kiloyum yazmicam! şu an kilomu sadece ben biliyorum ve inan bilogcan merak edilecek bir tarafı yok, çok sevimsiz..

dediğim gibi ben zaten kilolu hamile kaldım..üzerine de kilo aldım dolayısıyla..en son doktorda tartıldığımdan beş gün sonra doğum yaptım..hani doğum yapınca bebekti, suyuydu, ödemdi falan derken insanlar 7-8 kilo veriyorlarmış ya, yalan! eve gelir gelmez ilk iş tartıya çıktım ve sadece 4 kilo eksilmiştim..zaten arin 4 kilo doğmuştu! kesin içimde suyunu muyunu unuttular!!

ilk iki- üç hafta artık epiduralden mi yoksa uykusuzluktan mı yoksa şuursuzluktan mı bilmem bir iştahsızlık geldi bana..kaç kilo verdim ya da verdim mi hatırlamıyorum ama göbeğim falan gayet düz görünüyordu, doğum öncesi kıyafetlerime girebiliyordum..sadece iğrenç sarkık ve çatlak bir göbeğim vardı..sonra yavaş yavaş 8 kilo daha verdim..sonra yine aldım 3-5 bişiler, yine verdim..emziriyordum ve deli gibi açtım!

şu anki durum şu: arin'e hamile kaldığım kilodan 1 kilo fazlayım..yani artık "doğurdum ulen ben" bahanem yok, mis gibi kendi kilolarımla, yağlarımla başbaşayım!

yani diyorum ki, doğum kiloları gidiyor, eninde sonunda gidiyor..o yüzden hamilelikten önce zayıfsan doğumdan sonra da zayıf oluyorsun..artık çocuktan sonra kilo aldım diyenlere inanmıyorum..sarktım de, çatladım de, yaşlandım de ama kilo aldım deme, çünkü gidiyo anacım o kilolar..

şu an 20 kilo fazlam var..insanlara göre 10 kilo..koccaya göre 20-25 kilo..bana göre doğum kiloma geri dönsem keşke!

emzirme bitti, en büyük bahanem de elimden alındı böylece..zaman diyet zamanı..tabii ki her gün diyete başlıyorum ama öğlene doğru yalan oluyor benim diyetler..bi kere abur cubur seviyorum ve light kola bağımlısıyım..bir kaç ciddi diyet denemem de oldu, abur cubur yemedim, karbonhidrat yemedim, gazlı içecek içmedim vs. ve yine de belirgin bir kilo eksilmesi olmadı..tiroid problemim de var..o nedenle hazır emzirme de bitti en kısa sürede doktora tahlile gideceğim, bakalım belki var bişi kilo vermemi engelliyor..ama yoksa son bahanem de elimden alınacak demektir!

yazının başlığındaki sorunun cevabına gelirsek..cevap basit: homini gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak!

14 Ağustos 2015 Cuma

keşke..belki..

hani çocuk yetiştirme ile ilgili her şey neden annelerden soruluyor babalar da işin içinde olmalı falan diyorlar ya, haklılar..

ama ilk cümle bu olunca ben anlatmak istediğim şeye başlayamıyorum ki!

babaların işin içinde olması gerektiği bizim nesil annelerin ortaya çıkardığı bir mevzu..bizim bir - iki nesil üstümüzde çocuk yetiştirme ve baba kelimeleri bir araya gelmiyor..

bence eskiden kadınlar ev işlerine, temizliğe, yemeğe, evin erine ve onun ailesine hizmete falan bu kadar gömülmeselermiş şimdi çok daha iyi bir insanlık olurmuş..keşke geçmişte de kadınlar çocuktan sonra aslında en önemli işlerinin "çocuk" olduğunu kabul etselermiş..keşke erkekler kadınların üstlerine bin tane iş yüklemeselermiş..keşke bizim nesil de bu anlayışın az da olsa kırıntılarıyla büyümemiş olsaymış ve böyle arada kalmasaymış..

keşke keşke keşkeeee......

ama artık çevremdeki yeni annelere bakıyorum da akıllandık sanki..evet hala kendimizi paralıyoruz çocuğu, kocayı ve evi idare edelim diye..ama bir farkındalığımız da var artık..babadan yardım istemeyi öğrendik mesela..hayatın müşterek olduğunu kabul ettirdik er kişilere..

bazen etraftaki kötü insanlara bakıyorum..kötülük yapanlara, zarar verenlere..ve gerçekten acaba bizim bir - iki nesil öncemiz olan annelere çocuk dışında bu kadar çok sorumluluk yüklenmeseydi, rahat rahat çocuklarını yetiştirselerdi, çocuklarının sorunlarını fark edecek vakitleri ve ilgileri olsaydı, akşama ne yemek pişiricem derdinden çok "ne oyun oynasak?" diye düşünselerdi, çocuk ne anlar demeyip onunla sohbet etmeyi deneselerdi, temizlik temizlik temizlik diye yırtınmayıp biraz da kirletmeye tahammülleri olsaydı.. yani adam gibi, kesintiye uğramadan, kafalarına başka sorumluluklar dan dan vurulmadan çocuklarıyla ilgilenselerdi daha mı iyi olurdu şimdi insanlar? daha mutlu, huzurlu, problemsiz, vicdanlı bir nesil yetiştirebilirler miydi acaba?

hani diyorlar ya "ben olamadım oğlum/kızım olsun" ya da "ben yapamadım oğlum/kızım yapsın"; keşke yapsaymışsınız, olsaymışsınız ya..belki o zaman gereksiz ana baba hırsları olmadan büyütecektiniz çocuğunuzu..belki insanlık düzelecekti..

üf sıkıldım keşke ve belkilerden..

bizim çocuklarımıza "keşke" ve "belki"siz bir dünya bırakmak çok zor..aldığımız miras belli..

biraz umutsuz gibi oldu son cümle ama aslında umutsuz değilim..sadece sinir oluyorum toplumun saçma kurallarının ve rolllerinin bu kadar çok insanı etkilemesine..

zaten tam toparlayamadım da konuyu ama sen beni anlamışsındır bilogcan..

10 Ağustos 2015 Pazartesi

çocukla tatil..çocuksuz tatil..

Allah'ım hepi topu 10 gün tatile gittim ve hem çocuklu hem çocuksuz hem de ebeveynli tatili tecrübe ettim..dar alanda paslaşan özel sektör çalışanı dramıdır bu!

tatilde bodrum'a annemle babamın yanına gittik..klasik ev tatiliydi..ya ben hep çocuklu ailelerden ev tatilinin ennnnn güzeli olduğunu duyardım, nasıl yalanmış be! bari tatildeyken ne yicek diye düşünmesem dedim mesela, gözümün önünden açık büfeler geçti.. ondan sonra sabahın 7sinde kalkan oğlumu denize götürebilmek için araba süren birisinin uyanmasını, ayılmasını ve kahvaltısını beklemeyeyim istedim, ah havuz olaydı dedim.. ne bileyim ya akşam yorgunluktan mayışıp evde takılacağımıza restorana inme bahanesiyle süslenip püsleneyim istedim..seneye herşey dahil bir otele gircem ve bir hafta önce de kimse beni çıkaramaz! o_O

çocuklu tatil nasıldı peki? yeaanii.....ege denizi önünde uzanmışken, masada patates kızartması ve muhtelif içecekler dururken, gölgede hafif bir meltem eserken sen 40 derece güneş altında, her bir yerinden ter atarak, toz toprak içinde otoparkta arabaları incelemek isteyen çocuğunun peşinde koşmak istersen çok güzel..ya da tekneden kendini çivileme atlamak suretiyle buz gibi turkuaz ege sularına atmışken çocuğunun "annem yok" ağlaması nedeniyle aynı hızla sudan çıkmak istersen tadından yenmez..ya da denizden dönüşte mayışmış oturmak isterken çocuğunla birlikte bahçe kapısını açıp kapatmak istersen, verandanın merdivenlerinden in çık yapmak istersen enfes.. :)

daha birçok örneğimiz var böyle..merhaba terrıbıl tu! :) arin denize girmek istemedi çünkü deniz gerçekten soğuktu..bir tek son gün girdi ve çıkmamacasına girdi! eşşek kafalı oğlum benim :)

çok şikayet eder gibi oldu bu yazı ama çook da güzeldi be bilogcan..bi kere özgürdü..kocaman bir bahçe içinde annemlerin evi..dilediği gibi dolandı orada..bir iki peşinden koşmayı sorun etmeyeyim artık ben de :) yeme içme konularında hiç sorun çıkarmadı..bizi tek zorlayan (ya da beni) arin'in araba merakı oldu..sürekli gittiğimiz yerlerde otoparka kaçtı..arabaları incelemek istedi.."şumayer" olmasını bekliyoruz ailecek ne diyeyim! ^.^

peki ya çocuksuz tatil? arin'i iki gece anane dedeye emanet edip koccayla muğla dalyan'a kaçtık..cennete..bir de kendimizi göcek sularına attık..denize girdiğim her koyda arin de burada yüzseydi dedim, umarım onunla da gideriz..pek çocuksuz değildik aslında, dilimizde hep arin vardı..zaten ikinci günün sabahı kahvaltıdan hemen sonra ayaklarımız mabadımıza vura vura bastık bodrum'a geri..nasıl özlemişiiiiiz.....

anlatacak romantik hikaylerim falan yok valla..koccayla başbaşa kalmayı çok özlemişim..ama aynı zamanda uyku ve televizyonu da özlemişiz! evet amaçsızca tv izledik! ve uyuduk!

ay bi de çılgın bodrum biiiiçlerinde elinde kova kürek yanında çocuk olmadan kumdan kale yapmaya çalışan dana kadar kadın bendim!