yazamıyorum..writer's block falan gibi havalı isimler verecek değilim bu duruma. sadece keyifsiz ve yorgunum bu aralar. içimden yazmak gelmiyor.
yazacak bir sürü şey var aslında. hem arin ile ilgili hem annelikle ilgili hem hayatla ilgili hem benimle ilgili ama canım istemiyor. günlerce uyuyasım var ya da kaçıp gidesim. yanıma sadece arin'i alıp kaçıp gidesim...
şimdi seni okuyan bekar ya da çocuksuz biri varsa bilogcan bu özgürlüğünün tadını çıkarsın. hayatında bir daha asla olmayacak çünkü!
ama......
hapşırırsın ve sana döner "okkata!" der..inanamayıp bi daha hapşırırsın yine "okkata!" der.."seninle beraber sen daha da çok yaşa!" dersin ve sürekli hapşırmak istersin.. ^.^
kahvaltı hazırlarken salondan "anneee" diye seslenir.."noldu oğlum?" dersin.."ıhh ıh" diye masadaki bişeyi işaret eder.."anlamadım yahu ne istiyon?" dersin "meynir!" der ve sen dünyadaki bütün peynirleri ona yedirmek istersin.. ^.^
masadayken elini kirletir.."peçet" der.. e harfi olmasa da olur, peçet dünyanın en doğru peçete telaffuzudur o an.. ^.^
banyo yaptırırken "şampun" der, şampuanı sana uzatır..köpürte köpürte seversin onu.. ^.^
tvde maç vardır..alakalı alakasız "guuul" diye bağırır..ligtv'yi 24 saat açasın gelir.. ^.^
sabah "nereye gidiyoruz oğlum?" diye sorarsın "okuuula" der..okul ne güzel şey dersin.. ^.^
markette bir anda "kokko kokko" der..koka kola dünyanın en tatlı içecek ismiymiş sanırsın.. ^.^
hani seni okuyan bekar veya çocuksuz biri varsa onun için özgür demiştim ya bilogcan; yok o öyle değil aslında..boyu 1 metre bile olmayan bir yer cücesi sana "anne" dediğinde sen kuş gibi uçuyorsun..kuşlar en özgürümüz değil midir biz canlılar arasında?!
18 Kasım 2015 Çarşamba
27 Ekim 2015 Salı
ayhh bana bişileer oluyoooo
bazı insanlar bloglarına falan bir gün boyunca neler yaptıklarını yazıyorlar. uyanıyorlar, kahvaltı yapıyorlar, alışverişe gidiyorlar, çocuklarıyla bir şeyler yapıyorlar, ailece bir geziyorlar, sonra eve gelip evi toparlıyorlar, yemek yapıyorlar, akşam yemek yiyorlar, çamaşırları makineye atıyorlar, kitap okuyorlar, makineye attıkları çamaşırları asıyorlar, keyif kahvesi içiyorlar, bir müddet kendileriyle başbaşa kalıyorlar, sonra da (yani sonunda!) yatıyorlar!
bunca şeyi bir günde nasıl yapıyorlar?!
ya haftaiçi 12 saat dışardayım..akşam 19:30 - 20:00 arası bir yerlerde eve geliyorum ve arin uyuduktan sonra ben pert! ben yok! ben servis dışı!
tamam, yukardaki örnek haftasonundandı.
haftasonları da ennnnn geç 07:30 arin komutan "koğuş kalk!" emrini veriyor. kocca bazen kalkar, bazen uyumaya devam eder. kahvaltı falan derken sabah saatleri nasıl geçiyor vallahi anlamıyorum, ışık hızı var o saatlerde!
sonra ev temizliği. kocca çok yardım ediyor temizlik konusunda (kocca sen benim herşeyimsin şak şak şak!!) 2 -3 saatte bitiyor ama ben de bitiyorum. sonra biraz gezme tozma olursa akşama yemek yok demektir, gezme tozma olmazsa da akşama uyduruk bir yemek var demektir. al işte gitti benim gün, bitti!
ya da..sabah uyanır uyanmaz evden çıkıyoruz. bir yerlerde kahvaltı falan sonra biraz tur atma derken eve gelmemiz öğleni geçiyor. yine derle topla temizle akşam yemeği falan ama benim enerji sıfırlanmış oluyor eve geldiğimizde. e yine gün bitti....
sanırım ben çok çabuk yoruluyorum. sürekli yatay pozisyonda olasım var. temizlik yapsam yemek yok, yemek yapsam gezme yok, mümkün değil birkaç işi birden bir günde yapamıyorum. ay ne birkaç iş ayol, iki işi birden bile yapmak zor geliyor.
ya bildiğimiz tembelim (sanırım öyle!) ya da zamanı etkin kullanma konusunda çook büyük problemlerim var.
insanların bir güne sığdırdıklarını duydukça depresyona giriyorum resmen yahu!
bak şöyle söyleyeyim bilogcan, kaç haftadır bu haftasonu bir kek yapayım diyorum, ulan bildiğimiz kek, dr.oetker karışımını alcam süt yumurta koycam bitcek ama üşendiğimden yapamıyorum!
bunca şeyi bir günde nasıl yapıyorlar?!
ya haftaiçi 12 saat dışardayım..akşam 19:30 - 20:00 arası bir yerlerde eve geliyorum ve arin uyuduktan sonra ben pert! ben yok! ben servis dışı!
tamam, yukardaki örnek haftasonundandı.
haftasonları da ennnnn geç 07:30 arin komutan "koğuş kalk!" emrini veriyor. kocca bazen kalkar, bazen uyumaya devam eder. kahvaltı falan derken sabah saatleri nasıl geçiyor vallahi anlamıyorum, ışık hızı var o saatlerde!
sonra ev temizliği. kocca çok yardım ediyor temizlik konusunda (kocca sen benim herşeyimsin şak şak şak!!) 2 -3 saatte bitiyor ama ben de bitiyorum. sonra biraz gezme tozma olursa akşama yemek yok demektir, gezme tozma olmazsa da akşama uyduruk bir yemek var demektir. al işte gitti benim gün, bitti!
ya da..sabah uyanır uyanmaz evden çıkıyoruz. bir yerlerde kahvaltı falan sonra biraz tur atma derken eve gelmemiz öğleni geçiyor. yine derle topla temizle akşam yemeği falan ama benim enerji sıfırlanmış oluyor eve geldiğimizde. e yine gün bitti....
sanırım ben çok çabuk yoruluyorum. sürekli yatay pozisyonda olasım var. temizlik yapsam yemek yok, yemek yapsam gezme yok, mümkün değil birkaç işi birden bir günde yapamıyorum. ay ne birkaç iş ayol, iki işi birden bile yapmak zor geliyor.
ya bildiğimiz tembelim (sanırım öyle!) ya da zamanı etkin kullanma konusunda çook büyük problemlerim var.
insanların bir güne sığdırdıklarını duydukça depresyona giriyorum resmen yahu!
bak şöyle söyleyeyim bilogcan, kaç haftadır bu haftasonu bir kek yapayım diyorum, ulan bildiğimiz kek, dr.oetker karışımını alcam süt yumurta koycam bitcek ama üşendiğimden yapamıyorum!
26 Ekim 2015 Pazartesi
düdük 2 yaşında!
Allah'ım daha ben elimde test şaşkın şaşkın baktığım sabahı hatırlıyorum, ne ara iki oldu bu çocuk?!
çok şükür sağlıkla büyüyor benim küçük adamım..
konuşma yok hala, taklit etmeye çalışıyor ama doğaçlama yaptığında pek anlamıyoruz ne dediğini :) boyu 93 cm olmuş, kilosu 15.300..kocaman bir çocuk oldu sanki..çok şükür bin şükür..
doğumgününü dışarda yaptık arinço'nun..ama adam kafenin kapısından girmedi, bütüüün gün dışarda dolaştı! o yüzden yine düzgün fotoğraflar yok..kısmet napalım..
çok kalabalıktı, ne çok seveni varmış yer cücesinin meğer..çok şükür :)
anlatacak pek bir şey yok..büyüyor..büyüdükçe ballanıyor..biz de büyüyoruz onunla..bakın iki olduk bile!
Allah uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür versin oğluma..hayatta herşey gönlünce olsun..
arin, çok seviyorum seni balböceğim! güzel yavrum, dünyammmmm!!!!!!!! iyi ki doğdun! iyi benim oğlum olarak doğdun! sen varsın ya, bu dünya o yüzden çook güzel, bu dünya o yüzden cennet! ömrüm benim, küçük sevgilim! beraber uzun yıllarımız olsun ve ben hep sana olan aşkımdan, sevgimden kafayı yiyeyim yıllarca! :) canımsın benim, canımın taaa içisin, canımın ta kendisisin! çok çok çooook seviyorum seni!!!!
çok şükür sağlıkla büyüyor benim küçük adamım..
konuşma yok hala, taklit etmeye çalışıyor ama doğaçlama yaptığında pek anlamıyoruz ne dediğini :) boyu 93 cm olmuş, kilosu 15.300..kocaman bir çocuk oldu sanki..çok şükür bin şükür..
doğumgününü dışarda yaptık arinço'nun..ama adam kafenin kapısından girmedi, bütüüün gün dışarda dolaştı! o yüzden yine düzgün fotoğraflar yok..kısmet napalım..
çok kalabalıktı, ne çok seveni varmış yer cücesinin meğer..çok şükür :)
anlatacak pek bir şey yok..büyüyor..büyüdükçe ballanıyor..biz de büyüyoruz onunla..bakın iki olduk bile!
Allah uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür versin oğluma..hayatta herşey gönlünce olsun..
arin, çok seviyorum seni balböceğim! güzel yavrum, dünyammmmm!!!!!!!! iyi ki doğdun! iyi benim oğlum olarak doğdun! sen varsın ya, bu dünya o yüzden çook güzel, bu dünya o yüzden cennet! ömrüm benim, küçük sevgilim! beraber uzun yıllarımız olsun ve ben hep sana olan aşkımdan, sevgimden kafayı yiyeyim yıllarca! :) canımsın benim, canımın taaa içisin, canımın ta kendisisin! çok çok çooook seviyorum seni!!!!
2 Ekim 2015 Cuma
emzirme haftası şenliklerle kutlanıyor!
yine bir emzirme haftasına geldik bilogcan. tüm yurtta ve dış temsilciliklerde anneler arasında şenliklerle kutlanıyor. beni pek ırgalamıyor artık zira emzirme defterini kapatmış bir anneyim.
farkındalık oluşması açısından böyle bir haftanın varlığı tabii ki güzel, gerçi herşeyin bir haftası var emzirmenin neden olmasın değil mi ama?!
yalnız haftayı kutlama biçimleri şahane!
gazete bir takım manken ve sosyetik ablaların fotoğraflarını gördüm, "onlar emzirdi siz de emzirin" diye de başlık atmışlar.
ne demek istemişler olabilir?
"bak, onların kocaları zengin, etrafları dolgun hatlı kadınlarla dolu ve onlar memelerinin göbeklerine kadar sarkma ihtimali olmasına rağmen yine de emzirdi, büyük risk! sen kim oluyorsun da orta direk halinle emzirmiyorsun?" mu demek istediler?
"bak, cumhuriyet tarihi boyunca alanında çok başarılı bir çok kadın var ama sen tuttun onlar yerine bu ablaları kendine rol model seçtin, bak onlar emzirmiş emzirmemek senin ne haddine?!" mi demek istediler?
"bak, bunların 7/24 yardımcıları var, çocuklarının boklu bezini bile çöpe kendileri atmıyorlar, doğumdan sonra da zaten bir anda aldıkları 45 kiloyu verebildiler yani insan değiller sen bu fani halinle onlar emzirirken emzirmemekten utanmıyor musun?" mu demek istediler?
ne salak bir reklam!
bir de meşhur soşıl selebriti annelerin etkinliği var. emzirme haftasını mama firmasının davetiyle kutladılar!
hoop gitti kafa!
mama firması lan! adamlar emzirme diye gözünün içine bakıyorlar sen onlarla bu haftayı kutluyorsun. valla kimin aklına geldiyse bu organizasyon tebrik ediyorum. :)
emzirmenin ilahlaştırılmasına karşıyım. bir tercihtir emzirme, bazen zorunlu bazen de keyfi ve kimse kimseyi emzirmediği ya da çok uzun emzirdiği için suçlayamaz. kimse kimsenin anneliğini bununla yargılayamaz.
şu an hamile olan ve bu konuda endişeleri olan kişilere tek diyeceğim;
arkadaşım sen şu an insan yapıyorsun. farkında mısın? dünyanın en güzel insanı içinde gün be gün büyüyor. varlığını öğrendiğin andan itibaren deli gibi fedakarlık yapmaya başladın zaten. en basiti miden senin sandığın yerde değil, iç organlarının yerinin değişmesini göze aldın karnında ona yer açmak için! emzirmek mi seni anne yapacak sanıyorsun? o senin rahmine tutunduğundan beri annesin sen. boşver süt gelir mi gelmez mi, dünyanın sonu değil. gelirse emzirirsin, gelirse ve emzirmek istemezsen de emzirmezsin, kimsenin buna karışmaya hakkı yok! kendi vücudunda bir insan büyütüyor olman zaten mucizenin ta kendisi. öperim göbeğinden!
farkındalık oluşması açısından böyle bir haftanın varlığı tabii ki güzel, gerçi herşeyin bir haftası var emzirmenin neden olmasın değil mi ama?!
yalnız haftayı kutlama biçimleri şahane!
gazete bir takım manken ve sosyetik ablaların fotoğraflarını gördüm, "onlar emzirdi siz de emzirin" diye de başlık atmışlar.
ne demek istemişler olabilir?
"bak, onların kocaları zengin, etrafları dolgun hatlı kadınlarla dolu ve onlar memelerinin göbeklerine kadar sarkma ihtimali olmasına rağmen yine de emzirdi, büyük risk! sen kim oluyorsun da orta direk halinle emzirmiyorsun?" mu demek istediler?
"bak, cumhuriyet tarihi boyunca alanında çok başarılı bir çok kadın var ama sen tuttun onlar yerine bu ablaları kendine rol model seçtin, bak onlar emzirmiş emzirmemek senin ne haddine?!" mi demek istediler?
"bak, bunların 7/24 yardımcıları var, çocuklarının boklu bezini bile çöpe kendileri atmıyorlar, doğumdan sonra da zaten bir anda aldıkları 45 kiloyu verebildiler yani insan değiller sen bu fani halinle onlar emzirirken emzirmemekten utanmıyor musun?" mu demek istediler?
ne salak bir reklam!
bir de meşhur soşıl selebriti annelerin etkinliği var. emzirme haftasını mama firmasının davetiyle kutladılar!
hoop gitti kafa!
mama firması lan! adamlar emzirme diye gözünün içine bakıyorlar sen onlarla bu haftayı kutluyorsun. valla kimin aklına geldiyse bu organizasyon tebrik ediyorum. :)
emzirmenin ilahlaştırılmasına karşıyım. bir tercihtir emzirme, bazen zorunlu bazen de keyfi ve kimse kimseyi emzirmediği ya da çok uzun emzirdiği için suçlayamaz. kimse kimsenin anneliğini bununla yargılayamaz.
şu an hamile olan ve bu konuda endişeleri olan kişilere tek diyeceğim;
arkadaşım sen şu an insan yapıyorsun. farkında mısın? dünyanın en güzel insanı içinde gün be gün büyüyor. varlığını öğrendiğin andan itibaren deli gibi fedakarlık yapmaya başladın zaten. en basiti miden senin sandığın yerde değil, iç organlarının yerinin değişmesini göze aldın karnında ona yer açmak için! emzirmek mi seni anne yapacak sanıyorsun? o senin rahmine tutunduğundan beri annesin sen. boşver süt gelir mi gelmez mi, dünyanın sonu değil. gelirse emzirirsin, gelirse ve emzirmek istemezsen de emzirmezsin, kimsenin buna karışmaya hakkı yok! kendi vücudunda bir insan büyütüyor olman zaten mucizenin ta kendisi. öperim göbeğinden!
29 Eylül 2015 Salı
büyüyor..
açtım yeni yayını öyle boş boş bakıyorum..yazacak hem çok şey var gibi hem de hiç bişi yok gibi..
arin kreşe yarım gün gitmeye başladı. sabah 8e doğru bırakıyorum öğlen 1de ananesi ya da babannesi alıyor. zor alıştı aslında ama alıştı gibi. sanırım alma saatine doğru uykusu geliyor, biraz huysuzlaşıyormuş. ama evdeyken bir buçuk ikiden önce uyumuyor. yoruluyor herhalde. bir ara yemek yemiyor diye bence şikayet, kreş dilinde ise geribildirim geldi. en sonunda aradım kreşi, dedim "yemiyorsa zorlamayın, tutup da size benim çocuğumu aç bıraktınız diye çemkirecek değilim." ama konuşmanın devamında öğrendim ki 8.30 gibi kahvaltı ediyorlarmış ve kahvaltısını çook güzel yapıyormuş, bir saat sonra falan da süt istiyormuş bir de süt içiyormuş üstüne. e dedim bu durumda 12 -12.30da yemek yemek istememesi normal, arin evdeyken de öğle yemeğini atlayabiliyor, uyku sonrasına kalabiliyor..neyse anlaştık çok şükür!
bunların dışında bir değişiklikler var arin'de..bildiğin büyüdü bilogcan! avanak avni gibi konuşuyor hala..al şunu, ver şunu, al anne, şu şu şuu en çok kullandığı kelimeler. sevgi böceği resmen. üzerimize atlıyor, bizimle boğuşmak istiyor. bizim yatağa tırmanıp iki seksen yatıyor ki boğuşalım onunla :) koltuğa çıkıyor ve arkasına atlıyor, ki bu hiiiiç keyifli değil, kıracak kafasını! mama sandalyesine oturmak istemiyor, normal sandalyeye oturmak istiyor. yemeğini kendi yemek istiyor ama önce yemeğini çatala takıyor, sonra çataldakini eline alıp ağzına atıyor :) sandalyeyi konsolun önüne çekip önce sandalyeye sonra da konsola tırmanıyor (sebep sonuç ilişkisi on numero!)
çok hareketli. ciddi çok hareketli! koltuk tepelerinde geziyor. tam bir erkek çocuğu işte. bir de eskiden yemesi için eline bir şey verdiğimde dolaşarak yerdi, şimdi oturuyor bir yere öyle yiyor. tost çok seviyor. tezgahtan kurabiye kavanozunu kendi alıyor, kapağını açıp tezgaha bırakıyor ve gidip salonda kavanozdan kurabiye yiyor :) ay bir dondurma yiyişi var, bittikten sonra suratını şöyle bir yalasan sen de yemiş olursun bilogcan! :) çok pis yemek yiyor ama çok eğleniyor :)
bir de, yürürken elimizi tutuyor!
arin kreşe yarım gün gitmeye başladı. sabah 8e doğru bırakıyorum öğlen 1de ananesi ya da babannesi alıyor. zor alıştı aslında ama alıştı gibi. sanırım alma saatine doğru uykusu geliyor, biraz huysuzlaşıyormuş. ama evdeyken bir buçuk ikiden önce uyumuyor. yoruluyor herhalde. bir ara yemek yemiyor diye bence şikayet, kreş dilinde ise geribildirim geldi. en sonunda aradım kreşi, dedim "yemiyorsa zorlamayın, tutup da size benim çocuğumu aç bıraktınız diye çemkirecek değilim." ama konuşmanın devamında öğrendim ki 8.30 gibi kahvaltı ediyorlarmış ve kahvaltısını çook güzel yapıyormuş, bir saat sonra falan da süt istiyormuş bir de süt içiyormuş üstüne. e dedim bu durumda 12 -12.30da yemek yemek istememesi normal, arin evdeyken de öğle yemeğini atlayabiliyor, uyku sonrasına kalabiliyor..neyse anlaştık çok şükür!
bunların dışında bir değişiklikler var arin'de..bildiğin büyüdü bilogcan! avanak avni gibi konuşuyor hala..al şunu, ver şunu, al anne, şu şu şuu en çok kullandığı kelimeler. sevgi böceği resmen. üzerimize atlıyor, bizimle boğuşmak istiyor. bizim yatağa tırmanıp iki seksen yatıyor ki boğuşalım onunla :) koltuğa çıkıyor ve arkasına atlıyor, ki bu hiiiiç keyifli değil, kıracak kafasını! mama sandalyesine oturmak istemiyor, normal sandalyeye oturmak istiyor. yemeğini kendi yemek istiyor ama önce yemeğini çatala takıyor, sonra çataldakini eline alıp ağzına atıyor :) sandalyeyi konsolun önüne çekip önce sandalyeye sonra da konsola tırmanıyor (sebep sonuç ilişkisi on numero!)
çok hareketli. ciddi çok hareketli! koltuk tepelerinde geziyor. tam bir erkek çocuğu işte. bir de eskiden yemesi için eline bir şey verdiğimde dolaşarak yerdi, şimdi oturuyor bir yere öyle yiyor. tost çok seviyor. tezgahtan kurabiye kavanozunu kendi alıyor, kapağını açıp tezgaha bırakıyor ve gidip salonda kavanozdan kurabiye yiyor :) ay bir dondurma yiyişi var, bittikten sonra suratını şöyle bir yalasan sen de yemiş olursun bilogcan! :) çok pis yemek yiyor ama çok eğleniyor :)
bir de, yürürken elimizi tutuyor!
8 Eylül 2015 Salı
7 hazirandan beri her gün şehit haberi geliyor..bir şehit iki şehit beş şehit..16 şehit..oysa 1 de çok büyük bir sayı, söz konusu insan hayatı olunca....
arin benim oğlum..canım kanım ömrüm dünyam herşeyim..vatanım..vermem oğlumu size! vermem!! elimden gelse bu memleketin hiç bir evladını vermem size! bu savaş bizim değil! bu savaş haksız! bu savaş namussuz! bu savaş bir insanın hırsına hizmet ediyor!
başlarım hırsınıza, sarayınıza, dört yüzünüze, koltuğunuza! alın be hepsi sizin olsun! hiç biri bu vatanın tek bir evladından kıymetli değil!
çekin ellerinizi evlatlarımızın üzerinden!
arin benim oğlum..canım kanım ömrüm dünyam herşeyim..vatanım..vermem oğlumu size! vermem!! elimden gelse bu memleketin hiç bir evladını vermem size! bu savaş bizim değil! bu savaş haksız! bu savaş namussuz! bu savaş bir insanın hırsına hizmet ediyor!
başlarım hırsınıza, sarayınıza, dört yüzünüze, koltuğunuza! alın be hepsi sizin olsun! hiç biri bu vatanın tek bir evladından kıymetli değil!
çekin ellerinizi evlatlarımızın üzerinden!
26 Ağustos 2015 Çarşamba
nasıl zayıflayamadım?
nasıl zayıfladım başlıkları deli gibi ilgi çekiyor..hele bir de doğum sonrası zayıflamaysa söz konusu olan of of off diyorum..
bu yazılarda tespitlerim şu şekilde..aslında tek bir tespitim var: doğum öncesinde zayıf bir insansanız doğurduktan sonra da zayıflıyorsunuz!
amaa benim gibi kilolu hamile kalmışsanız geçmiş ola! o_O
şimdi burada tabii ki de şu kadar kilo hamile kaldım, şu kadar kilo doğurdum şimdi de şu kadar kiloyum yazmicam! şu an kilomu sadece ben biliyorum ve inan bilogcan merak edilecek bir tarafı yok, çok sevimsiz..
dediğim gibi ben zaten kilolu hamile kaldım..üzerine de kilo aldım dolayısıyla..en son doktorda tartıldığımdan beş gün sonra doğum yaptım..hani doğum yapınca bebekti, suyuydu, ödemdi falan derken insanlar 7-8 kilo veriyorlarmış ya, yalan! eve gelir gelmez ilk iş tartıya çıktım ve sadece 4 kilo eksilmiştim..zaten arin 4 kilo doğmuştu! kesin içimde suyunu muyunu unuttular!!
ilk iki- üç hafta artık epiduralden mi yoksa uykusuzluktan mı yoksa şuursuzluktan mı bilmem bir iştahsızlık geldi bana..kaç kilo verdim ya da verdim mi hatırlamıyorum ama göbeğim falan gayet düz görünüyordu, doğum öncesi kıyafetlerime girebiliyordum..sadece iğrenç sarkık ve çatlak bir göbeğim vardı..sonra yavaş yavaş 8 kilo daha verdim..sonra yine aldım 3-5 bişiler, yine verdim..emziriyordum ve deli gibi açtım!
şu anki durum şu: arin'e hamile kaldığım kilodan 1 kilo fazlayım..yani artık "doğurdum ulen ben" bahanem yok, mis gibi kendi kilolarımla, yağlarımla başbaşayım!
yani diyorum ki, doğum kiloları gidiyor, eninde sonunda gidiyor..o yüzden hamilelikten önce zayıfsan doğumdan sonra da zayıf oluyorsun..artık çocuktan sonra kilo aldım diyenlere inanmıyorum..sarktım de, çatladım de, yaşlandım de ama kilo aldım deme, çünkü gidiyo anacım o kilolar..
şu an 20 kilo fazlam var..insanlara göre 10 kilo..koccaya göre 20-25 kilo..bana göre doğum kiloma geri dönsem keşke!
emzirme bitti, en büyük bahanem de elimden alındı böylece..zaman diyet zamanı..tabii ki her gün diyete başlıyorum ama öğlene doğru yalan oluyor benim diyetler..bi kere abur cubur seviyorum ve light kola bağımlısıyım..bir kaç ciddi diyet denemem de oldu, abur cubur yemedim, karbonhidrat yemedim, gazlı içecek içmedim vs. ve yine de belirgin bir kilo eksilmesi olmadı..tiroid problemim de var..o nedenle hazır emzirme de bitti en kısa sürede doktora tahlile gideceğim, bakalım belki var bişi kilo vermemi engelliyor..ama yoksa son bahanem de elimden alınacak demektir!
yazının başlığındaki sorunun cevabına gelirsek..cevap basit: homini gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak!
bu yazılarda tespitlerim şu şekilde..aslında tek bir tespitim var: doğum öncesinde zayıf bir insansanız doğurduktan sonra da zayıflıyorsunuz!
amaa benim gibi kilolu hamile kalmışsanız geçmiş ola! o_O
şimdi burada tabii ki de şu kadar kilo hamile kaldım, şu kadar kilo doğurdum şimdi de şu kadar kiloyum yazmicam! şu an kilomu sadece ben biliyorum ve inan bilogcan merak edilecek bir tarafı yok, çok sevimsiz..
dediğim gibi ben zaten kilolu hamile kaldım..üzerine de kilo aldım dolayısıyla..en son doktorda tartıldığımdan beş gün sonra doğum yaptım..hani doğum yapınca bebekti, suyuydu, ödemdi falan derken insanlar 7-8 kilo veriyorlarmış ya, yalan! eve gelir gelmez ilk iş tartıya çıktım ve sadece 4 kilo eksilmiştim..zaten arin 4 kilo doğmuştu! kesin içimde suyunu muyunu unuttular!!
ilk iki- üç hafta artık epiduralden mi yoksa uykusuzluktan mı yoksa şuursuzluktan mı bilmem bir iştahsızlık geldi bana..kaç kilo verdim ya da verdim mi hatırlamıyorum ama göbeğim falan gayet düz görünüyordu, doğum öncesi kıyafetlerime girebiliyordum..sadece iğrenç sarkık ve çatlak bir göbeğim vardı..sonra yavaş yavaş 8 kilo daha verdim..sonra yine aldım 3-5 bişiler, yine verdim..emziriyordum ve deli gibi açtım!
şu anki durum şu: arin'e hamile kaldığım kilodan 1 kilo fazlayım..yani artık "doğurdum ulen ben" bahanem yok, mis gibi kendi kilolarımla, yağlarımla başbaşayım!
yani diyorum ki, doğum kiloları gidiyor, eninde sonunda gidiyor..o yüzden hamilelikten önce zayıfsan doğumdan sonra da zayıf oluyorsun..artık çocuktan sonra kilo aldım diyenlere inanmıyorum..sarktım de, çatladım de, yaşlandım de ama kilo aldım deme, çünkü gidiyo anacım o kilolar..
şu an 20 kilo fazlam var..insanlara göre 10 kilo..koccaya göre 20-25 kilo..bana göre doğum kiloma geri dönsem keşke!
emzirme bitti, en büyük bahanem de elimden alındı böylece..zaman diyet zamanı..tabii ki her gün diyete başlıyorum ama öğlene doğru yalan oluyor benim diyetler..bi kere abur cubur seviyorum ve light kola bağımlısıyım..bir kaç ciddi diyet denemem de oldu, abur cubur yemedim, karbonhidrat yemedim, gazlı içecek içmedim vs. ve yine de belirgin bir kilo eksilmesi olmadı..tiroid problemim de var..o nedenle hazır emzirme de bitti en kısa sürede doktora tahlile gideceğim, bakalım belki var bişi kilo vermemi engelliyor..ama yoksa son bahanem de elimden alınacak demektir!
yazının başlığındaki sorunun cevabına gelirsek..cevap basit: homini gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)