açtım yeni yayını öyle boş boş bakıyorum..yazacak hem çok şey var gibi hem de hiç bişi yok gibi..
arin kreşe yarım gün gitmeye başladı. sabah 8e doğru bırakıyorum öğlen 1de ananesi ya da babannesi alıyor. zor alıştı aslında ama alıştı gibi. sanırım alma saatine doğru uykusu geliyor, biraz huysuzlaşıyormuş. ama evdeyken bir buçuk ikiden önce uyumuyor. yoruluyor herhalde. bir ara yemek yemiyor diye bence şikayet, kreş dilinde ise geribildirim geldi. en sonunda aradım kreşi, dedim "yemiyorsa zorlamayın, tutup da size benim çocuğumu aç bıraktınız diye çemkirecek değilim." ama konuşmanın devamında öğrendim ki 8.30 gibi kahvaltı ediyorlarmış ve kahvaltısını çook güzel yapıyormuş, bir saat sonra falan da süt istiyormuş bir de süt içiyormuş üstüne. e dedim bu durumda 12 -12.30da yemek yemek istememesi normal, arin evdeyken de öğle yemeğini atlayabiliyor, uyku sonrasına kalabiliyor..neyse anlaştık çok şükür!
bunların dışında bir değişiklikler var arin'de..bildiğin büyüdü bilogcan! avanak avni gibi konuşuyor hala..al şunu, ver şunu, al anne, şu şu şuu en çok kullandığı kelimeler. sevgi böceği resmen. üzerimize atlıyor, bizimle boğuşmak istiyor. bizim yatağa tırmanıp iki seksen yatıyor ki boğuşalım onunla :) koltuğa çıkıyor ve arkasına atlıyor, ki bu hiiiiç keyifli değil, kıracak kafasını! mama sandalyesine oturmak istemiyor, normal sandalyeye oturmak istiyor. yemeğini kendi yemek istiyor ama önce yemeğini çatala takıyor, sonra çataldakini eline alıp ağzına atıyor :) sandalyeyi konsolun önüne çekip önce sandalyeye sonra da konsola tırmanıyor (sebep sonuç ilişkisi on numero!)
çok hareketli. ciddi çok hareketli! koltuk tepelerinde geziyor. tam bir erkek çocuğu işte. bir de eskiden yemesi için eline bir şey verdiğimde dolaşarak yerdi, şimdi oturuyor bir yere öyle yiyor. tost çok seviyor. tezgahtan kurabiye kavanozunu kendi alıyor, kapağını açıp tezgaha bırakıyor ve gidip salonda kavanozdan kurabiye yiyor :) ay bir dondurma yiyişi var, bittikten sonra suratını şöyle bir yalasan sen de yemiş olursun bilogcan! :) çok pis yemek yiyor ama çok eğleniyor :)
bir de, yürürken elimizi tutuyor!
8 Eylül 2015 Salı
7 hazirandan beri her gün şehit haberi geliyor..bir şehit iki şehit beş şehit..16 şehit..oysa 1 de çok büyük bir sayı, söz konusu insan hayatı olunca....
arin benim oğlum..canım kanım ömrüm dünyam herşeyim..vatanım..vermem oğlumu size! vermem!! elimden gelse bu memleketin hiç bir evladını vermem size! bu savaş bizim değil! bu savaş haksız! bu savaş namussuz! bu savaş bir insanın hırsına hizmet ediyor!
başlarım hırsınıza, sarayınıza, dört yüzünüze, koltuğunuza! alın be hepsi sizin olsun! hiç biri bu vatanın tek bir evladından kıymetli değil!
çekin ellerinizi evlatlarımızın üzerinden!
arin benim oğlum..canım kanım ömrüm dünyam herşeyim..vatanım..vermem oğlumu size! vermem!! elimden gelse bu memleketin hiç bir evladını vermem size! bu savaş bizim değil! bu savaş haksız! bu savaş namussuz! bu savaş bir insanın hırsına hizmet ediyor!
başlarım hırsınıza, sarayınıza, dört yüzünüze, koltuğunuza! alın be hepsi sizin olsun! hiç biri bu vatanın tek bir evladından kıymetli değil!
çekin ellerinizi evlatlarımızın üzerinden!
26 Ağustos 2015 Çarşamba
nasıl zayıflayamadım?
nasıl zayıfladım başlıkları deli gibi ilgi çekiyor..hele bir de doğum sonrası zayıflamaysa söz konusu olan of of off diyorum..
bu yazılarda tespitlerim şu şekilde..aslında tek bir tespitim var: doğum öncesinde zayıf bir insansanız doğurduktan sonra da zayıflıyorsunuz!
amaa benim gibi kilolu hamile kalmışsanız geçmiş ola! o_O
şimdi burada tabii ki de şu kadar kilo hamile kaldım, şu kadar kilo doğurdum şimdi de şu kadar kiloyum yazmicam! şu an kilomu sadece ben biliyorum ve inan bilogcan merak edilecek bir tarafı yok, çok sevimsiz..
dediğim gibi ben zaten kilolu hamile kaldım..üzerine de kilo aldım dolayısıyla..en son doktorda tartıldığımdan beş gün sonra doğum yaptım..hani doğum yapınca bebekti, suyuydu, ödemdi falan derken insanlar 7-8 kilo veriyorlarmış ya, yalan! eve gelir gelmez ilk iş tartıya çıktım ve sadece 4 kilo eksilmiştim..zaten arin 4 kilo doğmuştu! kesin içimde suyunu muyunu unuttular!!
ilk iki- üç hafta artık epiduralden mi yoksa uykusuzluktan mı yoksa şuursuzluktan mı bilmem bir iştahsızlık geldi bana..kaç kilo verdim ya da verdim mi hatırlamıyorum ama göbeğim falan gayet düz görünüyordu, doğum öncesi kıyafetlerime girebiliyordum..sadece iğrenç sarkık ve çatlak bir göbeğim vardı..sonra yavaş yavaş 8 kilo daha verdim..sonra yine aldım 3-5 bişiler, yine verdim..emziriyordum ve deli gibi açtım!
şu anki durum şu: arin'e hamile kaldığım kilodan 1 kilo fazlayım..yani artık "doğurdum ulen ben" bahanem yok, mis gibi kendi kilolarımla, yağlarımla başbaşayım!
yani diyorum ki, doğum kiloları gidiyor, eninde sonunda gidiyor..o yüzden hamilelikten önce zayıfsan doğumdan sonra da zayıf oluyorsun..artık çocuktan sonra kilo aldım diyenlere inanmıyorum..sarktım de, çatladım de, yaşlandım de ama kilo aldım deme, çünkü gidiyo anacım o kilolar..
şu an 20 kilo fazlam var..insanlara göre 10 kilo..koccaya göre 20-25 kilo..bana göre doğum kiloma geri dönsem keşke!
emzirme bitti, en büyük bahanem de elimden alındı böylece..zaman diyet zamanı..tabii ki her gün diyete başlıyorum ama öğlene doğru yalan oluyor benim diyetler..bi kere abur cubur seviyorum ve light kola bağımlısıyım..bir kaç ciddi diyet denemem de oldu, abur cubur yemedim, karbonhidrat yemedim, gazlı içecek içmedim vs. ve yine de belirgin bir kilo eksilmesi olmadı..tiroid problemim de var..o nedenle hazır emzirme de bitti en kısa sürede doktora tahlile gideceğim, bakalım belki var bişi kilo vermemi engelliyor..ama yoksa son bahanem de elimden alınacak demektir!
yazının başlığındaki sorunun cevabına gelirsek..cevap basit: homini gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak!
bu yazılarda tespitlerim şu şekilde..aslında tek bir tespitim var: doğum öncesinde zayıf bir insansanız doğurduktan sonra da zayıflıyorsunuz!
amaa benim gibi kilolu hamile kalmışsanız geçmiş ola! o_O
şimdi burada tabii ki de şu kadar kilo hamile kaldım, şu kadar kilo doğurdum şimdi de şu kadar kiloyum yazmicam! şu an kilomu sadece ben biliyorum ve inan bilogcan merak edilecek bir tarafı yok, çok sevimsiz..
dediğim gibi ben zaten kilolu hamile kaldım..üzerine de kilo aldım dolayısıyla..en son doktorda tartıldığımdan beş gün sonra doğum yaptım..hani doğum yapınca bebekti, suyuydu, ödemdi falan derken insanlar 7-8 kilo veriyorlarmış ya, yalan! eve gelir gelmez ilk iş tartıya çıktım ve sadece 4 kilo eksilmiştim..zaten arin 4 kilo doğmuştu! kesin içimde suyunu muyunu unuttular!!
ilk iki- üç hafta artık epiduralden mi yoksa uykusuzluktan mı yoksa şuursuzluktan mı bilmem bir iştahsızlık geldi bana..kaç kilo verdim ya da verdim mi hatırlamıyorum ama göbeğim falan gayet düz görünüyordu, doğum öncesi kıyafetlerime girebiliyordum..sadece iğrenç sarkık ve çatlak bir göbeğim vardı..sonra yavaş yavaş 8 kilo daha verdim..sonra yine aldım 3-5 bişiler, yine verdim..emziriyordum ve deli gibi açtım!
şu anki durum şu: arin'e hamile kaldığım kilodan 1 kilo fazlayım..yani artık "doğurdum ulen ben" bahanem yok, mis gibi kendi kilolarımla, yağlarımla başbaşayım!
yani diyorum ki, doğum kiloları gidiyor, eninde sonunda gidiyor..o yüzden hamilelikten önce zayıfsan doğumdan sonra da zayıf oluyorsun..artık çocuktan sonra kilo aldım diyenlere inanmıyorum..sarktım de, çatladım de, yaşlandım de ama kilo aldım deme, çünkü gidiyo anacım o kilolar..
şu an 20 kilo fazlam var..insanlara göre 10 kilo..koccaya göre 20-25 kilo..bana göre doğum kiloma geri dönsem keşke!
emzirme bitti, en büyük bahanem de elimden alındı böylece..zaman diyet zamanı..tabii ki her gün diyete başlıyorum ama öğlene doğru yalan oluyor benim diyetler..bi kere abur cubur seviyorum ve light kola bağımlısıyım..bir kaç ciddi diyet denemem de oldu, abur cubur yemedim, karbonhidrat yemedim, gazlı içecek içmedim vs. ve yine de belirgin bir kilo eksilmesi olmadı..tiroid problemim de var..o nedenle hazır emzirme de bitti en kısa sürede doktora tahlile gideceğim, bakalım belki var bişi kilo vermemi engelliyor..ama yoksa son bahanem de elimden alınacak demektir!
yazının başlığındaki sorunun cevabına gelirsek..cevap basit: homini gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak!
14 Ağustos 2015 Cuma
keşke..belki..
hani çocuk yetiştirme ile ilgili her şey neden annelerden soruluyor babalar da işin içinde olmalı falan diyorlar ya, haklılar..
ama ilk cümle bu olunca ben anlatmak istediğim şeye başlayamıyorum ki!
babaların işin içinde olması gerektiği bizim nesil annelerin ortaya çıkardığı bir mevzu..bizim bir - iki nesil üstümüzde çocuk yetiştirme ve baba kelimeleri bir araya gelmiyor..
bence eskiden kadınlar ev işlerine, temizliğe, yemeğe, evin erine ve onun ailesine hizmete falan bu kadar gömülmeselermiş şimdi çok daha iyi bir insanlık olurmuş..keşke geçmişte de kadınlar çocuktan sonra aslında en önemli işlerinin "çocuk" olduğunu kabul etselermiş..keşke erkekler kadınların üstlerine bin tane iş yüklemeselermiş..keşke bizim nesil de bu anlayışın az da olsa kırıntılarıyla büyümemiş olsaymış ve böyle arada kalmasaymış..
keşke keşke keşkeeee......
ama artık çevremdeki yeni annelere bakıyorum da akıllandık sanki..evet hala kendimizi paralıyoruz çocuğu, kocayı ve evi idare edelim diye..ama bir farkındalığımız da var artık..babadan yardım istemeyi öğrendik mesela..hayatın müşterek olduğunu kabul ettirdik er kişilere..
bazen etraftaki kötü insanlara bakıyorum..kötülük yapanlara, zarar verenlere..ve gerçekten acaba bizim bir - iki nesil öncemiz olan annelere çocuk dışında bu kadar çok sorumluluk yüklenmeseydi, rahat rahat çocuklarını yetiştirselerdi, çocuklarının sorunlarını fark edecek vakitleri ve ilgileri olsaydı, akşama ne yemek pişiricem derdinden çok "ne oyun oynasak?" diye düşünselerdi, çocuk ne anlar demeyip onunla sohbet etmeyi deneselerdi, temizlik temizlik temizlik diye yırtınmayıp biraz da kirletmeye tahammülleri olsaydı.. yani adam gibi, kesintiye uğramadan, kafalarına başka sorumluluklar dan dan vurulmadan çocuklarıyla ilgilenselerdi daha mı iyi olurdu şimdi insanlar? daha mutlu, huzurlu, problemsiz, vicdanlı bir nesil yetiştirebilirler miydi acaba?
hani diyorlar ya "ben olamadım oğlum/kızım olsun" ya da "ben yapamadım oğlum/kızım yapsın"; keşke yapsaymışsınız, olsaymışsınız ya..belki o zaman gereksiz ana baba hırsları olmadan büyütecektiniz çocuğunuzu..belki insanlık düzelecekti..
üf sıkıldım keşke ve belkilerden..
bizim çocuklarımıza "keşke" ve "belki"siz bir dünya bırakmak çok zor..aldığımız miras belli..
biraz umutsuz gibi oldu son cümle ama aslında umutsuz değilim..sadece sinir oluyorum toplumun saçma kurallarının ve rolllerinin bu kadar çok insanı etkilemesine..
zaten tam toparlayamadım da konuyu ama sen beni anlamışsındır bilogcan..
ama ilk cümle bu olunca ben anlatmak istediğim şeye başlayamıyorum ki!
babaların işin içinde olması gerektiği bizim nesil annelerin ortaya çıkardığı bir mevzu..bizim bir - iki nesil üstümüzde çocuk yetiştirme ve baba kelimeleri bir araya gelmiyor..
bence eskiden kadınlar ev işlerine, temizliğe, yemeğe, evin erine ve onun ailesine hizmete falan bu kadar gömülmeselermiş şimdi çok daha iyi bir insanlık olurmuş..keşke geçmişte de kadınlar çocuktan sonra aslında en önemli işlerinin "çocuk" olduğunu kabul etselermiş..keşke erkekler kadınların üstlerine bin tane iş yüklemeselermiş..keşke bizim nesil de bu anlayışın az da olsa kırıntılarıyla büyümemiş olsaymış ve böyle arada kalmasaymış..
keşke keşke keşkeeee......
ama artık çevremdeki yeni annelere bakıyorum da akıllandık sanki..evet hala kendimizi paralıyoruz çocuğu, kocayı ve evi idare edelim diye..ama bir farkındalığımız da var artık..babadan yardım istemeyi öğrendik mesela..hayatın müşterek olduğunu kabul ettirdik er kişilere..
bazen etraftaki kötü insanlara bakıyorum..kötülük yapanlara, zarar verenlere..ve gerçekten acaba bizim bir - iki nesil öncemiz olan annelere çocuk dışında bu kadar çok sorumluluk yüklenmeseydi, rahat rahat çocuklarını yetiştirselerdi, çocuklarının sorunlarını fark edecek vakitleri ve ilgileri olsaydı, akşama ne yemek pişiricem derdinden çok "ne oyun oynasak?" diye düşünselerdi, çocuk ne anlar demeyip onunla sohbet etmeyi deneselerdi, temizlik temizlik temizlik diye yırtınmayıp biraz da kirletmeye tahammülleri olsaydı.. yani adam gibi, kesintiye uğramadan, kafalarına başka sorumluluklar dan dan vurulmadan çocuklarıyla ilgilenselerdi daha mı iyi olurdu şimdi insanlar? daha mutlu, huzurlu, problemsiz, vicdanlı bir nesil yetiştirebilirler miydi acaba?
hani diyorlar ya "ben olamadım oğlum/kızım olsun" ya da "ben yapamadım oğlum/kızım yapsın"; keşke yapsaymışsınız, olsaymışsınız ya..belki o zaman gereksiz ana baba hırsları olmadan büyütecektiniz çocuğunuzu..belki insanlık düzelecekti..
üf sıkıldım keşke ve belkilerden..
bizim çocuklarımıza "keşke" ve "belki"siz bir dünya bırakmak çok zor..aldığımız miras belli..
biraz umutsuz gibi oldu son cümle ama aslında umutsuz değilim..sadece sinir oluyorum toplumun saçma kurallarının ve rolllerinin bu kadar çok insanı etkilemesine..
zaten tam toparlayamadım da konuyu ama sen beni anlamışsındır bilogcan..
10 Ağustos 2015 Pazartesi
çocukla tatil..çocuksuz tatil..
Allah'ım hepi topu 10 gün tatile gittim ve hem çocuklu hem çocuksuz hem de ebeveynli tatili tecrübe ettim..dar alanda paslaşan özel sektör çalışanı dramıdır bu!
tatilde bodrum'a annemle babamın yanına gittik..klasik ev tatiliydi..ya ben hep çocuklu ailelerden ev tatilinin ennnnn güzeli olduğunu duyardım, nasıl yalanmış be! bari tatildeyken ne yicek diye düşünmesem dedim mesela, gözümün önünden açık büfeler geçti.. ondan sonra sabahın 7sinde kalkan oğlumu denize götürebilmek için araba süren birisinin uyanmasını, ayılmasını ve kahvaltısını beklemeyeyim istedim, ah havuz olaydı dedim.. ne bileyim ya akşam yorgunluktan mayışıp evde takılacağımıza restorana inme bahanesiyle süslenip püsleneyim istedim..seneye herşey dahil bir otele gircem ve bir hafta önce de kimse beni çıkaramaz! o_O
çocuklu tatil nasıldı peki? yeaanii.....ege denizi önünde uzanmışken, masada patates kızartması ve muhtelif içecekler dururken, gölgede hafif bir meltem eserken sen 40 derece güneş altında, her bir yerinden ter atarak, toz toprak içinde otoparkta arabaları incelemek isteyen çocuğunun peşinde koşmak istersen çok güzel..ya da tekneden kendini çivileme atlamak suretiyle buz gibi turkuaz ege sularına atmışken çocuğunun "annem yok" ağlaması nedeniyle aynı hızla sudan çıkmak istersen tadından yenmez..ya da denizden dönüşte mayışmış oturmak isterken çocuğunla birlikte bahçe kapısını açıp kapatmak istersen, verandanın merdivenlerinden in çık yapmak istersen enfes.. :)
daha birçok örneğimiz var böyle..merhaba terrıbıl tu! :) arin denize girmek istemedi çünkü deniz gerçekten soğuktu..bir tek son gün girdi ve çıkmamacasına girdi! eşşek kafalı oğlum benim :)
çok şikayet eder gibi oldu bu yazı ama çook da güzeldi be bilogcan..bi kere özgürdü..kocaman bir bahçe içinde annemlerin evi..dilediği gibi dolandı orada..bir iki peşinden koşmayı sorun etmeyeyim artık ben de :) yeme içme konularında hiç sorun çıkarmadı..bizi tek zorlayan (ya da beni) arin'in araba merakı oldu..sürekli gittiğimiz yerlerde otoparka kaçtı..arabaları incelemek istedi.."şumayer" olmasını bekliyoruz ailecek ne diyeyim! ^.^
peki ya çocuksuz tatil? arin'i iki gece anane dedeye emanet edip koccayla muğla dalyan'a kaçtık..cennete..bir de kendimizi göcek sularına attık..denize girdiğim her koyda arin de burada yüzseydi dedim, umarım onunla da gideriz..pek çocuksuz değildik aslında, dilimizde hep arin vardı..zaten ikinci günün sabahı kahvaltıdan hemen sonra ayaklarımız mabadımıza vura vura bastık bodrum'a geri..nasıl özlemişiiiiiz.....
anlatacak romantik hikaylerim falan yok valla..koccayla başbaşa kalmayı çok özlemişim..ama aynı zamanda uyku ve televizyonu da özlemişiz! evet amaçsızca tv izledik! ve uyuduk!
ay bi de çılgın bodrum biiiiçlerinde elinde kova kürek yanında çocuk olmadan kumdan kale yapmaya çalışan dana kadar kadın bendim!
tatilde bodrum'a annemle babamın yanına gittik..klasik ev tatiliydi..ya ben hep çocuklu ailelerden ev tatilinin ennnnn güzeli olduğunu duyardım, nasıl yalanmış be! bari tatildeyken ne yicek diye düşünmesem dedim mesela, gözümün önünden açık büfeler geçti.. ondan sonra sabahın 7sinde kalkan oğlumu denize götürebilmek için araba süren birisinin uyanmasını, ayılmasını ve kahvaltısını beklemeyeyim istedim, ah havuz olaydı dedim.. ne bileyim ya akşam yorgunluktan mayışıp evde takılacağımıza restorana inme bahanesiyle süslenip püsleneyim istedim..seneye herşey dahil bir otele gircem ve bir hafta önce de kimse beni çıkaramaz! o_O
çocuklu tatil nasıldı peki? yeaanii.....ege denizi önünde uzanmışken, masada patates kızartması ve muhtelif içecekler dururken, gölgede hafif bir meltem eserken sen 40 derece güneş altında, her bir yerinden ter atarak, toz toprak içinde otoparkta arabaları incelemek isteyen çocuğunun peşinde koşmak istersen çok güzel..ya da tekneden kendini çivileme atlamak suretiyle buz gibi turkuaz ege sularına atmışken çocuğunun "annem yok" ağlaması nedeniyle aynı hızla sudan çıkmak istersen tadından yenmez..ya da denizden dönüşte mayışmış oturmak isterken çocuğunla birlikte bahçe kapısını açıp kapatmak istersen, verandanın merdivenlerinden in çık yapmak istersen enfes.. :)
daha birçok örneğimiz var böyle..merhaba terrıbıl tu! :) arin denize girmek istemedi çünkü deniz gerçekten soğuktu..bir tek son gün girdi ve çıkmamacasına girdi! eşşek kafalı oğlum benim :)
çok şikayet eder gibi oldu bu yazı ama çook da güzeldi be bilogcan..bi kere özgürdü..kocaman bir bahçe içinde annemlerin evi..dilediği gibi dolandı orada..bir iki peşinden koşmayı sorun etmeyeyim artık ben de :) yeme içme konularında hiç sorun çıkarmadı..bizi tek zorlayan (ya da beni) arin'in araba merakı oldu..sürekli gittiğimiz yerlerde otoparka kaçtı..arabaları incelemek istedi.."şumayer" olmasını bekliyoruz ailecek ne diyeyim! ^.^
peki ya çocuksuz tatil? arin'i iki gece anane dedeye emanet edip koccayla muğla dalyan'a kaçtık..cennete..bir de kendimizi göcek sularına attık..denize girdiğim her koyda arin de burada yüzseydi dedim, umarım onunla da gideriz..pek çocuksuz değildik aslında, dilimizde hep arin vardı..zaten ikinci günün sabahı kahvaltıdan hemen sonra ayaklarımız mabadımıza vura vura bastık bodrum'a geri..nasıl özlemişiiiiiz.....
anlatacak romantik hikaylerim falan yok valla..koccayla başbaşa kalmayı çok özlemişim..ama aynı zamanda uyku ve televizyonu da özlemişiz! evet amaçsızca tv izledik! ve uyuduk!
ay bi de çılgın bodrum biiiiçlerinde elinde kova kürek yanında çocuk olmadan kumdan kale yapmaya çalışan dana kadar kadın bendim!
Etiketler:
bodrum,
çocukla tatil,
çocuksuz tatil,
tatil
28 Temmuz 2015 Salı
bir devri kapattık..
arin'i 18. ayından beri memeden kesmeye çalışıyordum..önce dışarda emzirmeme kararı aldım..ancak evde, arabada, avmde akla hayale gelecek ve gelmeyecek her yerde emzirmeye devam ettim!
bir iki kere reddedeyim dedim..arin ağlaklaştı vazgeçtim..
bu arada sütte de bir azalma falan yoktu..bu sefer de "acaba çocuğun hakkını mı alıyorum?" diye vicdan yaptım..
olmadı neticede..
bi sürü öneri aldım insanlardan..sabırtaşı, sirke, salça, ayrı bir kaç gün vs..
memeye bir şey sürüp tiksindirme seçeneğini direkt elemiştim..çünkü üzerime çay dökmüştüm aylar önce ve göğsüm yanmıştı ve o iğrenç yaralı haline aldırmadan arin emmeye devam etmişti..yani adam tiksinmiyordu..
sabırtaşı içinse ne zaman niyetlensem boşveriyordum..
bir de arin emerek uyuyordu..ya uyumazsa korkusu da vardı tabii..
tatildeyken arin'i 2 gece ananesi ve dedesine emanet ettim koccayla başbaşa kalmak için kaçtık..yanımda sağma makinası falan da yoktu ve ben nedense arin emmezse süt de olmaz düşüncesindeydim..yanılmışım! iki gün mutant şeklinde gezdim..o sıcakta kendimi adaçayına vurdum, biraz rahatlattı..
neticede arin 2 tam gün hiç emmemiş olmuştu..dönünce bitirelim bu işi becerebilirsek dedik..
2 günün sonunda arin ile kavuştuğumuzda ilk iş emmek istedi..vermedim..azıcık mızırdandı ama çok da ısrar etmedi..2-3 kere daha denedi hemen biberonuna süt koyduk "aa büyüdü artık benim oğlum biberondan süt içiyoo" diye tezahüratlar eşliğinde içirdik..ertesi gün bir kere teşebbüs etti yok deyince döndü gitti..ama bu aralar ben hep yakası daha kapalı tişörtler falan giydim..
sonraki gün istemedi..ben de tamam bu iş oldu diyerek özlemini çektiğim rakı masasına oturdum! :) yalnız rakı süt yapıyormuş, kesin bilgi! o_O
bu süreçte arin'i öğlen ve akşam uykusuna annem yatırdı..uyurken emmek istebilir diye riske atmak istemedik süreci..bir haftaya falan olmuştu ve arin'i gece uykusuna ben yatırdım..aman Allah'ım nası güzeldi! koala gibi sarılmalar, kucağıma tırmanmalar, dizime yatmalar....mest oldum!
istanbul'a dönünce arin'i sürekli emzirdiğim koltuğa oturduğumda geldi yanaştı yine..ama emme refleksiyle yanaşmadı..tişörtümü çekti ve baktı, sonra da kapattı..sanırım yerinde olup olmadıklarına baktı ve kendince vedalaştı :)
şu an uykuyla ilgili tek sorunumuz arin uyuyana kadar benim de onun yatağına girmek zorunda olmam..tensel temas istiyor sanırım..ama o kadar tatlı sarılıyor ki, mırıl mırıl bişiler anlatıyor ki o yüzden hiiiç şikayetçi olamıyorum bu konuda :) sanırım biraz daha büyüyünce kendi kendine de uyumaya başlar..acelemiz yok..
bir hafta gerginlik yaşadım..sonra yavaş yavaş azaldı sanırım süt ama hala bitmedi..internette yazdığına göre bir seneyi de bulabilirmiş..olsun gerginliği gitti ya buna da şükür..
arin hep emmek istediğinde kucağıma gelirdi, veya ben kucağıma aldığımda hep emmek isterdi..şimdi kendiliğinden geliyor, sarılıyor, öpüyor....çok farklı bir sevgi tezahürü var bana karşı artık.. :)
çok duygusala bağlamadım ama hakikaten koca çocuk olmuş gibi geliyor..hele babası bir de saçlarını kestirdi, bebek saçları da gidince biraz fena oldum ama sağlıklı ya büyüyo ya, çok şükür!
düşündüğümden kolay ve acısız oldu..bir devir kapandı arinço ile..daha güzel oldu böyle bilogcan :)
ay bi de geçen gün başım çok ağrıdı..benim başım ara ara çok ağrır ve benim üstesinden gelemediğim tek ağrı başağrısıdır, öyle ki bugün başım çok ağrıyor deyip de günlük işlerine devam edenlere şaşırırım falan..ilaç içtim ağrının geçmesi için..valla çok büyük nimetmiş! :)
bir iki kere reddedeyim dedim..arin ağlaklaştı vazgeçtim..
bu arada sütte de bir azalma falan yoktu..bu sefer de "acaba çocuğun hakkını mı alıyorum?" diye vicdan yaptım..
olmadı neticede..
bi sürü öneri aldım insanlardan..sabırtaşı, sirke, salça, ayrı bir kaç gün vs..
memeye bir şey sürüp tiksindirme seçeneğini direkt elemiştim..çünkü üzerime çay dökmüştüm aylar önce ve göğsüm yanmıştı ve o iğrenç yaralı haline aldırmadan arin emmeye devam etmişti..yani adam tiksinmiyordu..
sabırtaşı içinse ne zaman niyetlensem boşveriyordum..
bir de arin emerek uyuyordu..ya uyumazsa korkusu da vardı tabii..
tatildeyken arin'i 2 gece ananesi ve dedesine emanet ettim koccayla başbaşa kalmak için kaçtık..yanımda sağma makinası falan da yoktu ve ben nedense arin emmezse süt de olmaz düşüncesindeydim..yanılmışım! iki gün mutant şeklinde gezdim..o sıcakta kendimi adaçayına vurdum, biraz rahatlattı..
neticede arin 2 tam gün hiç emmemiş olmuştu..dönünce bitirelim bu işi becerebilirsek dedik..
2 günün sonunda arin ile kavuştuğumuzda ilk iş emmek istedi..vermedim..azıcık mızırdandı ama çok da ısrar etmedi..2-3 kere daha denedi hemen biberonuna süt koyduk "aa büyüdü artık benim oğlum biberondan süt içiyoo" diye tezahüratlar eşliğinde içirdik..ertesi gün bir kere teşebbüs etti yok deyince döndü gitti..ama bu aralar ben hep yakası daha kapalı tişörtler falan giydim..
sonraki gün istemedi..ben de tamam bu iş oldu diyerek özlemini çektiğim rakı masasına oturdum! :) yalnız rakı süt yapıyormuş, kesin bilgi! o_O
bu süreçte arin'i öğlen ve akşam uykusuna annem yatırdı..uyurken emmek istebilir diye riske atmak istemedik süreci..bir haftaya falan olmuştu ve arin'i gece uykusuna ben yatırdım..aman Allah'ım nası güzeldi! koala gibi sarılmalar, kucağıma tırmanmalar, dizime yatmalar....mest oldum!
istanbul'a dönünce arin'i sürekli emzirdiğim koltuğa oturduğumda geldi yanaştı yine..ama emme refleksiyle yanaşmadı..tişörtümü çekti ve baktı, sonra da kapattı..sanırım yerinde olup olmadıklarına baktı ve kendince vedalaştı :)
şu an uykuyla ilgili tek sorunumuz arin uyuyana kadar benim de onun yatağına girmek zorunda olmam..tensel temas istiyor sanırım..ama o kadar tatlı sarılıyor ki, mırıl mırıl bişiler anlatıyor ki o yüzden hiiiç şikayetçi olamıyorum bu konuda :) sanırım biraz daha büyüyünce kendi kendine de uyumaya başlar..acelemiz yok..
bir hafta gerginlik yaşadım..sonra yavaş yavaş azaldı sanırım süt ama hala bitmedi..internette yazdığına göre bir seneyi de bulabilirmiş..olsun gerginliği gitti ya buna da şükür..
arin hep emmek istediğinde kucağıma gelirdi, veya ben kucağıma aldığımda hep emmek isterdi..şimdi kendiliğinden geliyor, sarılıyor, öpüyor....çok farklı bir sevgi tezahürü var bana karşı artık.. :)
çok duygusala bağlamadım ama hakikaten koca çocuk olmuş gibi geliyor..hele babası bir de saçlarını kestirdi, bebek saçları da gidince biraz fena oldum ama sağlıklı ya büyüyo ya, çok şükür!
düşündüğümden kolay ve acısız oldu..bir devir kapandı arinço ile..daha güzel oldu böyle bilogcan :)
ay bi de geçen gün başım çok ağrıdı..benim başım ara ara çok ağrır ve benim üstesinden gelemediğim tek ağrı başağrısıdır, öyle ki bugün başım çok ağrıyor deyip de günlük işlerine devam edenlere şaşırırım falan..ilaç içtim ağrının geçmesi için..valla çok büyük nimetmiş! :)
Etiketler:
21. ay,
arin,
emzirme,
memeden kesme,
sütten kesme
3 Temmuz 2015 Cuma
aklıma takıldı, neden doktoru aramak yerine haldır haldır internetten medet umuyoruz ki?
bazı anne çocuk portallarında ya da takipçisi fazla bloggerların sosyal medya hesaplarında sorular soranlar oluyor..
mesela,
bilmem nerede çocukla tatil yapan var mı?
bilmem ne okulu nasıl?
bilmem ne kadar aylık bebeğiniz neleri yapabiliyor?
bilmem ne kadar yaşında çocuğunuz hangi oyuncaklarla oynuyor?
x marka puset mi iyi yoksa y marka puset mi?
ve benzeri sorular..tabii ki bu soruların hiç bir zararı yok..hatta cevaplara göre gayet bilgilendirici ve yol gösterici olabiliyorlar..sonuçta sizden önce veya sizinle aynı anda benzer yollardan geçmiş olanların tecrübeleri gayet önemlidir her zaman..
ama mesela aynı platformlarda şu sorular da oluyor:
bebeğim 5 gündür kabız ne yapayım?
doktoruna sorsana!
ateşli çocuğa aşı yapılır mı?
doktoruna sorsana!
eyvah bebeğim yataktan düştü, ne yapacağım?
doktorunu arasana hemen!
ve benzeri bir çok sağlıkla ilgili ve hayati olabilecek sorular..
çok ciddiyim, fena halde aklıma takılıyor; neden çocuklarının doktoruna sormuyorlar? neden internette medet umuyorlar? hiç mi korkmuyorlar yanlış bir tavsiye almaktan, yanlış bir şey yapmaktan?
peki ya cevap verenler..onlar hiç mi çekinmiyorlar yanlış yönlendirmekten?
bırak her çocuğu her insan farklı..senin basit bir karın ağrısı dediğin şey bir başkasını kıvrandırabilir..en basitinden şöyle düşün; doğum sancısını dahi her kadın farklı tanımlıyor, kimisi regl sancısı gibi derken kimisi sancıdan kendimi kaybettim diyor..
çocuklarda da bu böyle..senin bebeğin 5 gün kaka yapmaz ama bir ağrısı sızısı olmaz ve kayısıydı, zeytinyağıydı vesaire derken hoop yapıverir, geçer gider..ama başkasının bebeği 5 gün kakasını yapamaz, kayısı önerirsin alerjisi çıkar, zeytinyağı dersin midesi tolere etmez ya da böbrekleriyle ilgili ciddi bir sorun vardır hooop yanlış yönlendirmiş olursun 1-2 güne mutlaka yapar diyerek..
tecrübe tabii ki önemli bir şey..ama sağlık konusunda insanlara bu kadar güvenmemek lazım..herkes uzman herkes doktor resmen..bir zahmet alın çocuğunuzu doktora götürün ya da doktorunu arayıp bir danışın hiç olmazsa..6 sene boyunca hastalarım bana değil başkalarına sorup dertlerine derman bulsunlar diye okumadı o insanlar..
mesela,
bilmem nerede çocukla tatil yapan var mı?
bilmem ne okulu nasıl?
bilmem ne kadar aylık bebeğiniz neleri yapabiliyor?
bilmem ne kadar yaşında çocuğunuz hangi oyuncaklarla oynuyor?
x marka puset mi iyi yoksa y marka puset mi?
ve benzeri sorular..tabii ki bu soruların hiç bir zararı yok..hatta cevaplara göre gayet bilgilendirici ve yol gösterici olabiliyorlar..sonuçta sizden önce veya sizinle aynı anda benzer yollardan geçmiş olanların tecrübeleri gayet önemlidir her zaman..
ama mesela aynı platformlarda şu sorular da oluyor:
bebeğim 5 gündür kabız ne yapayım?
doktoruna sorsana!
ateşli çocuğa aşı yapılır mı?
doktoruna sorsana!
eyvah bebeğim yataktan düştü, ne yapacağım?
doktorunu arasana hemen!
ve benzeri bir çok sağlıkla ilgili ve hayati olabilecek sorular..
çok ciddiyim, fena halde aklıma takılıyor; neden çocuklarının doktoruna sormuyorlar? neden internette medet umuyorlar? hiç mi korkmuyorlar yanlış bir tavsiye almaktan, yanlış bir şey yapmaktan?
peki ya cevap verenler..onlar hiç mi çekinmiyorlar yanlış yönlendirmekten?
bırak her çocuğu her insan farklı..senin basit bir karın ağrısı dediğin şey bir başkasını kıvrandırabilir..en basitinden şöyle düşün; doğum sancısını dahi her kadın farklı tanımlıyor, kimisi regl sancısı gibi derken kimisi sancıdan kendimi kaybettim diyor..
çocuklarda da bu böyle..senin bebeğin 5 gün kaka yapmaz ama bir ağrısı sızısı olmaz ve kayısıydı, zeytinyağıydı vesaire derken hoop yapıverir, geçer gider..ama başkasının bebeği 5 gün kakasını yapamaz, kayısı önerirsin alerjisi çıkar, zeytinyağı dersin midesi tolere etmez ya da böbrekleriyle ilgili ciddi bir sorun vardır hooop yanlış yönlendirmiş olursun 1-2 güne mutlaka yapar diyerek..
tecrübe tabii ki önemli bir şey..ama sağlık konusunda insanlara bu kadar güvenmemek lazım..herkes uzman herkes doktor resmen..bir zahmet alın çocuğunuzu doktora götürün ya da doktorunu arayıp bir danışın hiç olmazsa..6 sene boyunca hastalarım bana değil başkalarına sorup dertlerine derman bulsunlar diye okumadı o insanlar..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)