Sayfalar

18 Aralık 2015 Cuma

mu ne?*

- mu ne?
+  ay bu neee diyo gördün müğğğğğğğ??? ay bi daha de arin!!!!! ay aşkım duydun muuuuuğğğğ? <3

- mu ne?
+ oyyy kurban olayım o dillere! araba yavrucum o araba..

- mu ne?
+ anneeem dillerini yiyiimm! kapı bebeğimmmm benim nası da güzel konuşuyooo! duydunuz muuğğ?!

- mu ne?
+ tabak tatlım..

- mu ne?
+ çatal arincim..

- mu ne?
+ yoğurt oğlum..

- mu ne?
+ saç.

- mu ne?
+ burun.

- mu ne?
+ kalem

- mu ne?
+ göbek.

- mu ne?
+ eşşeeğin z....öhöööm..defter çocuğum!

mu ne ooolum! mu nee! valla "neden" kısmına geçtiğimizde huni takacam!!!!

*mu ne = bu ne?

yalnız arinkuşum o kadar tatlı soruyosun ki aslında mu ne? diye :)

15 Aralık 2015 Salı

ulan iki yaş sendromu!

bir süredir arinço'nun akranlarının yaşadığı 2 yaş krizlerini dinliyorum/görüyorum. "aa bizde yok bu durumlar, arin'in davranışları normal. çocuk bu zaten tutturacak" falan diyordum. kontrol altında durum falan diye düşünüyordum.

ama bir gün arinkuşumla dışarı çıktık ve ben iki yaş krizi neymiş öğrendim!

böyle serin ama güzel bir gündü. arin bütün gün evdeydi ve azıcık hava alalım, parka uğrayalım, bir de marketten alacaklarımızı alalım dedim tuttum canavarımın elinden çıktım.

parka kadar elimi tutmaya devam etti. parkta bıraktı. buraya kadar tamam zaten. ama Allah'ım parkta bir koşturmacalar, kaydırağın tepesine çıkıp oturmadan kaymacalar.....ay ben hala "çocuk canım olcak o kadar" modundayım. evden çıkarken polyanna mı öptü beni naaptıysa artık?!

parkta hatırı sayılır bir süre geçirdikten sonra (hatırı sayılır süre ne dersen bilgocan, annenin artık "ehhyetterrebe" dediği süreye denk gelir) çıkalım dedim. polyanna'nın öpücüğü beni çok etkilemiş olacak ki "arin hadi gidiyoz oğlum" dediğimde arin de peşimden tıpış tıpış gelcek, elimi tutacak ve huşu içinde markete gitcez sandım.

polyanna'nın bu kazığını asla unutmicam! yazdım kızım bi kenara!

elimi tutmadı. zar zor parkın dışına çıktık. direndi direndi direndiiii..ve en sonunda şak diye yere oturdu! kalakaldım. "ulan eşşooolusu 32 yaşında kadınım ben oyuncak mı olcam elinde!" dedim ve ben de yere karşısına oturdum! parkın yanında camii var ve o gün de mevlüt varmış, Allahım o amcaların, teyzelerin bize bakışları! "kın kın kın" diye kınadılar resmen! neyse, oturdum "lanoolum derdin ne?" dedim. "hıgılbıgıltıgıl" anlattı bişiler. "evet yavrucum anlıyorum seni ama baba evde bekliyor, aç biiilaç, markete gitmemiz yemek yapmamız lazım" dedim. azcık sakinleşti, kalktı ve benimle aynı yönde yürümeye başladı. heh dedim şükür, bitti.

markete geldik. ordan oraya koşturdu, dolap kapaklarını açtı "koko koko" diye kolaları kaldırmaya çalıştı (evde kola içmeye son vermeliyiz sanırım o_O) bunlar zaten klasik arin davranışları. küçük mahalle marketi olduğundan ve onunla ilgilenmeye hevesli bir sürü abi ve ablalar olduğundan bir miktar rahat yapmış olabilirim alışverişimi hatta. kasada ödemeyi de yaptım ve polyanna'nın öpücüğünü hatırladım, "arin gel oğlum çıkıyoruz" diye seslendim. gelmedi! gel gelmem gel gelmem muhabbetimize dayanamayan kasadaki çocuk gitti, kucakladı ve getirdi. ve arin nasıl sakin kucağında, nasıl mutlu. ay dedim atlattık çok şükür! ve marketten dışarı çıktık. sonrası aşağıdaki fotoğraf işte!

14 Aralık 2015 Pazartesi

nostaljik pazartesi :)

bilogcan ayşe yeni bir olay başlattı. nostaljik pazartesi..yani her pazartesi eski yazılarımızdan birini paylaşacağız. bir nevi ig'deki #tbt.

nasıl paylaşacağımı tam olarak bilmiyorum o yüzden direkt kopyalıyorum :)

aşağıdaki yazıyı sana 21 şubat 2013 günü yazmışım..arin karnımdaymış ve ben bilmiyormuşum, erken uyumalarım/sızmalarım bundanmış :) ulan bi de bildiğin o iğrenç mısırdan aşermişim!!



bi of çeksem karşıki dağlara bi bok olmaz!

off be bilogcan fena darlandım..çok uykum var..böle mal mal bakıyorum etrafa..

dün tavuk gibi erkenden uyumuşum yine koltukta..muhteşem yüzyılı da izleyemedim :( haticemin halini hiç iyi görmüyorum, ne oldu ki acaba?!

şöle sağlam bi tatile çıksak..yesek yatsak, içsek yatsak..evet hep yatsak..

canım mısır istiyo hem de o dışarda soslu satılanlardan..ulan ben ondan nefret ederim halbuki!

annemleri özledim..bi haftadır falan görmüyorum..

bilogcan biliyo musun koccam bana evlenme teklifi etmedi..yani askerdeyken tuvalette benimle gizli gizli konuşurken "dönünce annenlere söyle de yapalım bu yaz bişiler" dedi..onu da evlenme teklifi sanıyor! amaan napalım dert mi bu da?! içses: dert tabii ya lan!

karnım çok acıktı!

bu hafta sanki çabuk geçti..baksana perşembe oldu bile..

havalar düzelse ya artık..

ama dün farkettim ki ben işten çıktığımda artık zifiri karanlık olmuyo..saat 6dan sonra hava kararıyo! yeay!

of valla fena darlandım! hade bye!

18 Kasım 2015 Çarşamba

hür.....

yazamıyorum..writer's block falan gibi havalı isimler verecek değilim bu duruma. sadece keyifsiz ve yorgunum bu aralar. içimden yazmak gelmiyor.

yazacak bir sürü şey var aslında. hem arin ile ilgili hem annelikle ilgili hem hayatla ilgili hem benimle ilgili ama canım istemiyor. günlerce uyuyasım var ya da kaçıp gidesim. yanıma sadece arin'i alıp kaçıp gidesim...

şimdi seni okuyan bekar ya da çocuksuz biri varsa bilogcan bu özgürlüğünün tadını çıkarsın. hayatında bir daha asla olmayacak çünkü! 

ama......

hapşırırsın ve sana döner "okkata!" der..inanamayıp bi daha hapşırırsın yine "okkata!" der.."seninle beraber sen daha da çok yaşa!" dersin ve sürekli hapşırmak istersin.. ^.^

kahvaltı hazırlarken salondan "anneee" diye seslenir.."noldu oğlum?" dersin.."ıhh ıh" diye masadaki bişeyi işaret eder.."anlamadım yahu ne istiyon?" dersin "meynir!" der ve sen dünyadaki bütün peynirleri ona yedirmek istersin.. ^.^

masadayken elini kirletir.."peçet" der.. e harfi olmasa da olur, peçet dünyanın en doğru peçete telaffuzudur o an.. ^.^

banyo yaptırırken "şampun" der, şampuanı sana uzatır..köpürte köpürte seversin onu.. ^.^

tvde maç vardır..alakalı alakasız "guuul" diye bağırır..ligtv'yi 24 saat açasın gelir.. ^.^

sabah "nereye gidiyoruz oğlum?" diye sorarsın "okuuula" der..okul ne güzel şey dersin.. ^.^

markette bir anda "kokko kokko" der..koka kola dünyanın en tatlı içecek ismiymiş sanırsın.. ^.^

hani seni okuyan bekar veya çocuksuz biri varsa onun için özgür demiştim ya bilogcan; yok o öyle değil aslında..boyu 1 metre bile olmayan bir yer cücesi sana "anne" dediğinde sen kuş gibi uçuyorsun..kuşlar en özgürümüz değil midir biz canlılar arasında?!

27 Ekim 2015 Salı

ayhh bana bişileer oluyoooo

bazı insanlar bloglarına falan bir gün boyunca neler yaptıklarını yazıyorlar. uyanıyorlar, kahvaltı yapıyorlar, alışverişe gidiyorlar, çocuklarıyla bir şeyler yapıyorlar, ailece bir geziyorlar, sonra eve gelip evi toparlıyorlar, yemek yapıyorlar, akşam yemek yiyorlar, çamaşırları makineye atıyorlar, kitap okuyorlar, makineye attıkları çamaşırları asıyorlar, keyif kahvesi içiyorlar, bir müddet kendileriyle başbaşa kalıyorlar, sonra da (yani sonunda!) yatıyorlar!

bunca şeyi bir günde nasıl yapıyorlar?!

ya haftaiçi 12 saat dışardayım..akşam 19:30 - 20:00 arası bir yerlerde eve geliyorum ve arin uyuduktan sonra ben pert! ben yok! ben servis dışı!

tamam, yukardaki örnek haftasonundandı.

haftasonları da ennnnn geç 07:30 arin komutan "koğuş kalk!" emrini veriyor. kocca bazen kalkar, bazen uyumaya devam eder. kahvaltı falan derken sabah saatleri nasıl geçiyor vallahi anlamıyorum, ışık hızı var o saatlerde!

sonra ev temizliği. kocca çok yardım ediyor temizlik konusunda (kocca sen benim herşeyimsin şak şak şak!!) 2 -3 saatte bitiyor ama ben de bitiyorum. sonra biraz gezme tozma olursa akşama yemek yok demektir, gezme tozma olmazsa da akşama uyduruk bir yemek var demektir. al işte gitti benim gün, bitti!

ya da..sabah uyanır uyanmaz evden çıkıyoruz. bir yerlerde kahvaltı falan sonra biraz tur atma derken eve gelmemiz öğleni geçiyor. yine derle topla temizle akşam yemeği falan ama benim enerji sıfırlanmış oluyor eve geldiğimizde. e yine gün bitti....

sanırım ben çok çabuk yoruluyorum. sürekli yatay pozisyonda olasım var. temizlik yapsam yemek yok, yemek yapsam gezme yok, mümkün değil birkaç işi birden bir günde yapamıyorum. ay ne birkaç iş ayol, iki işi birden bile yapmak zor geliyor.

ya bildiğimiz tembelim (sanırım öyle!) ya da zamanı etkin kullanma konusunda çook büyük problemlerim var.

insanların bir güne sığdırdıklarını duydukça depresyona giriyorum resmen yahu!

bak şöyle söyleyeyim bilogcan, kaç haftadır bu haftasonu bir kek yapayım diyorum, ulan bildiğimiz kek, dr.oetker karışımını alcam süt yumurta koycam bitcek ama üşendiğimden yapamıyorum!

26 Ekim 2015 Pazartesi

düdük 2 yaşında!

Allah'ım daha ben elimde test şaşkın şaşkın baktığım sabahı hatırlıyorum, ne ara iki oldu bu çocuk?!

çok şükür sağlıkla büyüyor benim küçük adamım..

konuşma yok hala, taklit etmeye çalışıyor ama doğaçlama yaptığında pek anlamıyoruz ne dediğini :) boyu 93 cm olmuş, kilosu 15.300..kocaman bir çocuk oldu sanki..çok şükür bin şükür..

doğumgününü dışarda yaptık arinço'nun..ama adam kafenin kapısından girmedi, bütüüün gün dışarda dolaştı! o yüzden yine düzgün fotoğraflar yok..kısmet napalım..

çok kalabalıktı, ne çok seveni varmış yer cücesinin meğer..çok şükür :)

anlatacak pek bir şey yok..büyüyor..büyüdükçe ballanıyor..biz de büyüyoruz onunla..bakın iki olduk bile!

Allah uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür versin oğluma..hayatta herşey gönlünce olsun..

arin, çok seviyorum seni balböceğim! güzel yavrum, dünyammmmm!!!!!!!! iyi ki doğdun! iyi benim oğlum olarak doğdun! sen varsın ya, bu dünya o yüzden çook güzel, bu dünya o yüzden cennet! ömrüm benim, küçük sevgilim! beraber uzun yıllarımız olsun ve ben hep sana olan aşkımdan, sevgimden kafayı yiyeyim yıllarca! :) canımsın benim, canımın taaa içisin, canımın ta kendisisin! çok çok çooook seviyorum seni!!!!
 

2 Ekim 2015 Cuma

emzirme haftası şenliklerle kutlanıyor!

yine bir emzirme haftasına geldik bilogcan. tüm yurtta ve dış temsilciliklerde anneler arasında şenliklerle kutlanıyor. beni pek ırgalamıyor artık zira emzirme defterini kapatmış bir anneyim.

farkındalık oluşması açısından böyle bir haftanın varlığı tabii ki güzel, gerçi herşeyin bir haftası var emzirmenin neden olmasın değil mi ama?!

yalnız haftayı kutlama biçimleri şahane!

gazete bir takım manken ve sosyetik ablaların fotoğraflarını gördüm, "onlar emzirdi siz de emzirin" diye de başlık atmışlar.

ne demek istemişler olabilir?

"bak, onların kocaları zengin, etrafları dolgun hatlı kadınlarla dolu ve onlar memelerinin göbeklerine kadar sarkma ihtimali olmasına rağmen yine de emzirdi, büyük risk! sen kim oluyorsun da orta direk halinle emzirmiyorsun?" mu demek istediler?

"bak, cumhuriyet tarihi boyunca alanında çok başarılı bir çok kadın var ama sen tuttun onlar yerine bu ablaları kendine rol model seçtin, bak onlar emzirmiş emzirmemek senin ne haddine?!" mi demek istediler?

"bak, bunların 7/24 yardımcıları var, çocuklarının boklu bezini bile çöpe kendileri atmıyorlar, doğumdan sonra da zaten bir anda aldıkları 45 kiloyu verebildiler yani insan değiller sen bu fani halinle onlar emzirirken emzirmemekten utanmıyor musun?" mu demek istediler?

ne salak bir reklam!

bir de meşhur soşıl selebriti annelerin etkinliği var. emzirme haftasını mama firmasının davetiyle kutladılar!

hoop gitti kafa!

mama firması lan! adamlar emzirme diye gözünün içine bakıyorlar sen onlarla bu haftayı kutluyorsun. valla kimin aklına geldiyse bu organizasyon tebrik ediyorum. :)

emzirmenin ilahlaştırılmasına karşıyım. bir tercihtir emzirme, bazen zorunlu bazen de keyfi ve kimse kimseyi emzirmediği ya da çok uzun emzirdiği için suçlayamaz. kimse kimsenin anneliğini bununla yargılayamaz.

şu an hamile olan ve bu konuda endişeleri olan kişilere tek diyeceğim;

arkadaşım sen şu an insan yapıyorsun. farkında mısın? dünyanın en güzel insanı içinde gün be gün büyüyor. varlığını öğrendiğin andan itibaren deli gibi fedakarlık yapmaya başladın zaten. en basiti miden senin sandığın yerde değil, iç organlarının yerinin değişmesini göze aldın karnında ona yer açmak için! emzirmek mi seni anne yapacak sanıyorsun? o senin rahmine tutunduğundan beri annesin sen. boşver süt gelir mi gelmez mi, dünyanın sonu değil. gelirse emzirirsin, gelirse ve emzirmek istemezsen de emzirmezsin, kimsenin buna karışmaya hakkı yok! kendi vücudunda bir insan büyütüyor olman zaten mucizenin ta kendisi. öperim göbeğinden!