Sayfalar

10 Şubat 2015 Salı

öyle delice bir aşk..

arin'im canım..canparem..güzel çocuğum..

sana sayfalarca yazılar yazasım var..anlatmak istediğim milyonlarca duygu var sana dair hissettiğim..insanın evladına olan sevgisi yazıya nasıl dökülür ki?!

bazen sana bakıyorum "acaba yeterince hissettirebiliyor muyum onu ne çok sevdiğimi ona?" diye soruyorum kendime..umarım hissedebiliyorsundur..

oyun oynarken bir anda bana dönüp bakıyorsun bi de gülüyorsun..acaba hissediyo musun o anlarda seni ne kadar çok sevdiğimi?

kucağıma almamı istiyorsun ve bi anda sarılıyorsun..o kadar çok seviyorum ki o hissi, sen de fark ediyor musun?

sen kucağımdayken, ayaktaysak göğsünü öpüyorum, seni biraz yukarıda tutup başımı göğsüne koyuyorum..öyle bir huzur ki o, sen de hissedebiliyor musun o huzuru?

seni yatağa, yere veya koltuğa yatırıp çılgınlar gibi mıncıklayıp öpüyorum ve sen en çok bunu ben yaptığım zaman kahkaha atıyorsun..o kadar eğlenceli ki, sence de öyle mi acaba?

gece uyandığında seni yanıma aldığımda biraz emiyorsun sonra da bana sırtını yaslıyorsun, sarmaş dolaş uyuyoruz..en güzel rüyaları ben bu anlarda görüyorum, sen de görüyor musun?

durmadan seni çok sevdiğimi söylüyorum..bildiğim bütün dillerde söylüyorum..sadece sana diil herkese "ben çocuğumu çok seviyorum" diyorum..farkındasın diil mi oğlum?

işteyken seni çok özlüyorum..hem de çok..ben evdeyken telefon çaldığında elini kulağına götürüp "alo" diyorsun ama ben yokken "anne" diyormuşsun..sen de özlüyorsun demek ki..

ama eve gelince beni kocaman bir gülümsemeyle karşılıyorsun ya..o karşılama nasıl anlatılır bilemiyorum..

öyle güzel öyle masum öyle içten bakıyorsun ki bana..bambaşka biri oluyorum..süper kahramanmışım gibi sanki..dünyanın en iyi insanıymışım gibi..hatam günahım yokmuş gibi sanki hiç..

ben sana baktıkça içimde havai fişekler patlıyor oğlum..kalbim daha hızlı atıyor, aklım uçup gidiyor..

çok kocaman çok seviyorum seni..dünyalar kadar..okyanuslar kadar..yıldızlar kadar..evren kadar..kimsenin kimseyi sevmediği kadar..

canımsın benim canımın en içisin..senden gelen herşey kabulüm oğlum..ben senin hep arkandayım, yanındayım, canındayım..sen benim hep minicik, ufacık, kocaman gülümseyen oğlumsun..sen geldiğinden beri, beni anne yaptığından beri, ben sana her baktığımda en sevdiğim sayı onbir, en sevdiğim ay ekim, en sevdiğim harf "A"..

güzel yavrum benim..arin'im..küçük adamım büyük aşkım..herşeyim..ruhum..dünyam..ömrüm..annen seni çok seviyor o kadar çok ki her gün aklını kaybediyor!

3 Şubat 2015 Salı

yardım?!

çocuk bakmak için kalabalık olmak mı gerekir? yani illa anane babane hala amca dayı teyze desteği falan mı gerekiyor?

ben çalıştığım için arinço'ma ananesi ve babanesi bakıyor..peki çalışmasaydım bu kadar sık yardıma gelecekler miydi? ya da gelmeleri gerekecek miydi? sanmıyorum..istemezdim de sanırım..

bazı insanlar etrafları kalabalık olsun istiyor çocuktan sonra..ona yardım edilsin istiyorlar..aynı apartmanda hatta evde yaşamak falan istiyorlar..bense tam tersiyim..çekirdek aile iyidir..kocca arin ve ben olalım evde, yeter..yanlış anlaşılma olmasın bilogcan, etrafımda bir sürü insan olmasını, geniş aile olmayı çok seviyorum ama kapımı kapatınca çekirdek aile olarak kalalım istiyorum..

arin her gün görsün ananesini, babanesini, dedelerini, dayısını, amcasını..bize gelsinler biz gidelim..ama onları görme nedeni benim yardıma ihtiyacım olması olmasın, arin için olsun..

bir çok insana göre çocuk konusunda çok şanslıyım, o yüzden çok kolay ahkam kesebiliyorum :) arin hep uyumlu, sakin, kolay bir bebek oldu..sadece artık çok çok hareketli yerinde durmayan bi çocuk olmak üzere :) ama yormuyor beni..arin'e bin kere "hayır annecim o ellenmez" demek yormuyor beni..bezini değiştirirken çıplak poposuyla koşmaya çalışması yormuyor beni..ya da ne bilim yemek yerken bi anda yemeği reddedip mızırdanması ve "oğlum ne istiyon ya?!" diye cevabını asla alamayacağım bir soruyu onlarca kez çaresizce sormak gerçekten yormuyor beni..

acaba şu herkeslerin pek bir kınadığı rahat anne sınıfına mı giriyorum? mesela arin geçen gün tv ünitesine tırmandı..tam üzerinde ünitenin rafı vardı..kıpırdamadım yerimden, "oğlum kafanı vurcan bak dikkat et" dedim..kafasını vurdu tabii :) ve ağlamadı, başka türlü geçmeyi denedi..bu beni rahat anne mi yapıyor şimdi? ya da geçenlerde avmdeyken yürümekten sıkılıp emeklemek istedi ve emekledi kısa bi süre (daha başka yerlerde de emeklemiş olabilir tabii o_O) bu beni rahat anne mi yapıyor peki?

kocca geçen gün "sen normal anneler gibi diilsin ki daha yediğinin çöpünü bile kaldırmıyorsun" dedi..(kınama amaçlı söyledi bilogcan cidden!) ama belki de sırf bu nedenle arin bu kadar sakin ve rahat bi çocuk?! koltuğun tepesine çıkınca "in çabuuk!" diye çığıran bi annesi yok onun, "oha arin oha arin oraya çıkabiliyo musun sen artık?!" diye sevinç kahkahaları atan bir annesi var :) ya da koskoca ve ağır pirinç kavanozunu tam ayağının dibine atarak kırdığında "ayyy oğlum naptın ya?! :(" diyen bir annesi yok onun, "ayy arin ödümü kopardın, dur bi yerine gelmesin! dur bakim eline batmadı dimi? eşşek seni, herkül gibi kaldırdın dimi kavanozu :)" diyen bir annesi var :)

gecenin bir vakti uyanınca ben arin'in odasına hiç "off"layarak girmedim..hep "ömrüm noldu rüya mı gördün?/geldim annecim" diyerek girdim mesela..ya da sabahın köründe uyanınca yine "off"lamadım (ondan gizli off çekmiş olabilirim bak ama sadece sabah uyanmalarında :) ) kalktım ben de onunla, güleryüzle..

çalıştığım için yardıma çok gereksinim duyuyorum..ama yazının başında kastettiğim yardım bu diil aslında..yani sürekli yardım gerekir miydi acaba arin'e ben bakıyor olsaydım? bi düzen otururdu sanki ya..

bu nası bi insan olduğunla alakalı..bazı insanlar düzeni sever, düzensizlik onları mutsuz eder ve çocukla sürekli düzen zor..bana fark etmez mesela, evin ortasına bomba düşse "amaan hadi çıkalım" diyebilen biriyim ben..

gerçekten önemsediğim ne biliyo musun bilogcan? arin..arin mutlu olsun, sağlıklı olsun, eğleniyor olsun, keyifli olsun..sadece bu..ben yorulmuşum, ev batmış bunlar hiç önemli diil..hani şimdi anneler benim saçım süpürge diil falan diyorlar ya..yok bilogcan benim saçım süpürge olsun oğluma..benim hayatta tek bir isteğim var arin güzel yaşasın, mutlu yaşasın, sağlıklı yaşasın..geri dönüp baktığında neşeli anları, eğlenceli bir anne - babayı, mutlu şeyleri hatırlasın..

ayın onbirinde arin 16 aylık olacak..ve ben 16 aydır yanımda arin ya da kocca olmadan hiç bir yere gitmedim, kuaför ve işyeri hariç..istemiyorum da..hayatta bana zevk veren herşeyde yanımda arin de olsun kocca da olsun istiyorum :)

neyse ne diyorduk..ben yardım istemezdim sanırım yani sürekli bir yardım istemezdim..bakalım büyüdükçe bu fikrim değişecek mi?

30 Ocak 2015 Cuma

ay ne yazayım?!

aslında gün içinde aklıma yazacak bir çok şey geliyor..mesela yine çalışan çalışmayan anne/çocuğa kim bakmalı falan tartışmaları başladı..sanki bu konuda çok şey yazmışım - söylemişim gibi geliyor, yazasım yok o yüzden..tek bir şey söyleyeceğim bilogcan; insan çalışmalı! kadın erkek ana bana fark etmez insan çalışmalı ki hayatını idame ettirebilsin! artık tarih öncesi çağlarda yaşamıyoruz erkekler avcı kadınlar toplayıcı diil maalesef, hayat gün be gün zorlaşırken aksini pek de düşünemiyorum..

neyse yazmicaktım bu konuda..

sonra arada bir (aslında sıklıkla) gerek instagramda gerek facebookta insanlarda atarlanmalar görüyorum.."hey sen! beni gizlice takip etmeyi bırak! beni kıskanıyorsun oh çatla!" falan gibi şeyler..geçenlerde yine böle şeyler okuyunca bi düşündüm acaba beni gizlice takip eden var mıdır, kıskanan birileri var mıdır diye..hayatımda atar yapmayı düşündüğüm kimse yok..büyümüşüm demek ki hayatla hesaplarımı kapamışım! hadi len! hesap mesap kapama falan bak bak bak laflara büyümüşmüş! işin aslı bilogcan ben hiç bir zaman insanları ciddiye almadım tam olarak..o yüzden bence ne kıskananım vardır ne de gizli takipçim :) aynı adamla 10 yıldır beraberim ayol, istikrarlı bi insanım neticede bi çok konuda :) o zaman diyorum ki "hey sen gizli takipçim varsan bi haber et len ben de iki atarlı cümle çiziktireyim eksik kalmayayım!"

bu konuda da yazmicam..

geçenlerde bir de çok takip edilen hesaplardaki takipçi kılığındaki müritlere takıldım..hani hemen avukatlaşıp savunmaya geçenler..takip ettiği kişiyi ilahlaştıranlar! ya hayat kısa canlarım ciğerlerim bi sakin olun demek istiyorum ama saldıracaklar diye tırsıyorum! Allah böyle şuursuzlardan korusun hepimizi ne diyeyim..

çok fazla yazacak bişi yok sanki bu konuda ha?!

dün televizyon izlerken bir illüzyoniste denk geldik..biliyo musun bilogcan ben sihirbazları izlemekten nefret ederim! çünkü çok ama çok vallahi cidden fena sinirleniyorum onları izlerken! ya nası yapıyolar ya nasııı?? ben çocukken bir partiye gitmiştik 23 nisan partisiydi..10 yaşında falanım..sermet erkin gösteri yapmıştı..beni de sahneye çağırmıştı..elimde iki top vardı bişiler yaptı ve o iki top onun cebindeydi! sonra yine bişiler yaptı ve o iki top elimdeydi! bak üzerinden 20 seneden fazla geçti belki de hala çözemedim! ay yemin ederim şu an yazarken bile sinirden ellerim titriyo! hayret bişi ya! düşünsene bilogcan arin bu işe merak sararmış yapıp yapıp bana hileleri söylemezmiş! Allah korusun!!!!

bu konu da kısır, hem bu sinirimi bilen "gizli takipçim" varsa beni deli edebilir açık vermeyelim :p

arin'den haberler vereyim diyorum ama bişi yok doğru düzgün..canı isterse yürüyo ama genelde emeklemeyi tercih ediyo..ali babanın çiftliğindeki kargaların "gak gak" dediğini iddia ediyor mesela, gidip görmedim bilemem..bi de berkay mı berksan mı neyse onun "gel gel gel gel çok özledim" diye bi şarkısı var, herifle birlikte birine "gel gel gel" diyo ama kime anlamadım, bana diyodur umarım! bizim yatağın üzerine çıkıyo yatak başına tutunup ayağa kalkıyor, bi - ki - üç dediğimizde hop diye kendini yatağa atıyo, ahhhh eriyorummm! elleriyle gözlerini kapatınca görünmez olduğunu sanıyor, "aa arin nerde yahu?!" diyince hemen kaldırıyor ellerini kahkaha atıyor, bayılıyorummm! yemek yerken durup dururken alkış yapıyor, bize de yaptırıyor.. ^.^ elinden tutup yürütünce kendi istediği yöne yöneltiyor, fizana giderim ben onunla! bi de çok güzel "anne" diyo! en güzel o "anne" diyor! <3

bu konuda sabahlara kadar fasikül fasikül yazabilirim ama yaşamak daha tatlı geliyor! :)

12 Ocak 2015 Pazartesi

yani şekerim işe gelince resmen dinleniyorum!

bunu söyleyen bir kadın guruhu var..ve bence gerizekalılar!

bazen haftasonları gerçekten yoruluyorum..hiç kalkmadan yarım saat oturayım istiyorum mesela..yemek yerken başkasına da yedirmeyeyim istiyorum..gözüm hep birisinin üzerinde olmasın istiyorum..ama yine de bir işe gideyim de dinleneyim demiyorum!

anneliğin kariyer olup olmadığını tartışıyoruz..değil diyoruz.."aa ne haddine bunu söyleyenin" diyoruz ama en ufak bir şeyde anneliğimizi kariyerimizle karşılaştırıyoruz..ya da bir anlık gaflet mi acaba?

bir kısım çalışan anne var ve daima evde oturup çocuk bakanların daha çok yorulduklarından, bir çayı bile sıcak sıcak içemediklerinden falan bahsediyorlar..ve bence, bak bilogcan çok açık söylüyorum, evde çocuklarına bakan, yaşamına, parasına, camiada ünlü olan annelere özendikleri için, onlara yaranmak adına böyle söylüyorlar! yoksa mümkün diil hem işte hem evde çalışan, bırak çocukluyu, çocuksuz bir kadının bile böyle söylemesi mümkün diil! yemezler cicim ben de çalışıyorum çünkü!

evet iş yerinde yarım saat kıçının üzerinde oturabiliyorsun..evet kahvenin dumanı daha ofisin tavanına varamadan içebiliyorsun..evet yemek de yiyebiliyorsun rahat rahat..ama başında sana patron olan normalde belki iki kelam etmeyeceğin birinin bazen  çoğunlukla gereksiz isteklerini, atarlanmalarını da çekiyorsun.."başkası" için iş yapıyorsun..firma sahibi sensen bilemem tabii, patronluk nasıl bişi ben yaşamadım!

kıçını iki seksen yaymış ofis sandalyesinde otururken önceden "schedule" edilmemiş ani bir "meeting" için derhal "aksiyon" alabiliyorsun da iki gün çocuğunun peşinden koştuğunda çok mu yoruluyorsun?

bak bilogcan..ben çalışan anne olmaktan memnunum..çok abartı vicdan azapları da yaşamıyorum bu konuda..bu benim işim ve ben çalışmalıyım, çocuğum için ya da ev geçindirmek için değil ben kendim için, bu dünyada var olabilmek için çalışmalıyım..yaşamak için para lazım, üretmek lazım, çalışmak lazım..

tamam daha bu sabah arin koynumda uyurken kalkıp işe gitmek zor geliyor diye söylendim..ama arin mutlu, arin sağlıklı, arin'e bir nebze de olsa daha iyi bir gelecek sağlayabilirim o yataktan kalktığımda..kendime de daha iyi bir gelecek sağlayabilirim..

ben pazartesileri işe gelince dinlenemiyorum maalesef..hafta sonu yorulmuşsam üzerine bir yorgunluk daha biniyor sadece..dinlenenler nasıl beceriyorlar hiç bir fikrim yok!

31 Aralık 2014 Çarşamba

merhaba yeni yıl hoşgeldin!

2014'e girerken beklentilerimi bir kağıda yazıp buzdolabına asmıştım..çok şükür gerçekleştiler..

2015'ten çok fazla bir beklentim yok..

2013 ve 2014 eksildiğim yıllar oldu, Allah 2015'te kimseyi başımdan eksik etmesin..

2013 çoğaldığım 2014 büyüttüğüm yıllar oldu.. Allah daha nicelerini göstersin..

arin'im canım oğlum ömrüm çok mutlu çok sağlıklı olsun..

ailem mutlu ve sağlıklı olsun..

aras'ım canım herşeyim beni çok sevsin..

2015 güzel bir yıl olsun..sevdiklerim benimle olsun..

başka da bir şey istemiyorum..

merhaba yeni yıl hoşgeldin!

17 Aralık 2014 Çarşamba

anlamadım bıbıcım!

tam bir sene geçti tarihi yolsuzluğun üzerinden..

merak ediyorum acaba bilal anladı mı neler olup bittiğini?

paraların "sıfırlanamayan" kısmı nereye gitti?

bu bir senede paraların üzerine yenileri eklendi mi?

çok ünlü muhterem san'atçımızın çocuğunun psikolojisi nooldu?

reza efendi cari açığı kapatabildi mi?

bakanın saatinin pili bitti mi?

"önünde yatılacaklar" listesine yeni kişiler eklendi mi?

şehrizar konaklarındaki yeni komşular hoşgeldine gelip gitti mi?

ayakkabı kutuları dolup taşmaya devam ediyor mu?

bu millet bütün bu olanları hala hatırlıyor mu?

bizim ülkemizde hırsızsan iş bulamazsın, kız alamazsın, saygı ve sevgi göremezsin..ama devletin en tepesine çıkabilirsin!

#hırsızvar

8 Aralık 2014 Pazartesi

pozitif doğum hikayesi

"şu an dört kilo..kafası da bu haftaya göre 2 cm büyük..ama sen de ufak tefek bi kadın diilsin..normal istiyorsan sorun yok ama sen bilirsin..karar senin.."

"yaa fahri bey ama tam 39. hafta bayram haftası..siz de burada yoksunuz ya sancım tutarsa.."

"sanmıyorum 40 haftayı doldurur bence..bayramdan önce de alabiliriz bi sorun yok ama karar senin..doğurturum ben seni.."

"hayır yani bari dalmaya gitmeseydiniz..yurtiçi olsaydı..şimdi ne gerek var ki tatil yapmanıza..ben eşinizi ikna ederim, valla! hayır denizin üzerinde olsanız neyse de denizin altında ulaşamam ki ben size! hem mısır karışık boşverin siz yeaa gitmeyiverin! :)"

"hahaha çok alemsin pelin! bekleyelim istersen korkacak bi durum yok"

sonuçta korktum! :) ya doktorum burada diilken sancım tutsaydı..yani arin dört kilonun altında olsaydı korkmazdım doktorumun burada olmamasından ama bu kadar büyük bebeği doğururken fahri beyden başkasına da güvenemezdim..

sonuçta o haftasonu yerde miyim gökte miyim anlamadan geçti..artık arin'i taşımak iyice zorlaşmıştı..oturamıyorum, kalkamıyorum, ödem ödem ödem....pazartesi tekrar gittim doktora annem de yanımda..

"cuma doğursam mı ben fahri bey?"

"sen bilirsin ben bişi diyemem..beklemek istersen bekleyelim bak yine söylüyorum.."

"ama ya dört kiloyu çıkaramazsam?"

"e o zaman sezaryene döneriz"

"peki ya siz yokken geleceği tutarsa?"

"ben seni çok iyi bir hekim arkadaşıma emanet edip gideceğim..korkma.."

"ay yok ya gelir melir..ben siz doğurtun istiyorum hem..doğurayım ben cuma günü!"

"dur o zaman ben bi aşağıyı arayayım müsait mi?"

....

"tamam cuma müsaitmiş!"

"fahri bey sabahın köründe getirtmeyin beni buraya ama uyayım ben sabah!"

"ok 12 nasıl?"

"iyi!"

"sabah 8de burada olcan ama"

"erkenmiş :) olsun gelirim..siz doğuma alana kadar uyurum yine nooolcak yea! he ama iki şartım var: bir, kocam yanımda olcak! iki, kafam yerinde olcak! kafa mühim!"

":)) hallederiz ikisini de!"

o günden itibaren cuma gününe kadar arin'i tehdit ettim..bak geliyosan gel yoksa cuma kesin geliyosun diye :) gelmedi..cuma günü geldi çattı..yok aslında perşembe günü geldi çattı!

"aşkımmmm bence bana bi gecelik daha almalıyız! pijamalarla rahat edemem tek gecelik de yetmezmiş!"

"tamam canım alalım"

"ama ben bi geceliğe yüz lira vermem..tüccarbaşında pazar var hadi pazara çıkalım!"

pazara çıktık..yüz lira vermedim tanesi on liradan cillop gibi iki gecelik aldım..ayrıca bi gecelik de pek ala yetti! :)

akşamında güzel bi yemek yedik koccayla..ama eve döndüğümüzde ikimizin de ağzını bıçak açmıyordu..dokuz doğuruyoduk! :)

"ay izleyip durma şu sezaryen videolarını sonra doğuma giremezsin ben tek başıma doğuramam!"

"ya bişi yok ki gircem ben!"

"amaan yatıyorum ben"

"tamam aşkım geliyorum ben de"

cuma sabah oldu..nası heyecanlıyız..e kolay mı ikiyken üç olcaz! onu aldık mı bunu aldık mı faslından ve arabaya giderken gördüğümüz herkese doğuma gidiyoruz dedikten sonra çıktık :)

bütün sevdiklerim yanımdaydı..odayı süsledik..her yerde balonlar..bi de komikli bi gözlük vardı onu taktık bekliyoruz işte anestezi uzmanı gelecek diye..

"şimdi pelin hanım belinizden yapacağız iğneyi..korkmayın kıpırdamamanız için sizi tutcaz.."

"kesin uyuşurum dimi hissetmem yani?"

"diş hekimleri uyuşturunca dudağınızı hissetmezsiniz ya bu da öle bişi"

"beni daha önce dişçi hiç uyuşturmadı..ben diş bile çektirmedim!"

"hönk! kesin uyuşursunuz korkmayın!"

sonra beni almaya geldiler..üç buçuk atıyorum ama çaktırmıyorum! güle oynaya indim ameliyathaneye..

"şimdi biraz yakacak iğne başta..bu ilk iğne o bölgeyi uyuşturmak için..epidurali bundan sonra takacağım..kımıldamamaya çalışın lütfen"

"tamam"

....

"taktınız mı?"

"evet!"

"e hissetmedim?!"

o andan itibaren bekledik ki ben uyuşayım..bacaklarım ağırlaşmaya başladı..ama ayak parmaklarımı oynatabiliyodum..

"ayak parmaklarımı oynatabiliyorum uyuşmadı?!"

buz değdirdiler bişi hissetmedim..uyuşmuşum..

doktorum geldi o arada..

"kocam nerde? fahri bey aras nerde? kesmeyin bak sakın o gelmeden! ya hissetmiyorum ki ya kesmiyosunuz dimi? aras gelsin öle başlayın bak kesmeyin sakın! kesmeee!!! :)"

"dur geliyo hazırlanıyo...hah geldi rahatla artık! :)"

"nerdeydin niye geç geldin? kesiyolar mı? napıyolar? bu örtüyü çekseler ya? hem niye geç aldılar seni?!"

"yahu geldim işte aşkım dur daha kesmediler! sakin :)"

"aşkım napıyolar? kestiler mi? ya bişi hissetmiyorum ki? ay fahri bey hani çekiştirmeleri bebek büyük diye çok hissedecektim napıyosunuz siz orada?"

"e ne güzel işte hissetmiyosun..bi de dört kilo diilmiş ne biçim rezil olacam sana!"

"dört kilo diilse bağlantılarını takın tekrar bayramdan sonra geliriz yine :)"

"ahahahaha"

uvaaaaaaaaa! en güzel ses! şimdiye kadar duyduğum en güzel ses!!!!!!

"ohaaaa martı mı doğurdum ben ya!!"

"hahahaha ayyy ne kadar kocaman bi bebek bu! maşallah!"

"doğdu mu? aşkım baksana!"

aras ayağa kalktı o ara heyecanla :)

"aras bey oturun lütfen.."

perdenin arkasından arin'i gördüm! ve hep merak ettiğim kordonu :)

"doğdu!!!!!!"

"aşkım güzel mi? aşkım napıyolar? getirsenize yahu? allalalaa çocuk benim diil mi napıyosunuz getirsenizee! :)"

"çok güzel aşkım dur temizliyolar sakin :)"

arin'i koynuma getirdiler..aras'ın eli elimde arin'in yanağı yanağımda..o an zaman dursaydı bence..sonsuza dek o anda kalsaydık......

odaya çıkarken kat hemşireleri beni gördüklerinde doğum yaptığıma inanmadılar..çünkü ben bıdır bıdır bişiler anlatıyodum ve beni getiren hemşireler kahkahadan kırılıyorlardı! zaten komik tepkilerim ve düşük çenem yüzünden ameliyathanede sürekli kahkaha sesleri vardı! akşamına da ayaklandım zaten..valla yarım saatliğine ameliyathanede bulundum askerlik anısı gibi her gördüğüme olanları anlattım hastanedeyken :)

siz pozitif doğum hikayeleri hep normal doğumlarda mı oluyo sanıyodunuz? bence bu anlattığım dünyanın en pozitif doğum hikayesi :)