Sayfalar

14 Haziran 2016 Salı

sistem

hamileyken hamilelik zor geliyordu. doğum yaklaştıkça doğum zor olur mu olmaz mı düşünceleri vardı. doğdu, emzirme zor geldi, uykumun bölünmesi zor geldi, bu kadar küçük bir varlığın bana bu kadar muhtaç olması zor geldi...daha unuttuğum ve zor gelen bir sürü şey olmuştur, eminim.


şimdi düşününce aslında en kolay zamanlarmış. büyüdükçe zorlaşıyor ama zorlaşan çocuk değil, şartlar, içinde büyümek zorunda olduğu toplum, ayak uydurmak zorunda kaldığı sistem...ohooo yani, çocuk haricindeki herşey daha da zorlaşıyor.




önceden, yani anne olmadan önce, çocuk yetiştirmeye başlamadan önce, herşeyi dışardan gördüğüm zamanlar çocuk bakımının maddiyatla fena halde ilişkili olduğunu düşünürdüm. yani paran varsa ohoooo bir sürü çocuk bakabilirsin derdim. pek de öyle değilmiş işin aslı..


yani evet, bezdi, mamaydı, okul masraflarıydı, ihtiyaçlarıydı, oyuncaklarıydı, yemesiydi, içmesiydi bunlar hep para.




ama para herşeye çare olmuyor çocuk yetiştirirken.




göz ardı etmemiz gereken bir canavar var: sistem.




sistem paran olsun olmasın çocuğunu istediğin gibi yetiştirmene müsade etmiyor.


sistem diyor ki, herşey ateş pahası, hele okullar, kurslar, çocuğunun sosyalleşmesi için gereken herşey ateş pahası ve sen buna eve giren tek bir maddi kaynakla yetişemezsin, sen de çalış diyor.


çalışıyorsun, geleceği için, okul taksidi için, kendin için.




sonra bir bakıyorsun sistem önüne iki seçenek koyuyor: ya çocuğunu sekiz saat bir binanın içine hapsedeceksin ya da yarım gün gidebileceği daha uygun fiyatlı devletin açtığı kurumlara vereceksin.


ama aynı sistem bu arada sana diyor ki, minimum sekiz saat çalışacaksın ve istanbul gibi bir şehide git gel üç saat yol yapacaksın, toplamda hayatının 11 -12 saatini bana satacaksın.




al işte çocuk ortada kaldı! şimdi para bunun neresinde duruyor?! ben para vererek çocuğumla benim aramızda kalan 3 -4 saatlik açığı satın alabiliyor muyum? hayır!




çok uzun, çetrefilli bir konu aslında bu. tartışmanın faydası var mı ondan bile emin değilim?!


bu boktan sistemi döndürenlerin en tepesindeki en az üç çocuk diyor. hiç çocuklu kadını yarım sayıyor. halbuki bak tek çocukla ne kadar "tamam"ız bu sistemde! yersen....

3 yorum:

Gulsah Onen dedi ki...

Çalışan anne olduğum süre boyunca en çok isyan ettiğim şey bu sistem oldu işte resmen kısır döngü içinde koşturuyoruz sonra 3 çocuk yap kır dizini evde otur diyorlar amaç bu zaten yazık :(

EQ dedi ki...

Kendi ziyniyetlerindeki insanlar cogalsin, kendileri cogalsin diye 3 cocuk deyip duruyor serefsizler. Ahh ahhh...!

Kendi tuzlari kuru tabii.

Allah kolaylik versin bu sistemin zorluklariyla, hayat sartlarinin zorluklariyla bogusan, o cocuklari büyütene , yetistirene kadar neler neler ceken analara, babalara...

cerenmus dedi ki...

Pelin bizimki zor bir coğrafya, iklim katı insanlar katı, cennet gibi ülkeyi berbat insanlarla tüketiyoruz. Türkiye'de yaşıyor olsaydım bırak şimdi ikinciyi, hiç çocuk yapabilir miydim diye düşünüyorum bazen. Sadece sistem değil, insanlar da bir tuhaf, herkes kendi hayatına bakacağına başkası ne yapmış, ne yapamamış hatta neyi bana göre yanlış yapmış aman karışayım derdinde. Daha adam olamamış, kadın olmak nedir atıp tutan bir baş var tepemizde ki baş değil başın belası ama onu seçen kim, halk. Dolayısıyla, sen ne kadar konuş, ne kadar kendi doğrunu yaşamaya kalk, bu sistemde dediğin gibi mümkün değil çünkü azınlıksın, senin doğruların azınlık..
Neyse uzattım, ben gittim o ülkeden ama kalbim hala orda atıyor tabii, yine doğduğun yerin özlemi geçmiyor. Fakat buraya gelince aile olmak, insan olmak falan bir "başka türlü birşey" oldu, değerlerim doğrularım önceliklerim değişti. Kendimi bu açıdan şanslı buluyorum ama bu şansı da kendim yarattım, çok büyük zor bir karar verdim. Bak kızım 3-5 kelimeyi saymazsan Türkçe konuşamıyor, kültürümü veremedim ama ne bileyim genel bir insanlık veriyorum o da bir başarı diyorum.. Yani bilmiyorum ya, nereye bağlayacağımı da unuttum.. Umarım seni mutlu eden şartlar ve insanlar çıkar karşına, umarım Arin'i dilediğin değerlerle büyütebilirsin, mutlu olur.. Sen imkanlar dahilinde bence elinden gelenin en iyisini yapıyorsun ve zorlansan da ortaya iyi bir iş çıkartıyorsun, gerisini boşver.. Su yolunu bulacaktır..